<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uncategorized &#8211; Piskolog İzmir</title>
	<atom:link href="https://www.psikologizmir.net/category/uncategorized/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.psikologizmir.net</link>
	<description>Psikolojik Danışmanlık ve Psikoterapi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Oct 2020 04:19:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.psikologizmir.net/wp-content/uploads/2020/10/cropped-psikolog-izmir-net-1-32x32.jpg</url>
	<title>Uncategorized &#8211; Piskolog İzmir</title>
	<link>https://www.psikologizmir.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuklarda Olumlu Davranış</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-olumlu-davranis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 08:24:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[pedaog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda Olumlu Davranışın Etkilieri Olumlu ebeveynliğin gücünü ne kadar erken yaşama geçirirseniz, çocuklar da o kadar çabuk karşılık verirler. Bu ... <a title="Çocuklarda Olumlu Davranış" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-olumlu-davranis/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-olumlu-davranis/">Çocuklarda Olumlu Davranış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuklarda Olumlu Davranışın Etkilieri</h2>
<p>Olumlu ebeveynliğin gücünü ne kadar erken yaşama geçirirseniz, çocuklar da o kadar çabuk karşılık verirler. Bu yöntemleri ilk uygulamaya başladığınızda itirazlarla, hayır cevapları ile sık sık karşılaşabilirsiniz. Çocuklar ya işbirliğine girmekten mutlu olacaklar ya da direnmek onları mutlu edecektir. Bu yöntemleri kullanmak sabır ve pratik gerektirir ancak zaman içinde alışarak ve alıştırarak doğal olarak kullanmaya başlarsınız. Çocuklar da olumlu ebeveynlik yaklaşımına alıştıkça bu yöntemler daha etkili olacaktır.</p>
<h3>Olumlu Davranışların Pekiştirilmesi</h3>
<p>Çocuklarda olumlu davranışların pekiştirilebilinmesi için öncelikle çocuğun yaşının gelişimsel özelliklerini bilmek gereklidir. Örneğin, 3 yaşına kadar çocuklar diğer çocuklar ile uyumlu bir şekilde oynayamazlar. Anne babalar 2 yaşındaki çocuklarını başka çocuklar ile oynamaları için bir ortam yaratmaya çalışırlarsa hayal kırıklığına uğrayabilirler çünkü çocukları bekledikleri uygun davranışı göstermeyebilir.</p>
<h3>Gerçekçi Beklentiler</h3>
<p>Aynı şekilde 2 yaşında bir çocuk ile gezmeye gidildiğinde çocuğun uzun süre yerinde oturmayacağı bilinmelidir. Anne baba olarak böyle bir beklentiye girmek aynı şekilde hayal kırıklıklarına ve gerginliklere sebebiyet verebilir. Çünkü bu iki durumda da tanımlanan davranışlar, çocuğun içinde bulunduğu yaş döneminden beklenilmeyecek becerilerdir. Bu sebeple gelişimini desteklemeye yönelik, gelişimsel özelliklerin takip edilmesi edilmesi ve buna uygun ortamların hazırlanması gereklidir.</p>
<p>Her yaş dönemine uygun yöntemi uygulamak önemlidir.</p>
<p>2 yaşındaki bir çocuğa ve 8 yaşındaki bir çocuğa farklı disiplin yöntemleri uygulamak gerekir.Dikkatini başka yere çekmek’ bebekler ve küçük çocuklar için etkili olabilir ama 4 yaşındaki bir çocuk için uygun olmayacaktır. Çocuğun içinde bulunduğu döneme özgü yapabilirlikleri önemlidir.</p>
<h3>Çocuğunuzu İyi Tanımak</h3>
<p>Anne babanın kendi çocuğunu iyi tanıması da büyük önem taşır.</p>
<p>Herhangi bir disiplin yöntemi belirli bir yaş aralığı için önerilebilir, ama anne babalar zaman içerisinde bazı yöntemlerin kendi çocuklarında etkili olmadığını veya bazı yöntemlerin ise çok etkili olduğunu keşfedeceklerdir.Aileler çocuklarının davranışlarının nedenlerini anlamaya çalışırlarsa, oluşan olumsuz bir davranışı değiştirmek için ne yapabileceklerini çok daha kolay bulabilirler. Örneğin çocuk yemek yemiyorsa belki çok yorgundur, belki hastalanmak üzeredir veya başka bir sıkıntısı vardır.</p>
<h3>Çocuğa Ulaşabilmek</h3>
<p>Önemli olan böyle bir durumda çocuğa ulaşılmasıdır. Her davranışın mutlaka geçerli bir nedeni olmayabilir, ancak eğer çocuğun yaptığı olumsuz davranışın çocuğa göre geçerli bir sebebi varsa, bunu bilmek çocuğa daha anlayışla yaklaşılmasını sağlayabilir.Çocukların davranışlarının bir veya birçok nedeni olabilir. Çocukların kendilerini ifade etme becerisi geliştikçe davranışın nedenini, çocukla birlikte bulup düzeltmeye çalışmak veya desteklemek önemlidir.</p>
<p>Anne baba çocuğun davranışının nedenine kendi karar vermemeli, nedeni çocuktan öğrenmeye çalışmalıdır. Ailenin düşündüğü neden çocuk için geçerli olmayabilir. Örneğin, gece yalnız yatmak istemeyen çocuğun kapris yaptığını düşünen anne aslında çocuğun gece korkuları yaşadığını gözden kaçırabilir.</p>
<h3>Çocuklar için güven duygusu</h3>
<p>Çocuklar için güven duygusu yaşamlarındaki temel ihtiyaçtır.Aileler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler. Fakat anne baba olmak, çocuk için güvenilen bir kişi olmayı beraberinde getirmez. Güven duygusu bebeklikten itibaren ihtiyaçların düzenli karşılanması ile gelişir. Çocuğa sıcaklık/sevgi göstererek, tutarlı davranarak ve ona karşı adil olarak gelişecektir. Anne babasına güvenen bir çocuk, kendisine sınırlar koyulurken onlara güvenecek ve dediklerini korkmadan yapacaktır.</p>
<h3>Çocukla İlişkide Tutarlı Olma</h3>
<p>Çocukla ilişkide tutarlı olmak çok önemlidir. Tutarlı davranıldığında hep aynı davranışa aynı tepki verilir. Belli bir davranışın kimi zaman hoş görülmesi kimi zaman da aynı davranış yüzünden ceza alınması çocukta çelişkiler yaratabilir. Yaptığı davranışın doğru mu, yanlış mı olduğunu kavrayamaz. Tutarlı davranışlar sergilemek, çocuğun olumlu davranışlar öğretmek ve pekiştirmek için gerekli olan bir özelliktir. Anne babalar istenmeyen davranışlara tepkilerinde zaman zaman farklı, tutarsız davranabilirler. Örneğin, bazen aynı davranış karşısında daha hoşgörülü, bazen ise daha sabırsız ve sert olabilirler.</p>
<h3>Çocuklarda Farklı Davranışların Sebepleri</h3>
<p>Farklı davranmanın birçok sebebi olabilir. Ebeveynin tavrını bazen davranışın nerede olduğu, o günkü ruh hali, çocuğun yaşı, kişiliği, kendilerine benzeyen/benzemeyen yönleri etkileyebilir. Örneğin, çocuk evde yemeğini döktüğünde kızılmıyordur ama misafirlikte dökerse kızılabilir.Anne keyifli olduğunda çocuğun evi dağıtmasını hoşgörebilir, sinirli olunduğunda ise kızılabilir.</p>
<p>Anne babanın ruh hali çocuğa karşı davranışı etkiliyebilmektedir. Anne baba arasındaki eğitim görüşlerindeki tutarlılık yani kullanılan yöntemlerde aynı dilin konuşulması önemlidir. Örneğin, bir davranış anne tarafından kabul edilemezken baba tarafından kabul ediliyorsa, çocuk kendi içinde çatışmalar yaşayabilir.Anne babanın çocuğa karşı tutarlı tepki ve davranışları, çocuğun olumlu davranışlar geliştirmesine yardımcı olacaktır.</p>
<h4>Örneğin,</h4>
<p>aile içindeki kurallar kendisine nedenleriyle aktarıldığı ve kuralları uygularken anne-baba tutarlı olduğu zaman çocuk da kurallara daha kolay uyacaktır. Aynı zamanda çocuğun iç denetim geliştirmesi de desteklenecektir.</p>
<h3>Ailenin Olumlu Model Olması</h3>
<p>Ailenin olumlu model olması önemlidir.Çocuklar çok iyi birer gözlemcidir ve hayatlarında tanıdıkları ilk kişiler aileleridir. Bir video kamera gibi tüm davranışlarını kayıt ederler. Ailelerin bunun farkında olmaları gerekir.Çocuktan yapması beklenen davranışları anne babanın kendi davranışlarıyla örnek olması işi kolaylaştıracaktır. Her evin düzeni ve düzen anlayışı kendine aittir. Ancak bu düzeni sağlayacak kural veya yasakların inandırıcı olması için annenin/babanın da onlara uyması gerekir. Örnek olmak çocuktan istenilen davranışların gerçekleşmesi için bir yoldur.</p>
<h4>İsteyin ama emretmeyin..</h4>
<p>Çocukların yaşamı emirlerle doludur. Düğmelerini ilikle, dişlerini fırçala, yemeğe gel vs. Ebeveynler çocuklarına sürekli olarak aynı şeyi söylemekten nasıl sıkılırlarsa çocuklar da aynı şeyleri duymaktan sıkılırlar. Tekrarlanan emirler iletişimi zayıflattığı gibi etkisini de yitirir.Talep etmenin ve sürekli bir isteği yinelemenin alternatifi sormak ya da rica etmektir. Örneğin; “Git ve oyuncaklarını topla” demek yerine “Gidip oyuncaklarını toplar mısın” denmelidir. “Yapar mısın” sözcükleri çocukların direnişlerini kırar ve onları olaya katılmaya davet eder.</p>
<h4>Uzun Açıklamalardan Kaçının:</h4>
