<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çocuk Psikolojisi &#8211; Piskolog İzmir</title>
	<atom:link href="https://www.psikologizmir.net/category/cocuk-psikolojisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.psikologizmir.net</link>
	<description>Psikolojik Danışmanlık ve Psikoterapi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Oct 2020 08:29:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.psikologizmir.net/wp-content/uploads/2020/10/cropped-psikolog-izmir-net-1-32x32.jpg</url>
	<title>Çocuk Psikolojisi &#8211; Piskolog İzmir</title>
	<link>https://www.psikologizmir.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuk  ve Psikolog</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuk-psikolog/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 08:29:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[pedaog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğu İlk Defa Psikoloğa Götürmek Çocuğunuzu ilk defa psikoloğa götüreceksiniz ancak ona ne söylemeniz gerektiğinden çok da emin değilsiniz… Öncelikle, ... <a title="Çocuk  ve Psikolog" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuk-psikolog/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuk-psikolog/">Çocuk  ve Psikolog</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuğu İlk Defa Psikoloğa Götürmek</h2>
<p>Çocuğunuzu ilk defa psikoloğa götüreceksiniz ancak ona ne söylemeniz gerektiğinden çok da emin değilsiniz…</p>
<p>Öncelikle, psikoloğa gitmeden önceki gün ,çocuğunuza mutlaka doğru bir bilgi vermeniz önemlidir. Yalan söyleyemeyin. “Misafirliğe gidiyoruz “Annenin bir arkadaşına uğrayacağız” “Bir öğretmene gidiyoruz” gibi söylemler veya hiçbir bilgi vermeden çocuğun kendini psikologla bulması çocukta büyük bir güvensizlik yaratır. Çocuklara yapılması gereken açıklama, çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun olmalıdır.</p>
<h3>6 yaş ve altındaki çocuklara</h3>
<p>“ Yarın ailecek konuşmak,sohbet etmek için bir uzmana gideceğiz. Aileler bazen birbirleri ile daha güzel iletişim kurmak, daha iyi anlaşabilmek için bir uzmana gider ve sorular sorarlar.O da bize sorular sorar. Gittiğimiz yerde bir oyun odası olacak .Sen orada oyuncaklarla oynayabilirsin, resim çizebilirsin.Psikolog abla seninle de tanışacak ve bizimle konuştuğu gibi seninle de konuşacak” şeklinde bilgi verilmesi çok daha uygundur.</p>
<h3>7 yaş ve 11 yaş arasındaki bir çocuklara</h3>
<p>“Ailecek görüşmek için bir psikoloğa gideceğiz. Bazen , evde okulda,işte sıkıntılarımız varsa kendimizi daha iyi hissetmek için bir uzmanla paylaşmak yararlı olur.Ayrıca evde birbirimize karşı nasıl daha anlayışlı olabiliriz, nasıl daha iyi iletişim kurabiliriz bunları soracağız.Anne de baba da çocuk da psikolog ile sohbet edecekler ve her sıkıntımızı rahatça paylaşabilmemiz için konuşulanlar özel olacak” Şeklinde bilgi verilmesi, hem çocuğun kendisini sorunlu hissetmesini engeller, hem de psikolog ile kuracağı ilişkide bir güven ortamı hazırlar.</p>
<h3>Psikologlar Çocuklar İle Neler Yaparlar?</h3>
<p>Psikologlar, çocuklar ile görüşmelerinde bilgi almak ve çocuğu gözlemeyebilmek için farklı teknikler kullanırlar.</p>
<p>Resim çizdirme, hikaye anlattırma, hikaye tamamlattırma ,oyun terapisi,duygu kartları, duygu ifadesi oyunları, ilk görüşmede ve daha sonraki görüşmelerde kullanılabilecek tekniklerdir. Çocuğun sıkıntısına bağlı olarak , çocuklarla bilişsel terapi , oyun terapisi, emdr, duygu terapisi gibi tekniklerle psikolog tedaviye uygun gördüğü şekilde devam eder.Çocuklarla yapılan seanslardan sonra anne-baba &#8216;ya gözlemler hakkında bilgi verilir ve sıkıntılara bağlı olarak aile nasıl davranacağı konusunda yönlendirilir.</p>
<p>Ailenin bu yönlendirmelere uygun hareket etmesi ve yeni davranışlar sonucu elde edilen sonuçları psikolog ile paylaşması tedavinin önemli bir aşamasını oluşturur.Çocukta ilerleme kaydedebilmek için ailenin davranışlarının rolü büyüktür.</p>
<h3>Psikolojik Danışmanlık Süreci</h3>
<p>Psikolojik danışmanlık bir kereliğe mahsus bir görüşme değildir, psikolojik danışmanlık bir süreçtir. Bu süreç aileye ve çocuğa bağlı olarak kısa veya daha uzun sürebilir.Özellikle sıkıntı yaşayan çocuklarda ve tanı konulmuş durumlarda,psikoloğun sağlıklı bir geri bildirim verebilmesi ve sağlıklı bir tedavi programı oluşturabilmesi için bilgi alma, gözlemleme ve değerlendirme sürecine ihtiyacı vardır.Tedavi süreci bu aşamadan sonra başlar.Bu sebeple çocuklarını psikoloğa götürürken “bir kere götüreyim nesi var belli olsun “ düşüncesi ile hareket eden ebeveynlerin , bir kerelik görüşmeden bu beklenti ile memnuniyetsiz ayrılma ihtimalleri büyüktür.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuk-psikolog/">Çocuk  ve Psikolog</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelişim Danışmanlığı</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/gelisim-danismanligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 08:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için zeka testi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik testler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk Gelişim Danışmanlığı Çocuk gelişiminin izlenmesi, yön verilmesi ve gerekli durumlarda terapi ve piskolojik danışmanlık alınması , çocuklarımızın ileride yaşayacakları ... <a title="Gelişim Danışmanlığı" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/gelisim-danismanligi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/gelisim-danismanligi/">Gelişim Danışmanlığı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuk Gelişim Danışmanlığı</h2>
<p>Çocuk gelişiminin izlenmesi, yön verilmesi ve gerekli durumlarda terapi ve piskolojik danışmanlık alınması , çocuklarımızın ileride yaşayacakları problemlerin ortadan kalkması ve gelecekte sağlık ve üretken bireyler olabilmeleri için çok önemli bir konudur. Danışmanlık hizmetlerimiz kapsamında çocuklarımızın gelişimini izlememize yardımcı testler yapılmakta ve sonuçları değerlendirilmektedir.</p>
<p>Merkezimizde Gelişim Danışmanlığı hizmetimizde uygulama yetkimizin bulunduğu testler:</p>
<h2>Çocuklar İçin Uygulanan Testler</h2>
<h3>WISC-R çocuklar için Zekâ ölçeği</h3>
<p>6-16 yaş arası çocuklar için uygulanır. 12 alt testten oluşmuştur ve bu alt testler sözel ve performans ölçekleri olarak ayrılmıştır.Dikkat Eksikliği ve Özgül öğrenme güçlüğü tanısı koymada da yararlanılan bir zeka testidir.</p>
<h3>Stanford-Binet Zekâ Testi</h3>
<p>Bir kutu içinde değişik yaş gruplarına uygun olarak hazırlanan malzemelerden oluşmuştur. Uygulama sonucunda bireye ait zeka yaşı ve zeka bölümü elde edilmektedir. Ölçek iki yaşından, üst yetişkin yaşlara kadar gruplanmıştır.</p>
<h3>Luisa Düss Psikoanalitik Hikâyeler Testi</h3>
<p>Kişilik komplekslerini ölçen sözel bir testtir. Yarım bırakılmış ve çocuk tarafından tamamlanması beklenen 10 hikâyeden oluşur. Çocuklara ve yetişkinlere uygulanmaktadır. Sınırlandırılmış bir uygulama süresi yoktur.</p>