<p>Ebeveynler olarak isteğinizi haklı çıkarmak için konumunuzu açıkladığınızda gücünüzü yitirirsiniz, çocuğun da kafası karışır. Halbuki çocuklara direnmenin bir sakıncası yoktur ve anne ve baba her zaman patrondur.</p>
<p>“Artık yatman gerekiyor, yarın zorlu bir gün olacak. Dişlerini fırçala” demek yerine sadece “Dişlerini fırçalayıp yatar mısın?” demek yeterlidir. Erken yatmanın daha iyi olduğunu vurgulamak istiyorsanız daha sonra, çocuğa sizinle işbirliği yaptığı için memnun olduğunuzu söyleyin. Çocuk yatağa girdikten sonra “Dişlerini ne güzel fırçalamışsın, yarına hazırlıklı olmak için şimdi bir güzel uyuyacaksın” diyebilirsiniz. Çocuklar iyi bir şey yaptıklarında küçük konuşmalara daha açık olurlar.</p>
<h4>Devamlı Öğüt Vermekten Kaçının:</h4>
<p>Birçok ebeveyn çocuklarının kendileri ile konuşmadıklarından yakınırlar. Bunun en önemli nedenlerinden biri, ebeveynlerin çok fazla öğüt ve ders vermeleridir. Davranışı güçlendirmek için iyilikler ya da kötülükler hakkında uzun söylevler verildiğinde çocuklar işbirliğinden uzaklaşırlar. Dokuz yaşından küçükler buna hazır değillerdir, dokuz yaşından büyükler ise bu vaazları dinlemezler. Çocuklara ya da gençlere kaç yaşlarında olurlarsa olsunlar, söylev vermenin tek zamanı, onlar böyle bir şeyi istedikleri zamandır. Çocuk sizden bilgi istemedikçe, söylev yada ders vermek daha fazla direnç yaratır.</p>
<h3>POzitif Ödüllendirme Yöntemi Kullanın</h3>
<p>Çocuğunuza doğru davranışlar öğretmek için en etkili yöntem pozitif ödüllendirmedir. Pozitif ödüllendirmeyi ödüllendirilen davranışın tekrarlanmasıdır. İki tür ödül vardır. Manevi ödül ve maddi ödül. Manevi ödül, takdir etme, öpmek, kucaklamak vb. Maddi ödüller ise çikolata, dondurma, oyuncak almak vb. ödüllerdir. Sisteme erken yaşta başlarsanız manevi ödüllerin çoğu zaman yeterli olduğunu maddi ödüllere ise bazen ihtiyaç duyulduğunu görürsünüz. Ödül sistemini belirlerken öncelikle aşağıdaki hangi tür davranışı değiştirmek istediğimize karar vermeliyiz.</p>
<ul>
<li>Kazandırmak istediğimiz davranışlar</li>
<li>Azaltmasını istediğimiz davranışlar</li>
<li>Onayladığımız ve devam etmesini istediğimiz davranışlar</li>
</ul>
<p>Eğer bir davranışı kazandırmak istiyorsanız öncelikle o davranışı nasıl yapacağını öğretmeniz gerekir. Örneğin, çocuğunuzun ders çalışma programının olmasını ve ödevlerini bu programa göre yapmasını istiyorsanız, öncelikle bu programın kendine ne tür kolaylıklar sağlayacağını anlatmalı ve programı birlikte yaparak nasıl uyacağı konusunda önerilerde bulunmalısınız. Çocuk programa uyduğu sürece hayatının kolaylaştığını görecek ve doğal olarak ödülünü alacaktır.</p>
<h4>Memnuniyetinizi İfade Etmek</h4>
<p>Fakat önerdiğiniz olumlu davranışı uygulamayı becerdiğini gördüğünüzü vurgulamak, memnuniyetinizi ifade etmek ve sevdiği istediği bir ödülle motive etmek bu davranışına devam etme olasılığını güçlendirecektir. Mesela ödevini zamanında yaptığında birlikte oyun oynamak, hafta sonu birlikte futbol maçı izlemeye gitmek gibi.</p>
<p>Eğer olumsuz bir davranışın azalmasını istiyorsanız yine ödüllendirme yöntemini kullanabilirsiniz. Örneğin odasını dağıtan bir çocuğun bu davranışını gözardı ederek ancak odasını topladığı zaman “Odanı topladığın için çok mutlu oldum” diyerek teşvik edebilirsiniz.</p>
<p>Bu yolla çocuğun yapmasını istemediğiniz davranışını görmezden gelir ancak bu davranışın olumlusunu yaptığı zaman ise takdir ederek çocuğun olumsuz davranışı bırakmasını, bunun yerine yaptığı olumlu davranışı tekrarlamasını pekiştirmiş olursunuz. Eğer çocuğunuz evde size yardımcı olduysa ona sarılıp öpebilir ya da “bu günlerde bana çok yardımcı oldun, hadi dondurma yemeye gidelim” diyebilirsiniz.</p>
<h4>Ödül Yöntemini Kullanırken Dikkatli Olmak Gerek:</h4>
<p>Sürekli ödül verdiğinizde çocuk ödüle bağımlı hale gelebilir ve ödül olmaksızın olumlu davranışı kazandırmak mümkün olmayabilir. Kazandırmak istediğiniz olumlu davranışı içselleştiremediği için ödülsüz ortamlarda zorlanablir. Ödül olmazsa yaptıkları işlerden zevk alamaz, başarı duygusunu tadamazlar. Övgü, not, özel ayrıcalıklar gibi ödüllerle çocukları motive etmek ve denetim altında tutmak onların içten gelen kendi motivasyonlarını zayıflatır ve etkinliklerden vazgeçmelerine neden olur.</p>
<h4>Çocuklar Yalnız Ödül Almak İçin Uğraşınca</h4>
<ul>
<li>Resmim güzel olmuş mu?</li>
<li>Ödevimi iyi yapmış mıyım?</li>
<li>ugün yaramazlık yaptım mı?</li>
<li>Odamı topladım gördün mü?</li>
<li>Tabağımdakilerin hepsini bitirdim. Daha çok tv izleyebilir miyim?</li>
</ul>
<p>Gibi soruları sıklıkla sorabilirler.</p>
<p>Övgü dış ödüldür ve çocuk üzerinde etkilidir. Sık övgü alan çocuklar anne babalarını mutlu edebilecek şeyler yapmayı, mutsuz edebilecek şeylerden kaçınmayı öğrenirler. Bazı anne babalar için bu çok istenen bir davranıştır; ama böyle çocuklar yeniliğe kapalı, kendi kendini yönetemeyen, yaratıcılığı gelişmemiş kişiler olmaya adaydırlar. Değişmekten çok uyumu öğrenirler. Yeni bir şey denemektense, kendilerine övgü getirecek kalıplara uyarlar.</p>
<h3>Övgü ve Takdir Farklıdır</h3>
<p>Çocukları takdir ettiğimizde yaptığı davranışın bizi olumlu etkilediğini, mutlu ettiğini ve hoşumuza gittiğini söylemiş oluruz. Anne babasının ya da öğretmeninin olumlu duygularını öğrenen çocuk bu şekilde davranmaya devam etmek ister. Daha fazla takdir görebilmek için diğer davranışlarını da değiştirmek için çaba sarfeder. Çocukları övdüğümüzde ise kişiliğine yönelik yorum yapmış oluruz, yaptığı davranışa yönelik değil. Bu gibi durumlarda çocuklar yapılan tüm yorumları kişiliklerine alırlar ve davranışı değiştirmek kolay iken kişiliği değiştirmek çok daha zordur.</p>
<p>Yani; sınavından çok iyi not almış çocuğa “aferin, sen sınıfın en akıllısısın” dediğimizde onu övmüş oluruz ve çocuk ya gerçekten sınıfın en akıllısı olduğuna kendisi de inanıp bu beklentileri karşılamak zorunda hisseder ve en ufak bir başarısızlık durumunda çok olumsuz etkilenir, ya da kendisi de sınıfın en akıllısı olduğuna inanmadığı için ebeveynine ve kendisine güveni azalır ve olumsuz davranışını değiştirmek için motive hissetmeyecek yahut da sürekli ebeveyn onayına ihtiyaç duyacaktır.</p>
<h4>Bu nedenle çocuğu takdir ederken;</h4>
<ul>
<li>Hangi davranışının olumlu olduğunu açıkça belirtmeli</li>
<li>Takdir çocuğun kişiliğine değil davranışı üzerine olmalı</li>
<li>Takdir ederken yetişkinler kendi duygularını belirtmeli</li>
<li>Takdirin sonunda “Hep böyle yap” mesajını vermemeli</li>
</ul>
<p>Örneğin evdeki sorumluluklarından biri akşam çöpleri dışarı çıkarmak olan bir genç ergen için annesi “ Her akşam çöpleri dışarı çıkararak evdeki sorumluluğunu hiç ihmal etmiyorsun.Bana çok yardımcı oluyorsun ve bunun için çok mutlu oluyorum.” Denilmesi,çocuğun bu sorumluluğunu hiçbir zaman atlamaması için gerekli olan takdir cümlesidir</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-olumlu-davranis/">Çocuklarda Olumlu Davranış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>WISC-R  Zeka Testi</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/wisc-r-zeka-testi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 08:14:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için zeka testi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[pedaog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=295</guid>

					<description><![CDATA[<p>WISC-R Zeka Testi Nedir? WISC-R çocuklar için zeka ölçeği, 6-16 yaş arası çocuklara ve ergenlere uygulanan bir zeka testidir. Her ... <a title="WISC-R  Zeka Testi" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/wisc-r-zeka-testi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/wisc-r-zeka-testi/">WISC-R  Zeka Testi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>WISC-R Zeka Testi Nedir?</h2>
<p>WISC-R çocuklar için zeka ölçeği, 6-16 yaş arası çocuklara ve ergenlere uygulanan bir zeka testidir. Her biri genel zeka bölümünü oluşturan birden fazla yeteneği ölçen WISC-R zeka ölçeği, 12 alt testten oluşmaktadır. Bu 12 alt test sözel bölüm ve performans bölüm olmak üzere ikiye ayrılan bir sınıflama da çocuğa sunulmaktadır.</p>
<p>Sözel bölümü oluşturan alt testler Genel Bilgi, Benzerlikler, Aritmetik, Sözcük Dağarcığı, Yargılama ve Sayı Dizisi’dir. Performans bölümündeki alt testler ise Resim Tamamlama, Resim Düzenleme, Küplerle Desen, Parça Birleştirme, Şifre ve Labirentler’dir.</p>
<h3>WISC-R Zeka Testi Niçin Yapılır?</h3>
<p>WISC-R Zeka Testi genel zeka bölümü hakkında bir yorumlama yapabilmemizi sağlarken, çocuğun test esnasındaki davranışları ve sorulara verdiği yanıtları da birebir gözlemleme şansını sunduğu için davranış problemleri ve ileride oluşabilecek kişilik bozukluklarının tahmin edilebilmesine de yardımcı olmaktadır.</p>
<p>Yetkili kurumlardan eğitim almış ve ehliyetlendirilmiş psikolog ünvanı olan deneyimli bir wisc-r uygulayıcısı yaşantısal gözlemleriyle birlikte bu sapmaları yorumlayabilir ve muhtemel patolojileri tespit edebilir.</p>
<p>WISC-R zeka testi, zeka ile ilgili pek çok değişkenin ve pek çok davranış probleminin tanısını koymamıza yardımcı olacak bilgiler içermektedir.</p>
<h3>WISC-R İle Nelere Tanı Koyabiliriz?</h3>
<p>WISC-R zeka testi uygulaması ile gözlenebilen ve tanısı konulabilen durumlar:</p>
<ul>
<li>Öğrenme güçlüğü (disleksi, diskalkuli ve/veya disgrafi gibi bozuklukların var olup olmadığı)</li>
<li>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu</li>
<li>Akademik başarısızlık (ders başarısızlığı)</li>
<li>Algılama güçlüğü</li>
<li>Okula uyum güçlükleri</li>
<li>İçe kapanıklık, sosyal kaygılar</li>
<li>Okul fobisi</li>
<li>Özgüven eksikliği</li>
<li>İletişim güçlükleri</li>
<li>Sınav kaygısı</li>
<li>Enürezis(idrarını altına kaçırma)-enkoprezis (dışkısını altına kaçırma)</li>
</ul>
<p>Saldırganlık, inatçılık, karşıt olma-karşıt gelme bozukluğu, dürtü kontrol bozuklukları, evden-okuldan kaçma.. gibi sorunların zeka düzeyi ile bağlantılı olup olmadığının tespit edilmesinde WISC-R Zeka Testi’nin yordayıcı gücünden yararlanılmaktadır.</p>
<h3>WISC-R Zeka Testi İzmir</h3>
<p>Üstün yetenekli çocuklara eğitim veren resmi okul ve kurumlar yalnızca Wisc-r zeka testi sonuçlarına göre öğrenci kabul etmektedirler. Wisc-r zeka testi uygulamasını merkezimizde sertifikalı uzman psikologlar yapmaktadır. Wisc-r zeka testi ile çocuğunuzun zihinsel gelişimini bilimsel sonuçlarla takip edebilir ve zeka seviyesine uygun yönlendirme ve rehberlik yapabilirsiniz.</p>
<p>Merkezimizde yapılan wisc-r zeka testi sonucunu 2 gün içerisinde rapor olarak alabilirsiniz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/wisc-r-zeka-testi/">WISC-R  Zeka Testi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrenme Bozukluğu</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/ogrenme-bozuklugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 07:07:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Disgrafi]]></category>
		<category><![CDATA[Diskalkuli]]></category>
		<category><![CDATA[Disleksi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenme Bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenme Güçlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda Öğrenme Bozukluğu Özgül öğrenme güçlüğü, beynin bilgiyi algılama, işleme, depolama ve kullanma becerisini etkileyen nörolojik bozukluklar olarak da tanımlanabilir. ... <a title="Öğrenme Bozukluğu" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/ogrenme-bozuklugu/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/ogrenme-bozuklugu/">Öğrenme Bozukluğu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuklarda Öğrenme Bozukluğu</h2>
<p>Özgül öğrenme güçlüğü, beynin bilgiyi algılama, işleme, depolama ve kullanma becerisini etkileyen nörolojik bozukluklar olarak da tanımlanabilir. Zihinsel gelişim devam etmesine karşın, okuma yazma, matematik ve diğer akademik işlevlerde ortaya çıkan yapısal ve gelişimsel bir sorundur.Bu bozukluk okul çağı çocuklarının %10-20’sinde görülmektedir. Özgül öğrenme bozukluğu olan çocukların %20-25’inde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da(DEHB) görülebilmektedir.</p>
<h3>Öğrenme Güçlüğünün Nedenleri?</h3>
<p>beyin hasarları, gelişimsel bozukluklar,genetik etkenler,algısal bozukluklar veya nörolojik bozukluklara bağlı olabilir. Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklar,</p>
<ul>
<li>Genel becerilerindeki bozukluk yaşarlar.</li>
<li>Zeka düzeyleri normal veya normalin üstündedir.</li>
<li>Hiperaktif olabilirler.</li>
<li>Dikkatleri kısa sürelidir, kolayca dağılır.</li>
<li>Konsantrasyon sorunları vardır.</li>
<li>İşitsel algı sorunları yaşayabilirler.</li>
<li>Yönergeleri unutur,dinlemiyor görünürler.</li>
<li>Dokunarak ayrımlaştırmada güçlük çekerler.</li>
<li>Organizasyon bozukluğu vardır,zamanı iyi kullanamazlar.</li>
<li>Sosyal ve duygusal sorunlar yaşarlar</li>
</ul>
<p>Özgül öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarının bu belirtileri ,çoğunlukla okula başlamaları ve ilköğretimin ilk senesinde öğrenme sorunları ile kendini gösterir. Öğretmenler çocukta zeka geriliği olduğundan şüphelenir, ancak bu bozukluğun zeka ile ilgisi yoktur.</p>
<h2>Disleksi Nedir?</h2>
<h4>Okuma Öğrenme Güçlüğü</h4>
<p>En sık görülen öğrenme bozukluğu disleksidir. Yazılan kelimeleri okumada ve anlamada güçlük olarak algılanabilir.Çocuğun okul çağına geldiğinde okumada zorluk yaşamasıyla anlaşılabilir.Disleksi sorunu yaşayan çocukların okumaları yavaştır,akıcı okuyamaz, duraklar ve harf harf okurlar.Okurken kelimeleri kısaltabilir ve sonunu tahmin ederek okuyabilirler.</p>
<p>Ritm ve tonlamaları bozuk olabilir.Satırı takip edemez, satır başına geçerken zorlanırlar.İçlerinden okumak yerine mırıldanarak sesli okumayı tercih edebilirler.Okuduklarının anlamını çıkarmakta güçlük çekerler. Okul öncesi dönemdeki çocuklarda disleksi ise çocuktan çocuğa da farklılık gösterebilir.</p>
<p>Çocukta motor becerilerde yetersizlikler,kavram öğrenmekte zorlanma,konuşmada gecikme ve konuşma bozukluğu belirtilerin başlıcalarıdır. Disleksi erkek çocuklarda kızlara oranla 3-4 kat daha fazla görülmektedir</p>
<h3>Diskalkuli Nedir?</h3>
<h4>Matematik Öğrenme Güçlüğü</h4>
<p>Sayısal ilişkileri kavramada, hesaplamada, sayısal sembolleri tanıma, kullanma ve yazmada açığa çıkan bozukluk ve yetersizliktir.Diskalkuli sorununu yaşayan çocuklar matematik işlemlerini yapmakta zorlanırlar ve yavaştırlar.</p>
<p>Sayıları yanlış yazar, yerlerini değiştirebilirler.Aritmetik sembolleri tanımakta ve geometrik şekilleri kavramakta zorlanırlar.Çarpım tablosunu öğrenmekte zorluk yaşar ,çarpa bölme işlemlerini yapamazlar.Problem çözerken bağlantı kurmakta zorlanırlar.</p>
<h3>Disgrafi Nedir?</h3>
<p><strong>Yazılı Anlatım Bozukluğu</strong></p>
<p>Bu çocuklar, Kelime, cümle oluşturup yazıya dökmede sorun yaşarlar.El yazıları okunaksızdır.Gördüğü harf, kelime, sayıları yazabilmek için gerekli hareketleri yapamazlar. Bazı harf ve sayıları ters yazarlar. (b-d, d-t, m-n, g-y, f-v, b-p, g-k, c-ç, 2-5, 6-9, 12-21) Görmeyle hareketleri arasında koordinasyonu sağlayamazlar.Defterin hangi satır ve yönünü kullanacağını bilmezler.İşittiklerini hareketlerine geçiremezler.</p>
<p>Sözcükleri duydukları zaman harflerin ve sözcüklerin simgelerini göz önüne getiremezler.Sözcükleri kendiliğinden yazamazlar ancak bakarak yazabilirler.Kompozisyon yazmakta zorlanırlar.Yazılı sınavlarda bu sebeple başarılı olmaları güçtür.</p>
<h3>Öğrenme Bozukluğu Tanısı ve Tedavisi</h3>
<p>Öğrenme bozukluğu yaşayan çocuklara, uzmanlar tarafından yapılacak zekâ testi, psikometrik ve nöropsikolojik testler sonrasında tanı konulabilir. Özgül öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda, erken teşhis ve uygun tedavi çok önemlidir. Öğrenme bozukluğu yaşam boyu süren bir bozukluktur.</p>
<p>Ancak uygun müdahele ve destek ile zayıf olunan alanların üstesinden gelinebilir.Ailelerin durumu kabullenmesi ve soruna akılcı yaklaşmaları ile öğrenme güçlüğü atlatılabilir. Tedavi edilmediği takdirde, akademik başarıda düşme, kendine güvensizlik, düşük motivasyon, hayal kırıklığı ve üzüntü, yetersiz sosyal ilişkiler, davranış bozuklukları görülebilir.</p>
<h3>Aileye Düşen Görevler</h3>