<h3>Çocukların Algı Testi (C.A.T.)</h3>
<p>C.A.T. testi, değişik pozisyonlarda çizilmiş hayvanları içeren 10 karttan oluşmuştur. Kız, erkek 3-10 yaş arası tüm çocuklara uygulanabilir olup, çocuk için çok önemli olan figürleri ve dürtüleri anlamamızı kolaylaştırmak amacıyla hazırlanmıştır. Resimler özellikle beslenme problemleri ve genel olarak da oral problemler konusunda bilgi vermek; kardeş kıskançlığından kaynaklanan problemleri araştırmak; anne-baba figürlerine karşı tutumu ve bu figürlerin nasıl algılandığını ortaya çıkarmak ve bir çift (karı-koca) olarak anne-baba ile çocuğun ilişkilerini görmek üzere düzenlenmiştir.</p>
<p>Yine bunlarla ilişkili olarak, çocuğun agresyonu, yetişkinler dünyasındaki yeri, muhtemel bir mastürbasyonla ilişkin olarak da gece yalnız kalmaktan duyduğu korku, tuvalet eğitimi ve ailenin buna tepkisi hakkındaki fantezilerini görmek amaçlanmıştır.</p>
<h3>Denver Gelişimsel Tarama Testi</h3>
<p>1-6 yaş arası çocukların gelişimini takip etmek için uygulanır. Çocuklardaki gelişimsel gecikmeyi ve bozukluğu fark etme amacıyla kullanılır. Test 105 maddeden oluşmaktadır. Süreli bir test değildir. İnce motor, kaba motor, dil ve kişisel-sosyal olmak üzere dört alt bölümden oluşmaktadır. Bu test, uygulayıcının çocuğun neler yapabildiğini gözlemesi ve bazı maddelerde de ana babanın çocuğuna ilişkin gözlemlerini anlatmaları yoluyla uygulanır.</p>
<h3>Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi</h3>
<p>Temel olarak görsel algılamayı saptamaya yarayan bir testtir.Test el-göz koordinasyonu, şekil zemin, şekil değişmezliği, uzaydaki pozisyon, uzay ilişkileri olmak üzere beş algısal beceriyi ölçmektedir. Üç ile sekiz yaş arası çocuklara uygulanır. Test beş alt testten oluşmaktadır. Bireysel ve grup şeklinde uygulanır.</p>
<h3>Good Enough Bir İnsan Resmi Çiz Testi</h3>
<p>4-14 yaş arasındaki çocuklara zihin gelişimini ölçmek için uygulanır. Küçük çocukların genel yetenek düzeylerine ilişkin bir bilgi vermektedir. Çocukların çizgisel eşleme (sembolleştirme) yetenekleri &#8220;bana bir adam resmi çiz&#8221; komutuyla ölçülür. Zihinsel geriliğin belirlenmesinde önemli bilgi verir.</p>
<h3>Porteus Labirent Testi</h3>
<p>12 labirentten oluşan 7-6 ile 14-20 yaş arasındaki bireylere uygulanan bir testtir. Sözel açıklamaya dayalı bir test değildir. Porteus testi göz-el işbirliği, planlama, önceden seziş, temkinli davranma, ileriyi görme gibi değişik yetenekleri ölçer.</p>
<h3>Burdon Dikkat Testi</h3>
<p>Bu test çocuğun, dikkat gücünü ölçer. Çocuklara bir sayfa üzerine gelişigüzel dizilmiş harfler verilir. Bu harfler belli ve düzenli aralıklarla dizilmiştir. 10-20 yaşlarındakilere uygulanır.</p>
<h3>Gesell Gelişim Ölçeği</h3>
<p>Ölçek 2.5 ile 6 yaş arasındaki çocukları gelişimsel olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gelişimin; “büyük motor” , “ince motor”, “adaptasyon”,”dil”,”kişisel-sosyal” alanlarını değerlendirir.</p>
<h3>Peabody Kelime Hazinesi Testi</h3>
<p>Resimlerle kelime hazinesini ölçen bir testtir. Testin kapsadığı alan 2.5 ila 18 yaş arasıdır. Bu test özellikle beden ve konuşma özürlüler için de kullanılmaktadır. Resim testi olduğu için okur – yazar olmayanlar da testten yararlanabilir.</p>
<h3>Bender Gestalt Görsel Hareket Algı Testi</h3>
<p>Bu test, görsel uyarının algılanmasını, görsel – motor koordinasyonu ve algılanan uyarının motor işlevlerle ifade edilebilmesini yani görsel hareket integrasyonu ölçmektedir. Beyin bozukluklarının teşhisinde de kullanılmaktadır. 6.5 yaş ile 12 yaş 11 ay arasındaki çocuklara uygulanmaktadır.</p>
<h3>Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE)</h3>
<p>AGTE bebek ve çocukların gelişimi ile ilgili derinlemesine ve sistemli bilgi sağlayan bir değerlendirme aracıdır. Bu envanter 0 – 6 yaş çocukların uygulanan andaki gelişimini ve becerilerini ebeveynden alınan bilgiler doğrultusunda değerlendirmektedir.</p>
<h3>Metropolitan Okul Olgunluğu Testi</h3>
<p>6 yaş çocuklarının, ilkokula olgunluk seviyelerini ölçmek için kullanılan olan bir ölçektir. Bireysel veya grup halinde uygulanabilinir.</p>
<h3>ABC Tarama Listesi</h3>
<p>Otizm ve/veya Yaygın Gelişimsel Bozukluk tanısı almış veya şüphesi çocuklara uygulanan bir listedir. Aile soruları okuyarak cevaplandırır.</p>
<h3>M- Chat</h3>
<p>Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği otizm ya da Yaygın Gelişimsel Bozukluk belirtilerini erken çocukluk döneminde tespit etmek amacıyla geliştirilmiş bir otizm tarama ölçeğidir.</p>
<h3>Toddler Assessment of Development ( TAD)</h3>
<p>Bebekler için geliştirilen Gelişim Değerlendirmesi Testidir.</p>
<h3>Sınav Kaygısı Envanteri</h3>
<p>Sınav kaygısı yüksek olan bireyleri tespit etmek amacı ile uygulanmaktadır. 10 yaş ve üzerindeki bireylere uygulanan envanter, bireysel veya grup halinde uygulanabilmektedir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/gelisim-danismanligi/">Gelişim Danışmanlığı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile ve Çocuk Gelişimi</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/aile-ve-cocuk-gelisimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 07:56:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ailenin Çocuk Gelişimine Etkisi Ailelerin çocukları üzerindeki ilk etkileri son derece önemlidir. Anne-babanın ve ailenin diğer bireylerinin çocukla olan etkileşimi, ... <a title="Aile ve Çocuk Gelişimi" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/aile-ve-cocuk-gelisimi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/aile-ve-cocuk-gelisimi/">Aile ve Çocuk Gelişimi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Ailenin Çocuk Gelişimine Etkisi</h2>
<p>Ailelerin çocukları üzerindeki ilk etkileri son derece önemlidir. Anne-babanın ve ailenin diğer bireylerinin çocukla olan etkileşimi, çocuğun aile içindeki yerini belirler. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Okul öncesi dönemde çocuk, sosyal birey olmayı öğrenirken aynı zamanda özdeşim yapacağı bir modele gereksinim duyar.</p>
<p>Kişilik oluşumu için gerekli olan özdeşim(model alma), büyük olasılıkla aile içindeki yakın bir üye ile gerçekleşmektedir. Genellikle özdeşim modeli anne-baba olmaktadır. Özdeşim kurulan aile bireyinin bozuk bir kişilik yapısına sahip olması halinde, olumsuz davranış örneğinin çocuğa yansıma olasılığı artmaktadır.</p>
<h3>Anne Babanın Çocuğa Karşı Tutumu</h3>
<p>Çocuk yetiştirmede ve ailenin çocuğa karşı tutumlarını belirlemede, anne-baba tarafından çocuğun gelişim dönemlerinin özelliklerinin neler olduğunun bilinmesi çok önemlidir. Çocuğu yetişkinlerden ayıran bir çok özellik vardır. Çocuğun kanıtlanabilir en güçlü tarafı ve üstünlüğü öğrenme güdüsüdür. Çocuk, emici zihin yetisine sahip olarak doğar. Kültür, töre, ülkü, duygu, davranış ve inançların emilip benimsenmesi, çocuğun doğumuyla altı yaşı arasındaki emici zihin döneminde gerçekleşir.</p>
<h3>Olumsuz Aile Tutumları</h3>
<h4>Aşırı sevgi ve gevşek eğitim</h4>
<p>Bu tutumu gösteren ailelerde sevgi, çocuğa şımartılacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Çocuktan çok az şey beklenir. Bu tarz yetiştirilen çocuklar genellikle yetişkinlik yaşamlarında sorumluluk taşımayan, hep alıcı bireyler olarak karşımıza çıkar. Burada verilen sevgi, aşırı vericilik ve aşırı koruyuculuk biçimindedir.</p>
<p>Disiplin tarzları ise yalancı bir hoşgörü biçiminde görünürse de aslında ailenin güçsüzlüğünün ve yetersizliğinin bir sonucudur. Çocuk ne kadar büyümüş olursa olsun, aile ona ilk yıllarda olduğu gibi daima vermeye ve korumaya eğilimlidir. Böyle çocukların ileride, doyumsuz ve bencil olma olasılığı fazladır. Eğer aile varlıklı ise çocuğu bir süre daha doyurulabilir; çocuk dayanaksız ve doyumsuz kaldığında ise alkol, kumar ve madde kullanımına başlama olasılığı artar.</p>
<h4>Aşırı sevgi ve sıkı eğitim</h4>
<p>Burada sevgi, aynı birinci tutumda olduğu gibi aşırı verici ve koruyucu bir davranışla sunulmaktadır. Ancak çocuğa bir bebek gibi bakıldığı halde, kendisinden beklenenler çoktur. Hiçbirşey esirgenmez; özel dersler aldırılır, çeşitli olanaklar sağlanır. Buna karşılık çocuktan ileri düzeyde başarı beklenir. Bu tutumla yetiştirilen çocukların nevrotik olma olasılıkları çok yüksektir. Bu beklenti, sevgi ile beraber sunulduğundan çoğunlukla çocuklar tarafından kolay benimsenir ve benliğe sindirilir. Bazen çocuk bu özellikleri çok sindirmiştir ve kendisini aşırı derecede kontrol eder; böylece acımasız bir üstbenliğe sahip erişkin olarak yetişir.</p>
<h4>Yetersiz sevgi ve aşırı disiplin</h4>
<p>Sıkı eğitim vardır ve disiplin genellikle aşırı cezalarla uygulanır; en küçük şeyde cezalandırma (dayak, şiddet) yoluna gidilir. Çocuk çoğunlukla aşağılanır ve horlanır. Böyle yetiştirilen çocuklarda saldırgan ve antisosyal davranışlara eğilim artar. Bu tür ailelerde büyüyen çocuklar, karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek isterler ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorlanırlar.</p>
<h4>Gevşek eğitim ve yetersiz sevgi</h4>
<p>Bu durum yoksul ve kalabalık ailelerde gözlenir. Çocuğa düşen sevgi ve ilgi payı azdır. Çocuğun eğitimi de yetersizdir. Çocuk, kendi yolunu bulmaya çalışır. Böyle çocuklar pasif ve donukturlar. Bu tutumda da disiplinsizlik söz konusudur, ancak disiplinsizliğin buradaki nedeni sorumsuzluk ve ilgisizliktir. Sevginin yetersiz oluşu aşırı iticiliğe neden olur. Çocuk yeterli sevgi ve bakım görmez. Hazır olmadığı çağlarda bağımsızlığa zorlanır; bir an önce kendi kendisine yetmesi ve kendisine bakması beklenir.</p>
<h3>Farklı Aile Tutumları</h3>
<h4>Aşırı Otoriter ve Reddedici Aile Tutumu</h4>
<p>Çocuğun bedensel ve ruhsal gereksinmelerini karşılamayacak kadar olumsuz duygular beslenilir. Çocuğa şefkat, sevgi, sıcaklık verilmez, her yaptığı eleştirilir.</p>
<p>Çocuğun iyi yönleri değil olumsuz yönleri ortaya çıkarılır. Otoriter ve reddedici aile tutumunda evde söz hakkı, özgürlük ve otorite anne babanındır.</p>
<h5>Aşırı Otoriter ve Reddedici Aile Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri:</h5>
<p>Bu çocuklar kötü muameleye maruz kalmaktan korktukları için anne ve babaya karşı edilgen, uysal ve erdemli olmaktadır. Fakat içten içe anne babaya karşı düşmanlık duyguları geliştirirler.</p>
<ul>
<li>Kendisi dışındaki insanlarla yeterli iletişimi kuramadıkları için saldırganlığı kendisine yönlendirebilirler.</li>
<li>Yeniliklere açık değildirler, yeni şeyler üretmeleri zordur.</li>
<li>Sürekli kusurları aranan çocuk streslidir ve stresliyken hata yapma olasılığı artar.</li>
<li>Yardım duygusundan uzak, sinirli, inatçı, hırçın, uyumsuz olabilirler. Kurallara uymayan veya otoriteye boyun eğen, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edemeyen bir kişilik geliştirebilirler.</li>
</ul>
<h4>Aşırı Hoşgörülü Aile Tutumu:</h4>
<p>Çocuk merkezli bu tür ailelerde çocuğun yaptığı her şey hoş görülür ve çocuk aşırı özgür bırakılır.</p>
<p>Çocuğa neyi yapıp neyi yapmaması gerektiği anlatılmaz. Hiçbir zaman kesin kurallar belirtilmez. Çocuk kendisine zarar verebilecek davranışlarda bile etkili denetimden uzaktır, uyarılmaz.</p>
<h5>Aşırı Hoşgörülü Aile Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri :</h5>
<p>Aşırı hoşgörülü tutum ile yetiştirilen çocuklar bir süre sonra anne babasını denetim altına alır, onları tehdit ederler. Dedikleri olmayınca da tehditlerini uygularlar.</p>
<ul>
<li>Eleştiriye açık olmadıkları için kendilerini geliştiremezler.</li>
<li>Kuralsızlığa alışan çocuklar, okuldaki kurallarla karşılaşınca okula ve arkadaş çevresine uyum sağlamakta zorluk çekebilirler.</li>
<li>Bencil, sorumsuz, kırılgan, her dediğinin anında olmasını isteyen, sabırsız, şımarık, antisosyal olabilirler. Sosyal ortama girdiklerinde ve her dediklerinin olmadığını gördüklerinde hayal kırıklığına uğrar, kendi kabuklarına çekilebilir ya da agresif olabilirler.</li>
<li>Her isteklerini yaptırmayı alışkanlık haline getirir ve zamanla kural tanımazlar.</li>
</ul>
<h4>Aşırı Koruyucu Aile Tutumu</h4>
<p>Çocukların üzerine titrenir. Ağlamasın, üşümesin, terlemesin, hasta olmasın, yorulup incinmesin diye büyük bir çaba gösterilir. Her şey çocuk adına yapılır. Anne babaların çocuklar için geliştirdikleri aşırı kaygı, çocuklarını aşırı korumaya yönlendirir.</p>
<ul>
<li>Çocuğa evde seçim hakkı verilmez.</li>
<li>Aşırı Koruyucu Aile Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri :</li>
<li>Kararlar, çocuk adına aile tarafından alındığı için, karar alma ve seçenekleri değerlendirme becerileri gelişemez. Karşılaştığı sorunlarla başa çıkamayacağına inanır ve sürekli hata yapma eğilimi içindedir.</li>
</ul>
<p>Bu çocuklar belli dönemlerde yerine getirmesi ve kazanması gereken davranışlar ve görevleri yapamadıkları için, aşırı bağımlı, ürkek ve çekingen olabilir, beceriksiz ve sakar görünebilirler. Kendilerini topluma kabul ettirmek için zaman zaman isyankar davranışlar sergileyebilirler.</p>
<h4>Tutarsız Aile Tutumu</h4>
<p>Bu ailelerde çocuğun yaptığı bir davranış bazen çok sert bir tepki alabilirken, bazen de çok olumlu karşılanabilmektedir. Tutarsız anne babanın iki çocuğuna karşı farklı tutumu ya da anne babanın kendi eğitim tarzlarındaki farklı tutumları çocukları olumsuz yönde etkileyebilir.</p>
<h5>Tutarsız Aile Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri</h5>
<p>Bir davranışın kimi zaman ödüllendirilmesi kimi zaman da cezalandırılması çocukta cezanın anlamı ve suçun niteliği hakkında kuşkular uyanmasına neden olur. Ne zaman, nerede, ne yapacağını bilemezler.</p>
<ul>
<li>Kendi görüş ve düşüncelerini aktaramazlar.</li>
<li>Çocuk kendini kanıtlamak ve dikkatleri üzerine çekmek için, ürkek, yumuşak huylu, söz dinleyen ya da kendi benliğini ve bağımsızlığını göstermek için kavgacı, sinirli bir çocuk olabilir. Zamanla çevrelerindeki insanlara güvenmeyen, her şeyden şüphelenen, kararsız bir kişilik yapısı geliştirebilirler.</li>
</ul>
<h4>Mükemmeliyetçi Aile Tutumu</h4>