<p>Öğrenme Güçlüğü Çeken Çocukların aileleri, çocuklarını bu güçlükleri olduğu gibi kabul etmeli ve üstesinden gelmeleri için psikolojik destek ve eğitim yöntemlerinden yararlanmalıdırlar.Bir uzman ve bir çocuk psikoloğu ile birlikte yapılan eğitim ve beceri programları ile çocuklarını desteklemeli ve çocuklarını kuvvetli olduğu farklı alanlarda ilerlemesine fırsat vermelidirler.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/ogrenme-bozuklugu/">Öğrenme Bozukluğu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evliliklerde Uyuşmazlık</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/evliliklerde-uyusmazlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 07:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[çift danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çift terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[izmir psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evliliklerde Uyuşmazlık Problemleri Aile içerisindeki iletişimin temeli karı-koca arasındaki ilişkidir. Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin bilinçli olarak düşünüp sorumluluk içinde ... <a title="Evliliklerde Uyuşmazlık" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/evliliklerde-uyusmazlik/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/evliliklerde-uyusmazlik/">Evliliklerde Uyuşmazlık</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Evliliklerde Uyuşmazlık Problemleri</h2>
<p>Aile içerisindeki iletişimin temeli karı-koca arasındaki ilişkidir. Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin bilinçli olarak düşünüp sorumluluk içinde aldığı karara dayanmaktadır. Sağlıklı ilişki içerisine giren eşler, öncelikle karşısındaki kişileri değerli ve onurlu görerek, onu olduğu gibi kabul ederler .</p>
<p>Kendi sınırlarının farkında olarak nasıl hareket etmeleri gerektiğini bilirler.Eşler, aile ve evlilik kurumunun sağlıklı işleyebilmesi için, kendi ihtiyaçları ile ailesinin ihtiyaçlarını ayırt etmeli ve bu anlamda ihtiyaçlar arasında denge kurmalıdırlar. Bu anlayış ve disiplin sayesinde uzun vadeli mutluluklar, kısa vadeli geçici doyumlara tercih edilmelidir. Bu da çiftlerin davranış, düşünce ve duygularından kendilerini sorumlu tutmakla mümkün olabilir.</p>
<h3>Eşler Arası Çatışma</h3>
<p>Eşler arasında yaşanan çatışmaların temelinde, her şeyden önce, evlilik gibi bir deneyimin ilk defa yaşanıyor olması gelir. Her iki taraf da, yıllar yılı alışkın oldukları çevrelerini terk etmiş ve yeni bir çevreye adım atmışlardır. Üstelik, aile adı verilen bu yeni çevreyi, tüm sorumluluklarıyla beraber, kendileri oluşturmak durumundadırlar.<br />
Bu durum, ister istemez, eşler üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Dahası, henüz birbirleriyle ilgili olarak ‘tanıma’ süreçleri bitmemiştir</p>
<p>Eşler evliliklerini sağlam bir temele oturtmak için birbirlerini iyice tanımak ve birbirlerine tam anlamıyla güvenmek ihtiyacı hissederler. Bu süreçte, eşlerin evlilik öncesi birbirleri hakkında zihinlerinde taşıdığı düşüncelerde ciddi değişiklikler olabilir. Çevremizde sıkça duyduğumuz gibi, “Ben seni böyle tanımıyordum,” “evlilikten sonra çok değiştin” yakınmaları bu dönemin tipik özelliklerindendir.</p>
<h3>Ekonomik Temelli Sorunlar</h3>
<p>Bu temel çatışma ve sorgulamaların dışında, eşler arasında ‘ekonomik sorunlar’dan, ‘eşlerin aileleriyle ilişkileri’ne; ‘iletişim biçimleri’nden, ‘evde kararların nasıl alınacağı’na; ‘eşlerden birinin mi yoksa ikisinin birden mi çalışacağı’ndan, ‘ev işlerinde iş bölümünün nasıl yapılacağı’na; ‘pazar alışverişini kimin yapacağı’ndan, ‘diş macununu ortadan mı yoksa ucundan mı sıkıldığı’na kadar.. pekçok konuda çatışma yaşanır.</p>
<p>Evliliğin ilk bir iki yılı, bu sorunların nispeten istikrarlı bir çözüme kavuşturulmaya çalışıldığı yıllardır. Eşlerin anlayış düzeyleri ve olgunlukları nispetinde bu süre uzayıp kısalabilir. Aslında evliliğin tamamı da, eşler arasındaki uyumun derinleşerek daha köklü bir istikrar düzeyine ulaşması çabası olarak okunabilir.</p>
<h3>Evliliklerde Çatışmalar</h3>
<p>Bu durumda bilinmesi gereken nokta, yaşanan ve yaşanma ihtimali olan bu çatışmaların aslında çok doğal ve normal olduğudur. Bu çatışmaları bir patoloji olarak görmek, evliliğin doğası hakkında ciddi bir yanılgıdır. Çünkü, ait oldukları yerden alınıp tek bir kovaya dökülen soğuk ve sıcak suyun belli bir etkileşim sonrasında ortak bir ısıya kavuşması gibi, eşler de evlilik potası içinde ortak bir anlayış ve duyuş birliğine, ancak bu çatışmalar sonucunda ulaşırlar.</p>
<p>Çatışmalar, aslında, bir taraftan eşlerin birbirlerini daha iyi tanıma fırsatı, bir taraftan da evliliğin başarılı olup olmayacağının sınanma yeridir. Çünkü eşlerin kendi tercihlerinde ne kadar ısrarcı, eşinin tercihlerine ne ölçüde saygılı olduğu, bu çatışmalar neticesinde belli olur.</p>
<h3>Çatışmayı Çözme Becerisi</h3>
<p>Tüm mesele, çatışmaların doğru biçimde çözümlenmesinde düğümlenmektedir. Sorunlu evlilikler genellikle çatışmaların çözüme ulaşamadığı ve giderek evliliğin bir girdabın daireleri gibi üzücü sona doğru ilerlediği evliliklerdir. Sorunların bir çözüme kavuşturulması ise elbette bir dizi şartın yerine getirilmesine bağlıdır.</p>
<p>Çatışmaların sağlıklı bir biçimde çözüldüğü ailede, eşler birbirlerini iyi tanır ve duygular karşılıklı olarak hissedilir ve paylaşılır. Duygu ve düşünceler olduğu gibi, yani abartılmadan ortaya konur. Daima sakinlik korunur. Taraflar kendileri için önemli olan hususları serbestçe ifade ederler.</p>
<ul>
<li>Sorunlar şimdiki bağlam içinde ele alınır ve eski birikimler işin içine sokulmaz. Kesinlikle öğüt verme gibi karşı tarafa yanlış yaptığı ve anlaşılmadığı hissi yaşatacak davranışlardan sakınılır.</li>
<li>Keskin biçimde yargılamaya gidilmez. Kişiler kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebilir. Duygu ve düşünceler, ne az ne eksik, olduğu gibi ifade edilir. Karşı tarafın beklentisine ya da ‘en mükemmel’e göre ayarlanmaz.</li>
<li>Konunun özü ile konuya ilişkin olmayan ayrıntılar birbirinden ayırd edilir. Örneğin, aile içinde biri eve geç geldiğinde, ne kadar geç kalındığı değil, niye geç kalındığı, hatta niyetin ne olduğu üzerinde durulur.</li>
<li>Çatışmanın çözümünde, taraflar birbirlerini pozitif bir tutum içinde dinler. “O sussun da, ben ona ne diyeceğimi çok iyi biliyorum,” şeklinde, saldırgan bir tutum sergilemez ya da sözünü kesmez. Böylece taraflar birbirlerine “seni dikkate alıyorum ve seni önemsiyorum,” mesajını verir.</li>
<li>Bir konuşma sırasında yalnız bir çatışma üzerinde durulur; başka çatışma konuları çatışmaya katılmaz. Örneğin, “Hem geç kalıyorsun, hem de bana yardım etmiyorsun,” diyerek, iki konu birden ortaya atılmaz.<br />
Tek kişinin haklı çıkması yerine, iki tarafın da üzerinde anlaşabileceği bir çözüme yönelinilir. “Ben haklıyım, sen yanlış hareket ediyorsun,” tarzında davranılmaz.</li>
<li>Çözümlerin, her iki tarafın da kabul edebileceği, gerçekçi ve gerçekleştirilebilir ölçüde belirgin ve dengeli olmasına dikkat edilir. “Sen” yerine “Biz,” “Sen yapmalısın!” yerine “Biz yapmalıyız,” biçiminde ifadelerin kullanılmasına özen gösterilir.</li>
</ul>
<h3>Tehlike Sinyalleri</h3>
<p>karşılık, eşler arasındaki iletişimi sabote eden birtakım tutum ve davranışlar, bir bütün olarak evliliği de gün geçtikçe daha olumsuz bir noktaya taşıyan tehlike sinyalleridir.</p>
<p>Çatışmaların sağlıklı bir biçimde çözüldüğü ailelere karşılık, kronik hale geldiği ailelerde, ya eşlerden birinin diğerine (genellikle kadın kocasına) bütünüyle boyun eğmek zorunda kaldığı; ya da eşler arasında sürekli bir güç mücadelesi yaşandığı görülür.</p>
<p>Böyle ailelerde, modern zamanın zihinlere zerk ettiği bireycilik fikri doğrultusunda hareket eden eşler, sürekli olarak, karşı tarafı kontrolü altına almaya çalışır. Eşler arasında duygu alışverişi çok azdır. Aile ortamına sevgisizlik ve anlayışsızlık hâkimdir. Ne akşam eve yorgun argın gelen koca, karısından güler yüzlü bir karşılama görür; ne de kadın çabalarına karşılık kocasından bir takdir ve teşekkür cümlesi duyar.</p>
<h3>Aile Ortamına Sevgi</h3>
<p>Aile ortamına sevgi ve anlayıştan ziyade, güçlü olan eşin diğerini sürekli denetim altında tutmaya çalışması damgasını vurur. Bu yüzden, zayıf olan eş duygu ve düşüncelerini ifade ederken hep korku içindedir. Ya da duygularını ifade etmekten çekinmektedir. Söyleyeceklerini hep önceden kestirmek zorundadır.</p>
<h3>Göstermelik Davramışlar</h3>
<p>Eşler birbirlerinden yapabildikleri kadarını değil, en mükemmelini ister. Temelde aile bireyleri arasında ötekini onaylama ve kabul etme krizi yaşanır. Yapılanın takdir edilmesi yerine, sürekli olarak ‘olması gereken’ vurgusu yapılır. Bu yüzden, her şey göstermeliktir; ötekinin beğenmesi için yapılır.</p>
<p>Bu tarz bir mükemmeliyetçilik sonucunda aile bireyleri kendilerinin oldukları haliyle hiçbir değerlerinin olmadığı, kendi düşünüş ve davranışının önemsiz olduğu hissine kapılırlar. Böylesi bir ortamda yetişen çocuklar da, umutsuzluk duygusuyla yaşar ve kendilerini değersiz ve yetersiz bulurlar.</p>
<h3>Mükemmelliyetçilik Tutumu</h3>