<p>Mükemmeliyetçi tutumda anne baba her şeyin en iyisini çocuğundan bekler. Kendi gerçekleştiremediği yaşantıları çocuğunun gerçekleştirmesini ister ve çocuk olduğu gibi kabul edilmez.</p>
<ul>
<li>Çocuktan aşırı titizlik ve temizlik beklenir.</li>
<li>Mükemmeliyetçi ailelerde kurallar ve kalıplar belirlenir ve çocuğun bunlara mutlaka uyması beklenir.</li>
<li>Mükemmeliyetçi Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri :</li>
<li>Mükemmeliyetçi anne baba tutumuyla yetişen çocukların fikirleri genelde çok katıdır. Bir şey veya kimse ya çok olumlu ya da çok olumsuzdur.</li>
<li>Her işte en iyi ve en üstün olmak ister. Fakat istediği seviyeyi yakalamayınca hayal kırıklığına uğrar ve çalışmayı tamamıyla bırakabilir. Aşağılık duygusu gelişir.</li>
</ul>
<h4>Kabul Edici, Güven Verici ve Demokratik Aile Tutumu</h4>
<p>Sevgi, saygı, huzur, güven ve şeffaflık olan ailede çocuk tüm yönleriyle kabul edilir. Anne baba davranışları ile çocuğa uygun birer model, çok iyi rehberdir. Çocuğa yol gösterir ama alacağı kararlar konusunda serbest bırakır.</p>
<ul>
<li>Kabul Edici, Güven Verici ve Demokratik Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri:</li>
<li>Demokratik ve güven verici bir ortamda yetişen çocuk, kendine ve çevresine saygılı, sınırları bilen, yaratıcı, aktif, fikirlere saygı duyan, fikirlerini rahatlıkla söyleyebilen, kişilik ve davranışları açısından dengeli, sorumluluk duyguları gelişmiş, hoşgörülü, işbirliğine hazır, arkadaş canlısı, duygusal ve sosyal açıdan dengeli ve mutlu bir birey olarak yetişir.</li>
<li>Anne babanın tutarlı ve kararlı tutumu çocuğun kendisine ve çevresindekilere güven duygusunu geliştirir.</li>
<li>Kendi haklarını savunurken başkalarının haklarına da saygı duyar.</li>
</ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/aile-ve-cocuk-gelisimi/">Aile ve Çocuk Gelişimi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Takıntı</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-takinti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 07:49:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bireysel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[okb]]></category>
		<category><![CDATA[takıntı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda Takıntı Problemi Takıntılar, mantıksız olduğunu bildiği halde, insanın bir türlü kafasından atamadığı rahatsızlık edici fikirler ,hayaller ve dürtülerdir. Takıntılar ... <a title="Çocuklarda Takıntı" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-takinti/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-takinti/">Çocuklarda Takıntı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuklarda Takıntı Problemi</h2>
<p>Takıntılar, mantıksız olduğunu bildiği halde, insanın bir türlü kafasından atamadığı rahatsızlık edici fikirler ,hayaller ve dürtülerdir. Takıntılar beynin davetsiz misafiridir. Kimine kirlendiği hissi gelir,devamlı temizlik ihtiyacı duyar, kimi şüphelerine teslim olur,kiminin aklına birine zarar verebileceği endişesi saplanır.</p>
<ul>
<li>Günde kaç kere el yıkarsınız, gününüzün kaç saati el yıkama ile geçer?</li>
<li>Ütüyü prizden çekmişmiydim diye her evden çıkışınızda eve döner kontrol eder misiniz?</li>
</ul>
<p>Takıntıya cevap olarak gerçekleşen,kişinin kendisini yapmaktan alıkoyamadığı,katı biçimde uygulanan davranışlara da kompülsiyon denir. İnsanların pek çoğunda irili ufaklı takıntılar mevcuttur ancak takıntıların hastalık haline gelmesi için rahatsız edici boyutta olması gerekir.Bu takıntılar kişiye acı verirse, günlük hayatını yaşayamayacak şekilde etki ederse,insan ilişkilerine zarar verirse,takıntı hastalığı, bilim dilinde obsesif kompulsif bozukluk var demektir.</p>
<h3>En Sık Görülen Takıntılar</h3>
<h4>Bulaşma takıntısı</h4>
<p>En sık görülen takıntı türlerinden biri olan bulaşma takıntısını yıkama ve yıkanma kompülsiyonu izler. Bulaşma takıntısında dışkı, idrar,mikrop,toz,sperm gibi nesnelerden kaçınılır. Kişi mikrop kapmaktan korktuğu için evinden çıkamayacak duruma gelebilir ve yıkanmaktan cildi yara olabilir.</p>
<p>Bu kişilerde bulaşma,utanç, iğrenme, tiksinme duyguları da sıkça görülür.</p>
<h4>Şüphe takıntıları</h4>
<p>Bu kişiler bazı şeyleri yapıp yapmadıklarından daima şüphe ederek devamlı yaptıklarını kontrol etme ihtiyacı duyarlar. Bu obsesyon tipinde kapının kilitli olup olmadığını kontrol etmek için defalarca eve geri dönülebilir, ışığın açık kalıp kalmadığını kontrol için defalarca yataktan kalkılabilir veya verilen bir işi hatasız yapıp yapmadığından emin olmak adına aynı yazı yüzlerce kez kontrol edilebilir.</p>
<h4>Bedenle ilgili takıntılar</h4>
<p>Bu tip takıntıya sahip kişilerin çoğu ölümcül hastalığa yakalanma endişesinden kurtulamazlar.Özellikle devamlı kanser olduklarına dair ciddi şüpheleri vardır. Sağlıklı olduklarına asla ikna olmazlar.Bazıları da vücutlarındaki hayali bir kusurla uğraşıp durabilirler. Örneğin burnunu beğenmeyen ve olduğundan daha büyük olduğunu düşünen bir bayan, her aynada, camda, hatta yüzünün yansıdığı su birikintiisnde bile kendini süzer ve burnunun kusurunu aklından çıkaramaz.</p>
<h3>Düzen ve simetri takıntıları</h3>
<p>Simetri takıntılılar, yaşadıkları ortamlarda her şeyi belli ölçülerde düzenleme gereği duyarlar. Benimsedikleri düzende yapılan değişimleri çabucak fark edip eski haline getirirler.Bu takıntıya sahip olan kişiler devamlı simetri ararlar.Onlara her şey eğri duruyormuş gibi gelir. Sürekli masa üstünü, dolapları düzenlemek isterler. Dolaptan bir gömlek alıp giymesi bir saati bulan, çünkü gömleği oradan alırken düzeni bozmak istemeyen hastaların sayısı çok fazladır. Bu kişilerin çoğu bir şeyleri düzenlemeye çalışırken saatlerce uğraşmak zorunda kalırlar ve bir türlü istedikleri biçimi veya düzeni oluşturamazlar.Düzen takıntılılar devamlı düzensizlikten yakınabilirler.</p>
<h4>Saldırganlık Takıntıları</h4>
<p>Bu kişiler iradelerini kaybedip çevredeki kişilere veya kendilerine zarar vermekten korkarlar.Kişi asla saldırgan duygular taşımadığı halde, birini arabasıyla ezeceği, yemek yerken sofradaki bir aile üyesini bıçak saplayıp öldüreceği ya da yeğenini camdan atacağı gibi düşüncelerle meşguldur. Asla yapmayacağı halde bu düşünceleri aklından atamaz.</p>
<h4>Cinsel Takıntılar</h4>
<p>Cinsel arzu duymadıkları halde o kişiyle akıllarına cinsellik düşüncesi gelen kişiler cinsel takıntılıdırlar. Anne, baba, kardeş, hatta kendi çocuklarıyla ilgili cinsel görüntüler gelir akıllarına ve bu da çok büyük utanç duygusunu beraberinde getirir.</p>
<h4>Dini Takıntılar</h4>
<p>Bu takıntıya sahip kişiler, aslında inançlı ve dindar oldukları halde akıllarına dinle ilgili aykırı düşünceler gelir. Allah var mı yok mu gibi sorular, etmedikleri halde kutsal şeylere küfür etmek akıllarına gelir ve bundan çok rahatsız olurlar.Günah olan şeyleri yapma isteği de bu takıntının bir başka şeklidir.</p>
<h4>Metafizik Takıntılar</h4>