<p>Yaşanan olaylar çoğu zaman olduğu gibi kabul edilmez. Hep bir suçlama konusu yapılır. Her şeyin denetim altında tutulması ve mükemmel olması gerektiği düşüncesi hâkimdir. Dolayısıyla, aile ferdleri değersizlik duygusunun yanı sıra, kaygı ve utanç duygusu da yaşarlar. Böylece tamamen dışa bağımlı, kendi iç dünyasıyla kopuk, robot gibi yaşayan bir insan tipi, aile ortamında geçerli hâle gelir.</p>
<h3>Küskünlükler</h3>
<p>Kırgınlık ve küskünlükler, ifade edilemeden ve çözümsüz bir biçimde sürdürülür. Aile bireyleri birbirlerini anlamaz, birbirlerine anlayış göstermez</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/evliliklerde-uyusmazlik/">Evliliklerde Uyuşmazlık</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul Fobisi</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/okul-fobisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 06:31:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ilk gün korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[okul fobisi]]></category>
		<category><![CDATA[okula gitme korkusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda Okul Fobisi Okul fobisi, çocukların okuldan korktuğu bir tür ayrılma anksiyetesidir. Okula gitmeyi reddedebilir ya da ana-baba figürlerinden ayrılınca ... <a title="Okul Fobisi" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/okul-fobisi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/okul-fobisi/">Okul Fobisi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuklarda Okul Fobisi</h2>
<p>Okul fobisi, çocukların okuldan korktuğu bir tür ayrılma anksiyetesidir. Okula gitmeyi reddedebilir ya da ana-baba figürlerinden ayrılınca ortaya çıkan boğucu anksiyete nedeniyle büyük güçlükler çekerek okula katlanabilirler.</p>
<p>Çocuk aniden birgün okula gitmek istemez veya okula ilk başladığı günün ertesinde onu okula göndermek imkansız hale gelebilir; zorlamalar karşısında anksiyete duyar; panik içine girer, midesi bulanır, kusar, ağlar, gitmemekte direnir. Bazıları zorlamalara dayanamayıp yola çıkar, yarı yoldan döner, ya sınıftan çıkar eve gelir. Başlangıç bazen sinsidir. Ön belirtiler günlerce sürebilir.</p>
<h3>Okul Fobisinin Belirtileri Nedir?</h3>
<p>Çocuk neşesizdir, uykuya dalmakta güçlük çeker. İştahı kesilir, ödevlere karşı ilgisi azalır. Her sabah somatik bir belirti ile uyanır. Başı, karnı ağrır, midesi bulanır. Bir gün okula gitmeyeceğini bildirir. Neden olarak, öğretmenden korktuğunu ya da arkadaşının kendisini rahatsız ettiğini söyleyebilir. Bazıları da tanımlayamadıkları bir korkudan söz ederler. Çoğu zaman evde rahattırlar. Şiddetli vakalarda evde de huzursuz olabilirler. Aile bireyini (genellikle anne) bir yere bırakmaz, peşinden dolaşırlar.</p>
<h3>Okula Gitme Korkusu Klinik Özellikler ve Tanı</h3>
<p>Okula gitme korkusu Çocuklardaki anksiyete genellikle saf bir biçimde ortaya çıkmaz. Aşırı kaygılı çocuklarda ayrılma anksiyetesi bozukluğu, sosyal fobi, depresyon, panik bozukluğu, öğrenme bozuklukları ve enürezis bulunabilir.Bu sorunların herbiri okul fobisine ve okul reddine farklı yollardan katkıda bulunabilir.</p>
<p>Yaygın anksiyete bozukluğu olan çocuklar gelecek olaylara dair sürekli kaygı içindedirler. Okula gitme korkusu nedenleri arasında. Okul başarısı, sportif faaliyetler gibi çeşitli alanlarda yeterli olamamaktan kaygılanırlar. Gerçek bir tıbbi hastalık okul reddine neden olabilir.</p>
<h3>Aile Dinamikleri</h3>
<p>Diğer nedenler arasında aile dinamikleri (söz gelimi okul reddini alttan alta yüreklendiren bağımlı bir ana baba veya bakıcı), okulda büyük çocuklar tarafından ezileceğine dair gerçekçi korkular ve okuldan kaçma sayılabilir.Okul fobisi olan çocuklar, okula gitmek için evden ayrılmakta zorlanırlar; okuldan kaçarlarsa okula gittiklerini söyleyerek evden istekli ayrılırlar. Okuldan kaçmaya genellikle diğer davranışsal sorunlar eşlik eder (Örneğin kavga etmek, kuralları çiğneme vb.).</p>
<p>Ayrılma anksiyetesi bozukluğu olan çocuklar, okulda oldukları sırada kendilerinin veya ana-baba ya da bakıcılarının başına bir şey geleceğinden korkarlar.Depresyon, enerji ve güdülerini düşürür ve çocuklarda okul fobisine yol açar.</p>
<h3>Okul Fobisi Başlangıç Yaşı</h3>
<p>Okul fobisi anaokuluna ve ilkokula başlayan çocuklarda sık görülür. Yaş büyüdükçe görülme sıklığı azalsa da tedavisi güçleşir.Dış yayınlarda görülme sıklığı %1-8 arasında gösterilmektedir.Okul korkusunu ortaya çıkaran etkenler ne olursa olsun kaynağı genellikle anneden ayrılma korkusudur. Bu hastalık bir aile nevrozudur. Aile bireyleri birbirine bağlı ve bağımlıdır. Biri ötekine ve kendisine bir şey olacak korkusunu yaşar. En sık görülen aile etkileşimlerini şöyle özetleyebiliriz.</p>
<h3>Okula Gitme Korkusu Nedenleri Nedir?</h3>
<ul>
<li>Ana ya da baba kronik anksiyeteden yakınmakta ve kendilerine bir şey olacağından korkmaktadır.</li>
<li>Ana-baba çocuğa okulda, yolda bir şey olacağından korkmaktadır.</li>
<li>Anne ya da baba genel tutumlarında çocuğundan kendilerine bağlı ve bağımlı kalmasını istemekte ve bunu desteklemektedirler.</li>
<li>Çocuk kendi yokluğunda anne veya babasına bir şey olacağından ya da kendisini bırakıp gideceğinden korkmaktadır.</li>
<li>Çocuk anne ve babasının yokluğunda kendisine bir şey olacağından korkmaktadır.</li>
</ul>
<p>Okul korkusu geliştiren çocuklar genellikle başarı kaygısı olan, uslu, uyumlu, aşırı onay bekleyen, ailesine bağımlı çocuklardır. Bu kişilik özelliklerine sahip çocuklarda tetiği çeken bir etken hastalığı başlatır (Aile de hastalık, sosyo-ekonomik bir kriz, kardeş doğuşu, bir kayıp, göç, okul veya öğretmen değişikliği vb).</p>
<h3>Aşırı Özen</h3>
<p>Okul fobisi olan çocukların yaşamlarının daha önceki yıllarında anneleri tarafından aşırı özen içinde büyütüldükleri görülür. Bu tür annelerin sürekli olarak çocuklarını memnun ederek onların sevgilerini kazanma çabası içinde oldukları, tüm isteklerini karşıladıkları ve onları sürekli hayal kırıklığına uğramaktan korudukları dikkatimizi çeker.</p>
<p>Bu anneler özellikle çocukların bedensel rahatsızlıklarıyla yakından ilgilidirler. Çocuklar gözlerinin önünde olmadığında kendilerini çok huzursuz hissederler. Psikolojik ve fizyolojik olarak çocuklarıyla yakın olma gereksinimi duyarlar. Bu anneler çocuklarını anaokullarına göndermekten kaçındıkları gibi, arkadaşlarının evine bile oyun oynamak üzere göndermekten kaçınırlar.</p>
<h3>Aşırı Koruyucu Anneler</h3>
<p>Annelerin bu koruyucu ve baskıcı ortamından bir an olsun uzak kalmanın bu çocukların yabancı bir çevrede ve tanımadıkları insanlarla birlikte günlerini geçirmeleri onları son derece huzursuz kılar.</p>
<p>Bu çocukların babaları da aşırı bağımlılık ve koruma hususunda eşleriyle işbirliği içindedir. Bu tür babalar ev içinde bir takım kurallar koyma ve disiplin uygulama yerine, pasif kalmayı ve ev içinde sürekli bir sakinlik ortamının yeğlerler.</p>
<h3>Okul Fobisi Tedavisi</h3>
<p>Okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamaktan kaçınılmalıdır. Ona bu durumun bir çok çocukta görüldüğü, tedavi edilebileceği anlatılır. Onun güvenini kazandıktan sonra her ne şekilde olursa olsun okula gitmesi gerektiği, zaman geçerse bu korkuya, derslerden geri kalma korkusunun ekleneceği söylenir.</p>
<p>Okula ailesinden birisi ile gitmesi, çıkışa kadar onunla beraber okulda kalması istenir (Bu kişi daha az bağımlı olduğu bir aile bireyi olabilir). Bunun için okulda işbirliği sağlanmalıdır. Bir yandan da çocuğun bireysel tedavisi,çocuk psikoloğunun uyguladığı davranış ve oyun tedavisi ile sürdürülür.</p>
<h3>Okul Fobisi Nasıl Tedavi Edilir?</h3>
<p>Psikoloğun aileyi de incelemesi ve yönlendirmesi önemlidir. Ailede kronik anksiyete, bağlılık, bağımlılık konuları da ele alınır. Yaş ne kadar küçükse tedaviye yanıt o kadar iyidir ve kısa sürede çocuk okula döner. Stresle ilgili yinelemeler olabilir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/okul-fobisi/">Okul Fobisi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Dürtü Kontrolü</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-durtu-kontrolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 14:10:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Dürtüsel Bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Dürtüsellik]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dürtü Nedir? Hayatımızı sürdürebilmek için bazı temel gereksinimlerimiz vardır. Bu gereksinimler doyurulmazsa kendimizi gergin hissederiz. Gereksinimlerimizi doyurmak için bizi harekete ... <a title="Çocuklarda Dürtü Kontrolü" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-durtu-kontrolu/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-durtu-kontrolu/">Çocuklarda Dürtü Kontrolü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Dürtü Nedir?</h2>