<p>Takıntılı kişiler, felsefenin çözemediği sorularla sürekli uğraşır bu yüzden acı çekerler.Ölüm ne demek, ölümden sonra nereye gideceğiz, ahret var mıdır,ruh nerededir,yıldızların ötesinde neler var,evreni ne sonlandıracak şeklindeki sorular ,bu kişilerin aklını devamlı meşgul eder.</p>
<p><strong>Sık karşılaşılan kompülsiyonlar ise:</strong></p>
<ul>
<li>Kontrol Etme</li>
<li>Yıkama</li>
<li>Sayma</li>
<li>Sorma-anlatma</li>
<li>Dua etme</li>
<li>Simetri ve düzen</li>
<li>Biriktirme</li>
</ul>
<p>Günümüzde her 10.000 kişiden 300 ünün takıntı hastalığı olduğu bilinmektedir.Türkiye’de yaklaşık 2 milyon insan bu rahatsızlıktan muzdariptir.</p>
<h3>Takıntı Hastalığı</h3>
<p>Takıntı hastalığı genellikle 20-35 yaş aralığında başlar.Obsesiflerin sadece %15 nde rahatsızlıklar 35 inden sonra ortaya çıkablir.Bununla birlikte çocuklarda başlayan takıntı hastalıklarına da rastlanır.Kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta görülür.Çocuk yaşlarda başlayan obsesif kompulsif bozukluğun erkelerde daha yaygın olduğu görülmüştür.</p>
<h3>Takıntı Hastalığının Sebepleri Nelerdir?</h3>
<h4>a.Biyolojik Sebepler</h4>
<p>Takıntı hastalığının, vücudumuzda yaşadığımız kalp,karaciğer,bağırsak rahatsızlıkları gibi rahatsızlıklardan farkı yoktur.Bu hastalık ,beyin hücrelerinde ortaya çıkan bir çeşit çalışma bozukluğundan kaynaklanabilir.Kimyasal bozukluk olarak nitelendirebileceğimiz bu rahatsızlık,beyinde serotoninin yeterince etki göstermemesiyle bağlantılıdır.</p>
<h4>b.Psikolojik Sebepler</h4>
<p>Her insanın içinde,insanoğlunun doğası gereği hoşuna gitmeyen,kabul etmek istemediği birtakım duygu ve dürtüler vardır.İçimizden gelen bu istenmeyen duygu ve dürtülerle mücadele ederiz.Benliğimizdeki çatışmalar ve hayatın getirdiği stresle mücadele ederken farkında olmadan oluşturduğumuz ruhsal düzeneklere de savunma mekanizması adı verilir.</p>
<p>Savunma mekanizmaları gerek kişinin ortama adaptasyonunda ve gerekse gelişiminde çok önemli bir rol oynar.Ancak savunma mekanizmalarının abartılı şekilde kullanılması benliğin işlevini engeller ve patolojik boyuta geçebilir.Takıntılı olmaya aday kişiler,kirlilik,zıtlaşma,saldırganlık,inatçılık gibi duygu ve dürtüleriyle baş edebilmek için karşıt tepki kurma, bastırma, yalıtma ,yapma-bozma gibi savunma mekanizmalarını kullanırlar.</p>
<p>Bu savunma mekanizmaları düşünme biçimlerine iyice yerleştiğinde ve abartılı biçimde kullanıldığında takıntılı kişilik yapısı ortaya çıkar.Örneğin kontrol takıntısına sahip kişi ,arabasının kapısını kilitleyip kilitlemediğinden şüphe eder ve sürekli kontrol etme ihtiyacı duyar. Bu takıntı tipinde yapma-bozma dediğimiz bir savunma mekanizması çok kullanılır. Yani örneğimizdeki kişi arabasının başına gider, uzaktan kumandaya basar, kapıyı tekrar açar ve kapatır.</p>
<p>Hastalıgın nedeni ağırlıklı olarak biyolojik olmakla birlikte herkeste ne tür takıntıların ortaya çıkacağını belirleyen, her bireyin kişilik özellikleridir.Hasta olmadan önce de titiz olan bir kişide büyük olasılıkla temizlik ve aşırı el yıkama seklinde ortaya çıkan hastalık, günlük hayatında güvensiz ve evhamlı olan bir başkasında şüphecilik ve kontrol etme şeklinde görülebilir. Mükemmeliyetçi bir kişide de simetri obsesyonu ortaya çıkabilir.</p>
<h3>Takıntılarla İlişkili Diğer Rahatsızlıklar</h3>
<ol>
<li>Tik Bozuklukları</li>
<li>Vücut Dismorfik Bozukluğu</li>
<li>Hipokondriyazis (Hastalık Hastalığı)</li>
<li>Trikotilomani (Kıl Koparma Hastalığı)</li>
<li>.Anoreksiya Nervoza (Zayıflama Hastalığı)</li>
<li>Kleptomani (Çalma Hastalığı)</li>
<li>.Kumar Bağımlılığı</li>
<li>Onyomani (Alışveriş Hastalığı)</li>
<li>Seks Bağımlılığı</li>
</ol>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-takinti/">Çocuklarda Takıntı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Alt Islatma Problemi</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-alt-islatma-problemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 07:43:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[altını ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğa tuvalet eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[pedaog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda Tuvalet Eğitimi Çocuklar genellikle 18-24 aylarda tuvalet eğitimlerini kazanırlar. Bu süreç 3 yaşın sonuna kadar devam edebilir.Her çocuğun kişilik ... <a title="Çocuklarda Alt Islatma Problemi" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-alt-islatma-problemi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-alt-islatma-problemi/">Çocuklarda Alt Islatma Problemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuklarda Tuvalet Eğitimi</h2>
<p>Çocuklar genellikle 18-24 aylarda tuvalet eğitimlerini kazanırlar. Bu süreç 3 yaşın sonuna kadar devam edebilir.Her çocuğun kişilik özellikleri,fiizksel gelişimi,psikolojik durumu ve anne-babanın veya tuvalet eğitimini veren kişinin tutum ve davranışları tuvalet eğitiminin kazanılmasında büyük rol oynar.Tuvalet eğitiminin verilmesinde en önemli konu uygun zaman ve koşulların seçilmesidir.</p>
<p><strong>Çocuğa tuvalet eğitimi</strong> vermeden önce çocuğun psikolojik, fizyolojik ve zihinsel olarak hazır olup olmadığına önem verilmelidir.Tuvalet eğitimi genellikle ilkbahar ve yaz aylarında verilirse ,çocuğun motivasyonu ve ebeveynlerin rahatı açıısndan çok daha iyi olur. Ayrıca yazın havaların sıcak olması nedeniyle vücudumuzdaki suyun büyük bir kısmı terle atıldığı için, idrar torbası çocuğu zorlayacak kadar dolmaz.</p>
<h3>Alt Islatma Problemi Nedir?</h3>
<p>Çocuk tuvalet eğitimini kazandıktan sonra , en az 6 aylık bir dönem kuru kalıp, daha sonra istemsiz ve yineleyici olarak tekrar altını ıslatmaya başlamışsa bu durum alt ıslatma problemi <strong>enürezis nokturna </strong>olarak karşımıza çıkar.Gece altını ıslatma, gece uyku sırasında farkında olmadan idrar yapma olarak tanımlanabilir.Eğer alt ıslatma problemi haftada 2 defadan fazla yaşanıyorsa,bu durum enürezis olarak kabul edilebilir.</p>
<p><strong>Gece altını ıslatmanın iki tipi vardır.</strong></p>
<h4>Primer Enürezis</h4>
<p>Vakaların %80-85’ini oluşturur. Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir.Bu çocuklarda mesane kontrolü hiçbir zaman kazanılmamıştır. Enürezis hiç kesilmeden bebeklikten itibaren devam eder. Primer enürezis, sinir-kas kontrolünün gelişmesindeki gecikmeden kaynaklanabileceği gibi anne babanın düzensiz ya da yetersiz tuvalet eğitiminin bir sonucu olarak da ortaya çıkar. Birincil enürezis zamanla kaybolur ve yavaş gelişen bu çocuklar, tuvalet kontrolünde arkadaşlarının düzeyine ulaşırlar. Ayrıca primer enürezis olan çocukların %3&#8217;ünde ,şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi sorunlar da saptanmaktadır.</p>
<h4>Sekonder Enürezis</h4>
<p>Çocuğun en az 6 ay ile 1 yıl arasında kuru kaldıktan sonra tekrar idrar kaçırmaya başlanması durumudur. Alt ıslatma problemi yaşayan çocukların %30 u bu gruba girer. En sık 5-8 yaşları arasında görülür. Bu tür alt ıslatma olayında tuvalet kontrolü oluştuktan sonra bir gerileme söz konusudur. Bu tip alt ıslatma problemine sebep olarak zorlu yaşam olayları gösterilebilir.</p>
<h3>Sekonder Enürezis Sebepleri Nedir?</h3>
<p>Sekonder enürezis sebepleri şöyle sıralanabilir:</p>
<ul>
<li>Yeni bir kardeşin doğumu</li>
<li>Yeni bir eve taşınma</li>
<li>Kreşe veya okula başlama (sosyal kaygı artar)</li>
<li>Anne-baba geçimsiliği ve ayrılığı</li>
<li>Çocuğun ihmal edilmesi veya suistimal edilmesi durumu</li>
<li>Kalıtsal nedenler :Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta % 45, ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır.</li>
</ul>
<p>Enürezis, hem sık rastlanması, hem de çocuk ve ebeveynler için zor bir durum olması açısından tüm davranış bozuklukları içinde büyük önem taşır. Çoğunlukla tik, kekemelik, tırnak yeme gibi belirtilerle birlikte de görülebilir.</p>
<h3>Çocuklarda Alt Islatma Tedavisi ve Yaklaşımı</h3>
<p>Çocuğa öncelikle ayrıntılı bir muayene ve organik nedenleri araştıracak tetkikler yapılmalıdır. Daha sonra çocuğun psikolojik durumu ele alınmalı, ruhsal nedenler araştırılmalıdır. Aileye ve yaşına göre çocuğa sorunun nedeni açıklanmalı ve psikiyatrist/psikologla işbirliği yapmaları sağlanmalıdır. Aileye bunun bir hastalık olduğu çocuğun bilinçli olarak yapmadığı bu nedenle çocuğu suçlamamaları gerektiği anlatılmalıdır.</p>
<p>Çocuğun alt ıslatma problemi için organik bir neden bulunamamışsa ,çocuk konusunda uzman bir psikoloğa götürülmeli, gerekirse aileye danışmanlığı ve aile terapisi, davranış tedavisi, psikoterapi uygulanmalıdır.</p>
<p>Ailenin katılımı ile uygulanabilecek temel tedavi yaklaşımları şunlardır:</p>
<ul>
<li>Gece kalkıp tuvalete gitme bir hedef olarak kesinleştirilmeli</li>
<li>Çocuğun tuvalete ulaşması kolaylaştırılmalı</li>
<li>Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edilmeli</li>
<li>Yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı alımından kaçınılmalı</li>
<li>Kafein içeren içecekler kesinlikle verilmemeli</li>
<li>Çocuk yatağa girmeden hemen önce mutlaka tuvalete gidilmeli</li>
<li>Gece kuru kalması için kesinlikle bez bağlanmamalı (gece kalkma motivasyonunu olumsuz etkilemektedir)</li>
<li>Çocukların hangi günler kuru kaldıkları bir kart üzerine işlenmeli (Yağmurlugünler/güneşli günler takvimi) ve güneşli günlerin fazla olması durumuna çocuk ödüllendirilmeli</li>
<li>Çocukların özgüvenleri desteklenmeli</li>
</ul>
<h3>Altını Islatan Çocuğa Ailenin Yaklaşımı Nasıl Olmalı?</h3>
<p>En önemli konu, ailenin çocuğun bu durumuna anlayışla yaklaşmasıdır. Bu problem,zaten çocuğun özgüvenini ve sosyal ilişkilerini etkilemektedir.Utanma, hırçınlık,tırnak yeme,tikler ,öfke patlamaları,alt ısletme problemi ile birlikte görülebilecek sıkıntılardır.Bazı anne-babaların çocuklarının bilinçli olarak altlarını ıslattıklarını düşündükleri görülmekte ve bu nedenle çocuklarını yargılayan, suçlayan, hatta cezalandıran ailelerle karşılaşılmaktadır.</p>
<p>Çocukların büyük bir çoğunluğu, bilinçli olarak altlarını ıslatmayacakları gibi bilinçli olarak ıslatsalar bile, rahatsız oldukları durum sebebiyle çevrelerine bir mesaj vermek için bu davranışı yaptıkları bilinmektedir. Her iki durumda da ailelerin, cezadan ve suçlayıcı tavırlardan uzak durmaları ,aksine çocuğa sevgi ve anlayışla yaklaşmaları sorunu çok daha hızlı bir şekilde çözecektir.</p>
<p>Çocuklarda alt ıslatma sorunu muhtemel bir kaygı bozukluğuna işaret edebileceği için, bir psikologdan destek alınması sağlıklıd</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-alt-islatma-problemi/">Çocuklarda Alt Islatma Problemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Korku Problemi</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-korku-problemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 07:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[korkular]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Korku Nedir? Korku bizi , kendimizi korumaya hazırlayarak ve tehlikeye karşı uyararak hayatımızın devamını sağlar. Adrenalin salgılanması , vücudumuzun kaçmaya ... <a title="Çocuklarda Korku Problemi" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-korku-problemi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-korku-problemi/">Çocuklarda Korku Problemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Korku Nedir?</h2>
<p>Korku bizi , kendimizi korumaya hazırlayarak ve tehlikeye karşı uyararak hayatımızın devamını sağlar. Adrenalin salgılanması , vücudumuzun kaçmaya ve dönüşmeye hazır olmasını sağlar. Fiziksel ve psikolojik değişiklik tehlikeden kaçmada karşılaşmada yararlıdır.</p>
<p>Rüyalarımız sıkça korkularımızı yansıtır. Çocuklar rüyalarını anlatırsa , anne babalar çocukların neden korktuklarını anlarlar. Çocuklar olgunlaşırken korkuları daha belirgin ve şiddetli hakle gelir. Eğer çevreleri güvenli ise ve mantıksız korkular desteklenmemişse korkularını geliştirmezler. Şiddetli korkular doğal olarak yok olmazlar. Cezalandırma ve aldırış etmeme de bu korkularda etkili değildir. Belirli korkular endişeyi serbestçe ortaya çıkarmaya , seziyi , güvensizliği , korkuyu hissetmeye yol açar.</p>
<h3>Yaş guruplarına göre korku türleri Nelerdir?</h3>
<p>0-1,5 yaş arası dönemde ses , korku yaratan uyarıcılar arasında birinci sırada gelir. 6.ayda ya da daha ileriki aylarda bebeklerin yaşındaki ilerlemeye bağlı olarak bebeklerde uçurum görüntüsüne karşı korku tepkileri artmıştır. Diğer bir korku türü ise bebeklerin yabancılara karşı gösterdikleri korku tepkileridir. 7. ve 8. aylarda yabancılara karşı hissettikleri korku duyguları 1. Yaşın sonuna doğru yoğunluk ve sıklık gösterir. Yine bu yaş döneminde en sık rastlanan bir diğer korku türü ise gürültülü uyarana bağlı irkilmedir.</p>
<ul>
<li>1,5 -3 yaş arası dönemdeki korkulara bakacak olursak çocukların korkularında korkulan objeye bağlı bir artma görülür. Bu dönemdeki korkular arasında hayvan (örneğin köpek ) gök gürültüsü , ani ses , yalnız yatma , tuvalette sifonun çekilmesi , elektrik süpürgesi vs. sayılabilir.</li>
<li>3-4 yaşlarında bu korkulara karanlık , dilenci , hırsız , öcü korkuları eklenir. Tuvalet alışkanlığı kazandığı dönemde bedeninden bir şeylerin koptuğunu görerek korkması da yine bu dönemdedir. Karanlık korkusu bebeklikten itibaren en sık rastlanan korkuların başında gelir. Anne – babanın en sık pekiştirdiği korku türüdür.</li>
<li>Bu korku türünde de model alınması olağandır. Çocuk anne – baba ya da yakınlarından birinin karanlık korkusu yaşadığını bilirse , bu korkuya maruz kaldığında ister istemez karanlığın ürkütücü olduğu düşüncesine kapılabilmektedir. Şayet bu korku anne – baba tarafından pekiştirilmezse ve uygun bir şekilde yaklaşılırsa kendiliğinden kaybolmaktadır. Bu bağlamda çocuklara güven vermek , onlara yalnız olmadıklarını mesajını vermek önem taşımaktadır.</li>
<li>4 yaşında doruğa ulaşan korkularda bu yaştan itibaren yavaş yavaş azalma görülmesi beklenir. 5 yaş fazla korkulu bir yaş değil daha çok somut korkular görülmektedir. Çocuklar bu dönemde daha ziyade düşüp yaralanmaktan , köpekten , bir yerinin kanamasından korkarlar.</li>