<p>Hayatımızı sürdürebilmek için bazı temel gereksinimlerimiz vardır. Bu gereksinimler doyurulmazsa kendimizi gergin hissederiz. Gereksinimlerimizi doyurmak için bizi harekete geçiren dürtülerimizdir.</p>
<p>Dürtü, bireyi eyleme iten, bedenden, duygulanımdan veya dış etmenlerden kaynaklanan gerilim yaratan bir uyarandır. Bir dürtüyü bozukluk yapan durum ise o dürtüye ve onu gerçekleştirmeye engel olunamaması durumudur. Çocuk ruh sağlığında en önemli problemlerin başında dürtü kontrol bozukluğu gelir.</p>
<h3>Dürtü Ne Zaman Başlar?</h3>
<p>Bir bebek yaşamının ilk zamanlarında dürtüleri ile hareket eder. Ağlayarak ihtiyaçlarının karşılanmasını ister.Beklemeyi ve sabretmeyi bilmez. Zaman ilerledikçe anne babasının ve çevresinin etkileri ile dürtülerini kontrol edebilmeyi öğrenir.</p>
<p>Bir bebek, acıktığında ,üşüdüğünde, altını ıslattığında,uykusu geldiğinde ağlarsa, isteklerinin olması konusunda tutturursa, henüz neden sonuç ilişkisini düşünebilme ve empati kurabilme bilinci taşımadığını bildiğimiz için dürtülerine göre hareket etmesini kabul edebiliriz.</p>
<p>Ancak bebek, gelişim aşamalarını tamamlarken neden sonuç ilişkisini kurabilme yaşına geldiğinde davranışlarını kontrol edebilmesini bekleriz.Küçük yaşlarda çocuğun dürtülerini kontrol etmesi zor iken, yaş ilerledikçe kontrol daha da sağlıklı hale gelmeye başlar.</p>
<h3><span id="1" class="HALYaf KKjvXb" role="tabpanel"><span class="zRhise"><span class="PkjLuf   " title="dürtüsel çocuğa nasıl davranılmalı">Dürtüsel Çocuğa Nasıl Davranılmalı?</span></span></span></h3>
<p>Çocuk çevre ve toplum kurallarına uygun olmayan, zarar verici bir eylemde bulunduğunda olumsuz tepki alır ve bu davranışı sergilememsi gerektiğini öğrenir. Ancak dürtü kontrol problemi yaşayan çocuklar, bir eyleme başlamadan önce , o eylemin sonucunda neler olabileceğini düşünmeden hareket etme eğilimindedirler.</p>
<p>Olumsuz davranışları sonucu ceza alsalar bile, başlarına gelen üzücü ve kötü olaylardan ders çıkaramazlar.Uyarılar ve söylemler onların bu davranışlarını tekrarlamasını engelleyemez. İçinde bulundukları sosyal çevre,aileler, arkadaşlar çocuklara uymaları gereken kuralları bir şekilde hissettirir ve öğretir.Bazı çocuklar için dışarıdan gelen kurallara uymak ve içlerinden gelen çağrılara kulak tıkamak oldukça zordur.Sınırlanmak ve denetim altında tutulmak onlar için dayanılmazdır.</p>
<p>Temel sorun tüm uyarılar veya olumlu yaklaşımların karşılığının bu çocuklardan alınamamasıdır.</p>
<h2>Çocuklarda Dürtüsellik</h2>
<p>Dürtüsellik çocukların uyumlarını bozan en önemli davranış bozukluğudur.Bu çocuklar disipline olmadaki zorlukları sebebiyle kuralları sevmezler,otoriteye karşı gelirler.Kendi d üşündükleri ve bildikleri gibi dürtülerine göre davranmayı seçerler.Yaşıtlarıyla birliktelerken, olaylara aşırı tepki vermeleri, davranış ve sözlerle arkadaşlarını rahatsız etmeleri sebebiyle istenmeyen çocuk durumuna düşebilirler.</p>
<h3>Dürtüselleğin Belirtileri Nelerdir?</h3>
<p>Diğer çocuklarla oyun oynarken ya da bir grup etkinliğine katıldığında , oyunun kurallarını kendileri belirler, kuralları kendilerine göre yorumlar ve hep kendi isteklerinin olmasını arzu ederler.Sıklıkla başkalarının sözlerini keserler, karşılarında konuşanı dinlemezler,sıra beklemekte zorlanırlar,başladıkları işlerin sonunu getiremezler, sakarlıkları göze çarpar,dikkat eksikliği yaşarlar,çok yüksek ses ile konuşabilirler.</p>
<p>Sınırlandırmalar ve özgürlüklerinin kısıtlanması bu çocuklar için büyük bir problemdir. Bu çocuklar korkusuzlukları ve cesaretleri ile de dikkat çekerler. Davranışları, eylemleri ve iletişimleri konusunda oldukça cesurdurlar.Bu korkusuzluk otorite figürlerinin hiçe sayılması ve kabullenilmemesi anlamına da gelebilir.</p>
<h3>Dürtü kontrol bozukluğu oluşumuna etken eden faktörler</h3>
<p>Dürtü kontrol bozukluğu oluşumunda iki temel faktörden söz edilebilir. İlk faktör yapısal- biyolojik faktördür, yani genetik geçiş durumudur. Bu çocuklar yapısal olarak kendilerini durduramayan ,otoriteyi sevmeyen, sınırlandırılamayan çocuklardır.Yapılan incelemeler ve çalışmalarda , dürtü kontrolsüzlüğü yaşayan çocukların ailevi özelliklerine bakıldığında,çocukları ile doğru ilgilenen, anne-baba çocuk ilişkisinin iyi olduğu aile yapısında da çocuklarda dürtü kontrol problemi gözlemlenebildiği saptanmıştır.</p>
<h3>Biyolojik-Genetik Yatkınlığı</h3>
<p>Bu çalışmalarda dürtü kontrol probleminin biyolojik-genetik yatkınlığı ön plana çıkmıştır.Beyinde oto-kontrol merkezi dediğimiz dürtülerimizi kontrol eden işlem merkezinde fonksiyonel olarak bir problem söz konusu ise ,bu sıkıntıya sahip çocuklar dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaktadırlar.</p>
<p>İkinci faktör; ailenin erken çocukluk döneminde çocuğa belli sınırlar koymaması, çocuğa disiplin kazandırmaması, doğru şekilde otorite koyamaması sebebi ile çocuğun sınır ve kural bilmeyerek , her isteğinin yapılması sonucu çocuğun bu yaklaşımları istismar etmeyi öğrenmesi de çocukta dürtü kontrol bozukluğunun gelişmesini sağlayabilir.</p>
<p>Aynı zamanda özdeşim yapılan uygunsuz aile modelleri , dürtü kontrolü olmayan anne ve baba , evde şiddetin ve çocuk için ağır cezaların olması , evde alkol kötüye kullanımı da dürtü kontrol bozukluğunu geliştirebilen nedenler olarak sıralanabilir.</p>
<h3>Travmaların Etkileri</h3>
<p>Suçlu ergenlerle yapılan bilimsel çalışmalarda dürtüsel davranışın çocukluk döneminde yaşanan travmaların neden olduğu zayıf benlik ve üst benlik yapısı ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Dürtüsellik belirtileri genellikle 4-5 yaşlarında fark edilmeye başlar.Çocuğun okul dönemi geldiğinde dürtü kontrol bozukluğu belirgin hale gelir.Erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla daha sık görülebilir.</p>
<h3>Dürtü Kontrol Bozukluğu Olan Çocuk</h3>
<p>Dürtü kontrol bozukluğu olan çocukta hiper- aktivite ve dikkat eksikliği görülme olasılığı da yüksektir. Dürtü kontrol bozukluğuna sahip çocuklarla iletişim kurabilmek için, bu çocukların anne baba ve öğretmenlerinin ; yumuşak ,anlayışlı,sabırlı ceza yerine ödüle odaklı, özellikle duygu paylaşımına dayalı bir tutum izlemeleri oldukça önemlidir.Ödüllendirmenin ve hafif cezaların doğru ve yanlış davranışın hemen ardından yapılması çocuğun davranışını geliştirebilmesi açısından önem taşır.</p>
<h3>Dürtü Kontrol Bozukluğunda Tedavi Süreci</h3>
<p>Dürtü kontrol bozukluğunda tedavi süreci ; uzman bir çocuk psikoloğu tarafından uygulanan ,ailenin dürtü kontrol bozukluğu ile ilgili doğru bilgilendirilmesi, ailenin ve çocuğun öğretmeninin-okulunun doğru yönlendirmesi, dürtü kontrol bozukluğunun yoğunluğuna göre medikal tedavi,mutlaka oto-kontrol sağlamaya ,empati kurmaya, çocuğun yaşadığı stres , öfke ve kaygı ile baş etme becerilerini geliştirmeye ve iç görü kazandırmaya yönelik psikolojik tedaviden oluşmaktadır.</p>
<h4>Dürtü kontrol problemi yaşayan çocuklarda sosyal uyumsuzluk</h4>
<p>Dürtü kontrol problemi yaşayan çocuklarda sosyal uyumsuzluk sıklıkla görüldüğü için bu çocukların kaygısı da yüksek olmaktadır.Bununla birlikte kaygı ve stres çocuğun dürtüselliğinide tetikleyen bir kısır döngüdür.Psikolojik destek her anlamda çocuğun yaşam kalitesini arttırmak adına alınmalıdır.</p>
<h4>Dürtü kontrol bozukluğu</h4>
<p>Dürtü kontrol bozukluğu sadece çocukluk döneminde yaşanmayan, hayat boyu devam eden bir problemdir demek doğrudur. Dürtü kontrol problemi olan çocuklar, erken dönemlerinde tedavi edilmezler ise yetişkinliklerinde ciddi problemler yaşayabilme ihtimalleri yüksektir.</p>
<h4>Yetişkinlikte dürtüsel davranımlar</h4>
<p>Yetişkinlikte dürtüsel davranımlar acı veren duyguları ya da yetersizlik yaşantılarını ortadan kaldırmak için sıkça kullanılır. Akademik başarısızlık, evlilik hayatında başarısızlık, sosyal iletişimde başarısızlık, depresyon DKB da sık karşılaşılan yetişkinlik problemleri olmakla beraber, alkol ve madde bağımlılığı, kumar,aşırı para harcama , şiddete eğilim, yeme bozuklukları vb. gibi davranış bozuklukları yaşayabilmektedirler.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-durtu-kontrolu/">Çocuklarda Dürtü Kontrolü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Saplantı</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-saplanti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 12:23:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Saplantı]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[Zorlantı Bozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=230</guid>

					<description><![CDATA[<p>OKB Nedir? Bütün çocuklar zaman zaman kaygı ve endişe yaşayabilirler.Ancak obsesif kompulsif bozukluk (OKB) aşayan çocuklar, ne yaparlarsa yapsınlar kaygılarına ... <a title="Çocuklarda Saplantı" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-saplanti/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-saplanti/">Çocuklarda Saplantı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>OKB Nedir?</h2>
<p>Bütün çocuklar zaman zaman kaygı ve endişe yaşayabilirler.Ancak obsesif kompulsif bozukluk (OKB) aşayan çocuklar, ne yaparlarsa yapsınlar kaygılarına ve takıntılarına engel olamazlar.Bu durum onların düşünce biçimlerini ve davranış ritüellerini oldukça etkiler.</p>
<h3>Obsesif kompulsif bozukluk</h3>
<p>Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) , bir diğer adı ile saplantı-zorlantı bozukluğu veya halk deyişi ile takıntı bozukluğu , bir kaygı bozukluğu çeşididir.OKB yaşayan çocukların düşünceleri, kendilerine veya yakınlarına kötü,tehlikeli bir şey olacağı,zarar görecekleri,sevilmeyecekleri,dışlanacakları,başlarına istemedikleri bir durum geleceği endişesi ile doludur.</p>
<p>Bazı tür OKB lerde,çocuklar için simetri,sıra,düzen gibi takıntılar mevcuttur.Bazen bir şey kaybedebilecekleri korkusu,onları ilgilendikleri birtakım materyalleri biriktirme davranışına iter.Bazı durumlarda OKB yaşayan çocuklar,bir düşünceyi tekrar tekrar düşünmekten kendilerini alıkoyamazlar.Bu düşüncelerin ardından kendilerini rahatlatan birtakım ritüel davranışlar geliştirebilirler.</p>
<h3>Çocukların en sık yaşadığı obsesif düşünce türleri;</h3>
<ul>
<li>Kire ve hijyen koşullarına karşı endişeli düşünceler</li>
<li>Mikroplardan korkma ve hijyen koşullarını rahatsız edici boyutlarda düşünme</li>
<li>Kedisine ve sevdiklerini kötü bir şey olacağı düşüncesi</li>
<li>Sevdiklerini incitebilecekleri korkusu</li>
<li>Uğurlu ve uğursuz sayılara inanma ve çok sık düşünme</li>
<li>etri ve düzenle ilgili düşünceler</li>
<li>Sesler konusunda algının fazla odaklanması ,diğerlerinin dikkatini vermediği seslere karşı hasassiyet</li>
<li>Zihinlerinde felaket görüntülerinin devamlı tekrarlaması</li>
<li>Yaptıkları ve düşündükleri her şeyi anlatma ve onay alma isteği</li>
<li>Çocukların en sık yaşadığı kompulsiyonlar;</li>
<li>Ellerini çok sık yıkama</li>
<li>Sık yıkanma ve diş fırçalama davranışı</li>
<li>Kontrol etme davranışları(kapının kilitli olup olmadığını kontrol etme vb)</li>
<li>Biriktirme davranışı(işe yaramayan eşyaları veya ilgilendikleri materyali takıntılı şekilde biriktirme)</li>
<li>Sayma davranışı (yolda yürürken elektirik direklerini sayma,kaldırım taşlarını sayma,bellibir sayıya kadar saymadan bir işe başlayamama vb.)</li>
<li>Bazı kelimeleri tekrarlamadan bir cümleye başlayamama</li>
<li>Bir işe başlamadan önce belli davranış ritüelleri geliştirme ( ödeve başlamadan önce kitabın kapağını 5 defa açıp kapatma, eve girmeden önce 3 defa kapıdan girip çıkma v.b)</li>
</ul>
<p>OKB günümüzde çocukların %2 sini etkileyen bir kaygı bozukluğu çeşididir. Ailelerin %70 e yakını çocuklarında ortaya çıkan OKB belirtilerini 4-6 ay sonra fark etmekte ve yardım almaktadırlar.Çocuklar, saplantılı düşünce ve zorlantılı davranışlarını dile getirmekte güçlük çekmektedirler. Ancak aileler çocukların sıkıntılı ve endişeli durumunu fark etmektedirler.</p>
<p>Ailelerin çocukların verdiği işaretleri ve endişeleri iyi değerlendirmesi önemlidir.</p>
<h3>Çocuklarda OKB olabileceğine dair birtakım işaretler;</h3>
<ul>
<li>Çocuğun tuvalette ve banyoda gereğinden fazla ve sık zaman geçirmesi</li>
<li>Ellerde görülebilecek kızarıklık, tahriş ve yaralar ( sık yıkamaktan dolayı oluşabilir)</li>
<li>un kendi akranları ile bir araya gelmekten kaçınması</li>
<li>Çocuğun bazı şeylere dokunma konusundaki hasassiyeti ve bu durumun sıklığı (Çok fazla dokunma-hiç dokunmak istememe)</li>
<li>Çocuğun törensel birtakım davranışlar geliştirmesi</li>
<li>Çocuğun düzen ve simetri konusundaki ısrarı ve rahatsızlığı</li>
<li>Çocuğun ödevini yapma sırasında çok fazla silme yazma-düzeltme davranışı sergilemesi</li>
<li>Çocuğun yanlış yapmaktan,yanlış davranışta bulunmaktan çok korkması</li>
<li>Çocuğun anne-babasına bir şey olacağı kaygısı ile onları yalnız bırakmaması</li>
<li>Çocuğun gün içinde çok fazla hayal kurması (obsesif düşüncelerle uğraşıyor olabilir)</li>
<li>Çocuğun anne-babasına çok fazla soru sorması ve cevabı tekrar tekrar istemesi veya yaptıklarını her detayı ile anlatıp onay istemesi</li>
<li>Çocuğun bir işe başlarken çok fazla zaman harcaması-gecikmesi-başlayamaması</li>
<li>Çocuğun odaklanma ve konsantre olma bozuklukları</li>
<li>Çocuğun resim yaparken çok fazla detay ve tekrarlayan figürler çizmesi</li>
<li>Çocuğun çok fazla kontrolcü,detaycı,hassas,kaygılı olması</li>
<li>Çocuğun odasında veya evde biriktirdiği materyaller</li>
<li>Çocuğun oyun oynarken oyuncakları devamlı belli bir düzende tutması ve oyuncağın yerinin değiştirilmesinden rahatsızlık duyması</li>
<li>Çocuğun diğerlerinin farkında olmadığı seslerden çok fazla rahatsız olması (nefes alma sesi,yemek yerken çıkarılan sesler,burun çekme vb.)</li>
<li>Çocuklarda somatik yakınmalar (sık karın ağrıları,bulantılar,baş ağrıları vb.</li>
</ul>
<h3>Çocuklarda OKB Tedavisi:</h3>
<p><strong>Çocuk OKB’sinde en başarılı tedav</strong>i ,ilaçla birlikte ,uzman bir çocuk psikoloğunun uyguladığı davranışçı ve bilişsel terapi tekniklerinin uygulanmasına dayalı tedavidir. Çocuklarda OKB,genellikle tedaviye iyi yanıt veren bir hastalıktır. <strong>Çocuk Psikoloğu</strong> ,çocuğun terapisini yürütürken aileye de danışmanlık verir.</p>
<p>OKB yaşayan çocuklarda depresyon, kendine güven problemi,sosyal fobi,tik bozuklukları,dikkat ve konsantrasyon problemleri de görülebilmektedir. Tedavi edilmeyen çocuklarda ,düşünce işlevselliği artarak bozulur ve yaşam kalitesi hem çocuk hem de aile için gittikçe düşer.Çocuk için depresyon kaçınılmaz olabilir.</p>
<h3>Ailelerin OKB deki Rolü :</h3>
<p>Aileler, çocuklarında OKB belirtilerini fark ettikleri zaman,uzman desteği almakta gecikmemeli ve uzman psikoloğun yönlendirmesi ile hareket etmelidirler.</p>
<ul>
<li>Çocuğa OKB konusunda yaşına göre bilgi vererek</li>
<li>OKB nin birçok çocuğun yaşayabileceği bir sıkıntı olduğunu ve zaman içinde durumun düzeleceği konusunda güven vererek</li>
<li>Çocuğun ritüel ve kompulsiyonlarını ceza , azarlama ve zorlama yolu ile azaltmaya çalışmayarak</li>
<li>Çocuğu kaygılandıran OKB düşünceleri için “bu düşünceler çok saçma ,düşünmemeye çalış,aklından at” gibi çocuğa yardımcı olmayan cümleler kurmayarak,</li>
<li>Evde çocuk için kaygı verici bir ortam yaratmayarak</li>
<li>Anlayışlı ve yargılamadan dinlemeye hazır bir anne-baba olarak</li>
<li>Çocuğun OKB ile savaşındaki en ufak ilerlemesini destekleyip motive ederek</li>
<li>Çocuk ile geçirebilecekleri etkin ve kaliteli zaman dilimleri yaratarak</li>
</ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-saplanti/">Çocuklarda Saplantı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Ayrılık Kaygısı</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-ayrilik-kaygisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 11:52:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[korkular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda Ayrılık Korkusu Bazı çocuklar ağır ısınıp değişikliklere alışmak için zamana ve fazladan ikna edilmeye ihtiyaç duyuyor olabilirler. Tereddütleri dışarı ... <a title="Çocuklarda Ayrılık Kaygısı" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-ayrilik-kaygisi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-ayrilik-kaygisi/">Çocuklarda Ayrılık Kaygısı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuklarda Ayrılık Korkusu</h2>