<li>0-6 yaş arasında anne – babadan ayrılma korkularına çok sık rastlanmaktadır. Annenin çocuğunun yaramazlık yapmasına engel olmak için ‘seni bırakırım , dilenciye veririm’ tarzındaki yaklaşımı farkında olmayarak çocukta korku tepkisi oluşturabilir.</li>
<li>6 yaşlarında korkularda yeni bir artma gözlenir. Özellikle sesle ilgili korkular , hayalet , hortlak , cadı , şimşek , yalnız uyuyamama ve benzeri korkular üst düzeydedir. Hatta bazen ‘ yatağın altında biri var’ diyerek tek başlarına kendi odalarında yatmak istemezler. Ayrıca izledikleri filmlerin etkisinde kalarak da korku geliştirebilirler. Bu nedenle çocuklara korku içeren sahneler seyrettirilmemeli veya filmi izleme esnasında ortamdaki sessizliği bozup onunla film üzerinde konuşulmalıdır.</li>
<li>2-6 yaş arasındaki okul öncesi çocuklar , en çok korku yaşayan çocuklardır. Bunun nedeni korkuların gelişiminin toplumsal gelişim ve kişilik gelişimi kadar bilişsel gelişimle de ilgili olmasıdır.</li>
<li>7 yaş : Bu yaşta pek çok korkular vardır. Karanlık , bodrum , tavan arası korkusu , gölgeleri hayalet cadı gibi algılama söz konusudur. Okuduklarından , televizyonda gördüklerinden fazlasıyla etkilenme , endişelenme yaşıdır.</li>
<li>8-9 yaş : Bu yaşlarda endişelenme ve korkular daha azdır. Sudan ve karanlıktan daha az korkarlar. ( Bu nedenle evde mutsuz olunca valinizi toplayıp gitmeyi düşünebilirler) Daha gerçekçi korkular , bir şet yapamamak , okulda başarısızlık gibi , kişisel endişeler söz konusudur.</li>
<li>10 yaş Pek çok korkular vardır , genelde 1-2 yıl sonrasına göre daha az korkulu bir yaştır. Hayvanlardan özellikle yılanlardan korkarlar. Bu yaşta yükseklik , yangın , kötü adam korkusu da söz konusudur.</li>
</ul>
<h3>Çocuklarda Doğa Üstü Korkular</h3>
<p>Doğa üstü korkular ( hayalet , drakula , cin , peri ) 5-10 yaş arasındaki çocukların % 20 ‘sini ilgilendirir. Fiziksel tehlikelere ait korkular 10 yaşından daha yukarıdaki çocuklar içindir. Okullarda çocukların %20 ‘ si sınav korkusu nedeniyle yeterli başarıyı elde edememektedir.</p>
<h4>Şiddetli ve sürekli korkular ciddiye alınmalıdır.</h4>
<p>Şu konularda profesyonel yordum alınmalıdır : her hangi bir kategoride , objelerin tümünden korkmak , yetersizlik duygusu , ve şiddetli korku. Dikkat çekici bir şekilde televizyon ve sinemada şiddet içeren filmleri seyreden çocuklar ve ergenler diğer çocuklara göre daha çok korkarlar.</p>
<h3>Korkunun Nedenleri</h3>
<ul>
<li>Bedensel bozukluklar ve bazı hastalıklar sonucu gelişebilir. Kaza sonucu oluşan beden kurları ve uzun süre devam eden hastalıklar. Hastalık tedavisinde uygulanan yöntemler.</li>
<li>Çocukları korkutmalar. Korkunun baş nedenidir. Hayvanlar , eşyalar ve durumlar hakkında korkutucu şekilde bilgi vermek.</li>
<li>Çocuklara korku verici yaşantılar verme. Çocuklar bir çok şeyden korunmasını bilmezler. Nasıl koruncaklarını hesap edemezler. Deniz, ırmak , hayvan , ateş , yüksek balkon vs.</li>
<li>Çocukların kötü örnek görmeleri. Özellikle çevresinden taklit yoluyla.</li>
<li>Korkuyu eğitimde bir araç olarak kullanmak. Çocukları eğiten kimseler birçok hallerde çocukları korkutarak istedikleri gibi hareket etmeye zorlama ( bir bakıma çocuğu tehdit etme). Çocuk uslu durmadığı zaman doktora götürürüm iğne yaptırırım gibi.</li>
<li>Çocuğun ve gencin geçirmiş olduğu şoklar. Çocuk bazen eşya , durum ve hayvanlarla ilişki kurduğu sırada ömür boyu unutamayacağı şiddette bir olayla yüz yüze gelerek şok olabilmektedir. Deniz kazası geçirmiş ve hayatını zor kurtarmış olan bir çocuğun denize karşı korku geliştirmesi gibi.</li>
<li>Kişileri kontrol etmek. Bazı zamanlarda korkulu olma dikkatli olmanın ya da güçlü olmanın bir yolu olabilir. Bu olgu çocuğun , korkulara sahip olmasını direkt olarak pekiştirir , korkutulma daha memnun edici hale gelir ve bu duyguları da gittikçe şiddetlenebilir. Problem korkunun hem acı verici hem de ödüllendirici bir hale dönüşmesidir. Korku , çocuğun anne ve babayı etkileme ve kontrol etmenin asıl ve tek yoludur. Okul fobisi gibi.</li>
<li>Eleştirilme ve azarlanma. Aşırı eleştiri çocukta korkuların oluşmasına neden olur. Kirli olduğu için azarlanma çocukta ; kirlilik korkusunun oluşması gibi.</li>
<li>Titizlik ve aşırı istek. Aşırı titiz bir ortam genelde çocukta korku oluşturabilir ya da bu ; özellikle otorite korkusu olabilir. Bu çocuklar otoriteyi temsil eden polis ve öğretmen tarafından aşırı korkutulabilir. Mükemmeliyetçi anne ve babalar sıklıkla korkak çocuklara sahiptir.</li>
<li>Şiddetli ve uzun süreli aile çatışmaları.</li>
</ul>
<h3>Çocuk korktuğunda neler yapmalıyız ?</h3>
<ul>
<li>Korkusuna saygı gösterin , onu dinleyin ve anlayışla karşılayın.</li>
<li>Çoğu korkunun geçici olduğunu hatırlayın.</li>
<li>Tekrar ona yardımcı olmaya çalışmadan önce korktuğu durumdan uygun bir süre geri çekilmesine fırsat verin.</li>
<li>Korktuğu duruma tekrar alışabilmesi için ufak adımlarla yaklaşmasını sağlayın. (yüksekten korkuyorsa az yüksek yerlere çıkarmakla ).</li>
<li>Bazen çocuklar daha önce korktukları şeylerin üzerine giderler. ( Daha önce yangından korkuyorsa , birden ateşle oynama isteği duyabilir. Bu gibi durumlarda sizin denetiminizde soba yakmasına , kibrit ve mumlar yakmasına izin verilebilir )</li>
<li>Çocuğunuzun korktuğu şeyleri bulmaya çalışınız. ( Karanlıktan mı? Garip seslerden mi ? ). Bu gibi durum ve nesnelerden uzak tutun.</li>
<li>Çocuğunuzun korkusunun belirli yaş dönemlerinde çocuklarda görülen korkulardan olup olmadığını öğrenin. Yaş düzeyinde bir korku ise üstünde durmayabilirsiniz. Aşırı ise zamanla geçmiyorsa bir uzmanla görüşmenizde yarar vardır.</li>
<li>Korkularından başkalarının yanında söz edip onu küçük düşürmeyin ve utandırmayınız.</li>
<li>Korkuları karşısında sabırsızlanıp ona bebekmiş gibi davranmayın.</li>
<li>Çocuğunuzun hazır olduğunu hissetmiyorsanız korktuğu nesne veya durumla yüzleştirmek için asla acele etmeyin.</li>
</ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-korku-problemi/">Çocuklarda Korku Problemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuktan Uzakta Yaşam</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuktan-uzakta-yasam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 12:51:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar ve boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne Babadan Uzak Olmak Çocuklar için ebeveynlerinden uzak olmak, yeteri kadar görememek ve eksikliğini yaşamak oldukça güç bir durumdur.Boşanmalarda çocuklar ... <a title="Çocuktan Uzakta Yaşam" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuktan-uzakta-yasam/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuktan-uzakta-yasam/">Çocuktan Uzakta Yaşam</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Anne Babadan Uzak Olmak</h2>