<p>Bazı çocuklar ağır ısınıp değişikliklere alışmak için zamana ve fazladan ikna edilmeye ihtiyaç duyuyor olabilirler. Tereddütleri dışarı çıktıklarında arkada kimi bıraktıklarıyla değil , daha çok neye yaklaştıklarıyla ilgilidir. Diğer taraftan , ayrılık endişesi bozukluğu olan çocuklar , ana babalarıyla birlikteyken ya da onları bir an için gözden kaybetmiş olsalar bile , sadece ayrılığı hayal etmekle allak bullak olabilirler.</p>
<p>Çocuğunuz banyoya kadar izleyerek , daima nerede olduğunu gözleyerek , her dakika ‘‘ neredesin ’’ diye seslenerek ya da üstü kapalı olarak gereksiz sorularla anne babasının kendisine uzaklığını kestirmek için sinyal almaya çalışarak kendinin ve sizin hareket kabiliyetini kısıtlamaya başlar.</p>
<h3>Ayrılık Endişesi Bozukluğu</h3>
<p>Ayrılık endişesi bozukluğu olan çocuk için ayrılığın algılanması ve yaşanması da , beklentisi kadar travmatiktir. Ayrılık endişesi olan çocuk , uyku zamanında söylenen bir ‘İyi geceler ’ cümlesinin sonsuza kadar hoşça kal demek olduğunu , sabah okula bırakılışının bir daha alınmayacağı anlamına geldiğini hissedebilir.</p>
<p>Abartılı risk aldığına inanan ve başa çıkma yeteneklerini azımsayan ( ebeveynle birlikte olmadıkça kendini güvende hissetmeme duygusu ) Ayrılık kaygısı taşıyan çocuklar ayrılık stresine alışamazlar. Çocuğun yaşamının güvenliği ve önceden tahmin edilebilirliği ile ilgili güvenini kaybetmesi , bazen yaşadığı gerçek travmatik deneyimlerden kaynaklanabilir.</p>
<h3>Ayrılık Stresi</h3>
<p>Annenin hastaneye yatışı , kendisinin hastaneye yatışı ya da büyük anne veya dededen birinin ölümü , ailede hastalık veya araba kazası gibi bir dizi stres etkeni ile karşılaşmış olmak gibi. Kimi çocuklar da herhangi bir akut stres etkeni olmaksızın , ayrılıkla ilgili endişe yaşamaya hazır bir sistemle doğmuş olabilirler.</p>
<h3>Ayrılık Endişesinin Güçlüğü</h3>
<p>Ayrılık endişesi taşıyan çocuklar , ayrı kalmak ya da onları kaybetmekle ilgili korkunç duygu ve düşüncelerini bastırma çabasıyla , ana babalarına daha da sıkı sarılırlar. Bu , kötüye kullanma değil , umutsuzluktur. Sorun şu ki , bir insan kendini tehdit altında veya umutsuz hissederken , asla güvende hissedemez. İki duygu birbirine taban tabana zıttır.</p>
<p>Bir tarafta ana babalar vardır ; rahatlatmak isterler , ama ne kadar sıkı sarılırlarsa sarılsınlar işe yarar görünmez. Bağımsızlığı kolaylaştırmak isterler , ama bu çocuk tarafından terk edilme olarak algılanır ve onun daha da çok yapışmasına neden olur. Sevgiden ve terk edilme tehdidinden doğan bu acıyı tarif edecek kelimeleri bulmak çok zordur</p>
<h3>Panikten Kurtarmak</h3>
<p>Çocuğunuzu ayrılık endişesi ve panikten kurtarmak için , önce hatalı ayrılık süreci algısının onun hatası olmadığını anlamanız gerekir. Anladığınızda , güvende olduğu fikrini pekiştirebilirsiniz. Beyin , anne ya da babayı tekrar göremeyecek olmanın ne kadar korkunç olduğu fikrine odaklanmasını sağlayarak ve duygularını haince kötüye kullanarak çocuğunuza bir oyun oynamakta ve bunları yaparken böyle bir şeyin gerçekleşme olasılığının ne kadar az olduğuna dair bilgiyi saklamaktadır. Ayrılık öyküsünün böyle bir versiyonu kime sunulursa sunulsun , o kişi ister istemez anne babasına yapışır. Çözüm daha fazla güvence vermek değil , konuyu yeniden düzenlemektir ; Ayrılıkların sonsuza kadar süreceği fikri her zaman doğru değildir.</p>
<h3>Çocuğunuzda Ayrılık Endişesi Bozukluğu Var mı ?</h3>
<p>Eğer sayılan belirtilerden çoğu en az dört haftadan beri görülüyorsa , çocuğun ve ailenin yaşamını etkiliyorsa ( uykuya , okula , işe gitmek gibi ) Ayrılık Endişesi Bozukluğu tanısı konulabilir.</p>
<ul>
<li>Gerçek ya da hayali ayrılıklarla ilgili aşırı stres</li>
<li>Ağlama , yapışma , öfke nöbetleri , ayrılma anında kusma</li>
<li>Ana babanın başına kötü şeyler gelmesi ile ilgili gece kabusları</li>
<li>Evden ya da ana babadan ayrılmada isteksizlik veya reddetme</li>
<li>Sevdiklerini sık sık kontrol etme ve güvenlikleriyle ilgili güvence arayışı</li>
<li>Ana babadan ayrı bir oda veya dairede olamama ya da rahatsızlık duyma</li>
<li>Nerede olduğunu kontrol etmek için ana babayı ( evden ) sık sık telafonla arama</li>
<li>Sık sık evi arama veya kendisi dışarıdayken ana babanın evde olmasında ısrar etme</li>
<li>Kendi yatağında uyuma güçlüğü ya da yetersizliği</li>
<li>Okula devam etme güçlüğü , evi sık arama , revire yapılan sık ziyaretler</li>
<li>Okul gezilerine , arkadaş toplantılarına gidememe</li>
<li>Güvenlik nedeniyle anne ve babasının ayrı arabalarda yolculuk etmesini arzu etme</li>
<li>Kendisini gözetleyen gözler olduğu gibi alışılmadık deneyimlerden söz etme , bir odada yalnız kalmaktan rahatsız olma</li>
</ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-ayrilik-kaygisi/">Çocuklarda Ayrılık Kaygısı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Tik Bozukluğu</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-tik-bozuklugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 11:47:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[tik bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[tik tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=217</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tik Nedir? Tik ,merkezi sinir sisteminden kaynaklanan, istem dışı olarak ani, hızlı ve kısa süreli aynı tür hareketlerin tekrarlanması,seslerin çıkarılması ... <a title="Çocuklarda Tik Bozukluğu" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-tik-bozuklugu/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-tik-bozuklugu/">Çocuklarda Tik Bozukluğu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Tik Nedir?</h2>
<p>Tik ,merkezi sinir sisteminden kaynaklanan, istem dışı olarak ani, hızlı ve kısa süreli aynı tür hareketlerin tekrarlanması,seslerin çıkarılması ,kasların kasılması refleksidir.Tikler özellikle 6-12 yaş grubu arasındaki çocuklarda sık görülebilir.Çocuklardaki tikler bazen kendiliğinden ortadan kaybolurken,bazen yerleşerek ve artarak devam edebilir.</p>
<p><strong>Tikler 4 grupta tanımlanabilirler:</strong></p>
<ol>
<li>Basit motor tikler (göz kırpma, yüz buruşturma, boyun çevirme, ağız germe),</li>
<li>Basit vokal tikler (boğaz temizleme, burun çekme, hırıltı sesi),</li>
<li>Karmaşık motor tikler (koklama, dokunma, üzerine çeki düzen verme),</li>
<li>Karmaşık vokal tikler (belirli ifadeleri/kelimeleri sık yineleme, işitilen en son sesleri/ifadeleri tekrarlama)</li>
</ol>
<p>Çocuklarda tikler ,stres, heyecan, yorgunluk ve hastalık ile artmakla birlikte,.çevre koşullarının değişimine göre de şiddeti artıp azalabilmektedir.</p>
<p>Çocuklarda tiklere eşlik edebilen diğer rahatsızlıklar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu,öğrenme bozukluğu ve obsesif kompulsif bozukluk olabilir.</p>
<h3>Tik Oluşumunun Sebepleri Nelerdir?</h3>
<p>Tiklerin oluşumunda genetik ve çevresel etkenlerin rol oynadığı düşünülmekle birlikte, tiklerin oluşmasının en büyük nedeni psikolojik sebeplerdir. Tikler genellikle çocuklarda iç gerilimlerin veya çatışmaların yansımasıdır. Çocuk tikleri yolu ile bu gerilimlerden kurtulma çabası verir.</p>
<p>Tiklere neden olan psikolojik etkenlerin başında süregelen kaygı,tedirginlik, korku ve gerginlik vardır.</p>
<p>Ailede çocuğa yönelik ilgi ve sevgi azlığı,aşırı kontrolcü ve baskıcı anne-baba,aile içindeki sorunlar ve kavgalar,</p>
<p>kardeş kıskançlığı,aşırı titiz ve eleştiren anne-baba tutumu, çocuktan beklentilerin çok fazla olması, ve çocuğun akranları ile kıyaslanması kişilik özellikleri olarak, ürkek, titiz, aşırı duygusal, endişeli çocuklarda tik bozukluklarına yol açabilir.</p>
<h3>Çocuklarda Tik Bozukluğu Tedavisi</h3>
<p>Çocuğun aile ve okul ortamının incelenmesi ve davranış düzenlemeleri ile birlikte ,uzman çocuk psikologları ile gerçekleştirilen psikoterapik süreç tik tedavisi için gereklidir. Çocuğun obsesif ve inatçı kişilik yapısı mevcutsa medikal destek de verilebilir.</p>
<h3>Ailenin Tik Tedavisi Sürecindeki Rolü</h3>
<p>Anne –babanın çocuğun tik süreci boyunca iyi gözlem yapmaları ve çocuğun hangi ortamlarda tik bozukluğu yaşadığını tespit etmeleri oldukça önemlidir.Çocuk kaygılandığında ve stres yaşamaya başladığında anlayışlı ve paylaşımcı olmaları, duygularını ifade etmesine olanak sağlamaları,asla eleştirmemeleri ve çocuğun tiklerini kontrol etmeye çalışmamaları ve uyarmamaları tedavi sürecinde ailenin de etkili işbirliğini sağlar.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-tik-bozuklugu/">Çocuklarda Tik Bozukluğu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