<p>Çocuklar için ebeveynlerinden uzak olmak, yeteri kadar görememek ve eksikliğini yaşamak oldukça güç bir durumdur.Boşanmalarda çocuklar genellikle anneleri ile kaldıkları için , daha az görüştükleri ebeveyn çoğunlukla babadır.Babalar farklı bir şehirde yaşıyorlarsa,durum çocuklar için daha güç hale gelir.”Baba” bir çocuk için güven ve destek demektir.</p>
<p>Çocuklar boşanma sonrası, babalarından uzak kaldıkları ve babaları tarafından yeterli ilgi göremedikleri zaman, genelde kendilerini suçlarlar ve babalarını kendilerinden uzaklaştıracak bir şeyler yaptıklarını düşünürler. Öz saygıları zedelenir ve sevilmedikleri , terk edildikleri hissine kapılırlar. Bu sebeple, babaların çocuklarına sevgilerini göstermeleri ve onları ihmal etmemeleri çok önemlidir.</p>
<h3>Boşanmış Bir Babaysanız</h3>
<p>Boşanmış bir babaysanız ve çocuklarınızdan uzak bir şehirde oturuyorsanız, çocuklarınızın yokluğunuzdan olumsuz etkilenmesini en aza indirgemek için yapabilecekleriniz;</p>
<ul>
<li>Birinizin hep diğerinin yaşadığı kente girmesi yerine karşılıklı ziyarette bulunun.</li>
<li>Çocuklarınızla tatile çıkın.</li>
<li>Çocuklarınıza en az haftada iki telefon edin.</li>
<li>Çocuklarınıza posta-kargo ile içinde el yazınız olan sevgi sözcükleri içeren notlarla birlikte küçük hediyeler gönderin.</li>
<li>Çocuklarınıza videoya alınmış görüntülerinizi , fotoğraflarınızı veya banda alınmış ses kaydınızı gönderin ve onların da göndermesini sağlayın.</li>
<li>Çocuklarınıza e – mailler gönderin.</li>
<li>Çocuklarınız için ulaşılabilir olun. Kapalı telefonlar, geri dönülmeyen aramalar çocukları oldukça olumsuz etkiler.</li>
<li>Yeni bir evliliğiniz ve başka çocuklarınız varsa, evinizde mutlaka boşandığınız evliliğinizden olan çocuğunuz için de özel bir alan ayırın.</li>
<li>Çocuklarınızla akraba ziyaretleri düzenleyin.</li>
</ul>
<h3>Kaliteli Zaman Ayırın</h3>
<p>Çocuğunuzla birlikte olduğunuz vakitlerin kaliteli ve paylaşım dolu geçmesi için özen gösterin.Çocuğunuzu ayda 1-2 defa görüyorsanız ,birlikte olduğunuz gün sinemaya gitmek(bire bir paylaşım çok az ) ,günün yarısında telefonla iş görüşmeleri yapmak,dikkati çocuğa vermemek ,görev sorumluluğu ile günü geçirmek çocuğa daha fazla zarar verebilir.</p>
<h3>Özel Günlerini Kaçırmayın</h3>
<p>Çocukların yaşgünü, mezuniyet, resital, gösteri gibi çok özel günlerini kaçırmayın. Çocuğunuzun annesi ile aranızda ne sorun yaşanırsa yaşansın , bu durumu çocuğa yansıtmayın ve çocuğa anne hakkında olumsuz konuşmayın.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuktan-uzakta-yasam/">Çocuktan Uzakta Yaşam</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikoloğa Giderken</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/psikologa-giderken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 11:58:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğu Ne Zaman Psikoloğa Götürmeli? Bir çocuğu nezaman psikoloğa götürmeli ? sorusuna yanıt olarak bu makaleyi hazırladık .Hayatınızdaki önemli yaşamsal ... <a title="Psikoloğa Giderken" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/psikologa-giderken/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/psikologa-giderken/">Psikoloğa Giderken</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuğu Ne Zaman Psikoloğa Götürmeli?</h2>
<p>Bir çocuğu nezaman psikoloğa götürmeli ? sorusuna yanıt olarak bu makaleyi hazırladık .Hayatınızdaki önemli yaşamsal olaylar ( ailede vefat,boşanma,taşınma,çocuğun yaşadığı şehrin veya okulunun değişmesi,anne-babadan uzun süre ayrı kalma,aile üyelerinden birinin hastalığı,travmatik bir olay,taciz,vb.) çocuğunuz için stres verici ve baş etmesi zor bir psikolojik duruma sebebiyet verebilir.</p>
<p>Bu veya benzeri olayların yaşandığı bazı durumlarda, çocuğunuzun içinde bulunduğu psikolojik durum çok net bir şekilde de gözlemlenemeyebilir.</p>
<p>Bu tip olaylar, çocuğunuz üzerinde şüphesiz etki bırakır. Bazı çocukların mizacı gereği baş etme stratejileri daha kuvvetli olabilir ancak her çocuk önemli yaşamsal olaylardan bir şekilde etkilenir. Anne-baba olarak, yaşanılan durumların, çocuğunuz üzerindeki duygusal ve davranışsal farklılılar yarattığını gözlemleyebiliyor veya hissediyorsanız , çocuğunuzun içinde bulunduğu durumla baş edebilmesi açısından<strong> yardım alması gerekli olabilir</strong>.</p>
<h3>Çocuğunuzu Nezaman Psikoloğa Götürmelisiniz?</h3>
<p>Çocuğunuzun uzman bir psikologla görüşmesinin gerekli olabileceğinin sinyalini veren durumlar;</p>
<ul>
<li>Konuşma,dil gelişimi ve tuvalet eğitiminde yaşanılan gecikmeler</li>
<li>Öğrenme bozuklukları ve dikkat eksiklikleri</li>
<li>Davranış Problemleri( öfke, karşıt olma,yeme problemleri,alt ıslatma,tırnak yeme)</li>
<li>Okulda notlarında ani düşüşler</li>
<li>Depresyon belirtileri, durgunluk,üzüntü hali,uykusuzluk,aşırı uyku,iştah kaybı vb.</li>
<li>Sosyal olarak içe çekilme,evden çıkmak istememe,akranları arasına katılmama</li>
<li>Diğer çocuklar tarafından psikolojik şiddete maruz kalması,dalga geçilmesi,aşağılanması, aralarına alınmaması vb.</li>
<li>Aşırı agresif tepkiler (vurma,ısırma,tekmeleme,kendini yerden yere atma)</li>
<li>Duygu dalgalanmaları (mutlu görünürken bir an durgunlaşma,üzüntü vb)</li>
<li>Tıbbi olarak bir sorun olmamasına rağmen bedensel arazlar( mide bulantısı, baş ağrısı,kusma vb)</li>
<li>Kaygılarının ve korkularının artması ( okula gitmek istememe,anne-babadan ayrılmak istememe,gece yalnız uyuyamama,takıntılar,aşırı biriktirme davranışları,vb.)</li>
<li>Çocuğun veya ergenin kendine zarar verici davranışları ( kendini kesme, çimdirme,yolma,kendine vurma vb.)</li>
</ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/psikologa-giderken/">Psikoloğa Giderken</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Boşanma Etkisi</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-bosanma-etkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 11:42:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar ve boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=214</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkisi Hukuksal bir kavram olarak ele alındığında boşanma , basit anlamda evlilik sözleşmesinin sona ermesidir. Ancak ruhsal ... <a title="Çocuklarda Boşanma Etkisi" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-bosanma-etkisi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-bosanma-etkisi/">Çocuklarda Boşanma Etkisi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkisi</h2>
<p>Hukuksal bir kavram olarak ele alındığında boşanma , basit anlamda evlilik sözleşmesinin sona ermesidir. Ancak ruhsal açıdan değerlendirildiğinde aile birliğinin bozulması , ailenin bölünmesine ya da bütünüyle dağılmasına yol açan ve bütün aile üyelerini hatta yakın çevredeki kişileri dahi sarsabilen karmaşık olgudur.</p>
<p>Üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan en önde geleni boşanmanın kesinlikle anlık bir durum olmadığı belli bir sürecin son noktası olduğudur.</p>
<p>Çocuklar ,bir boşanma durumunda en çok etkilenen aile üyeleridir. Annesiyle babasının birbirleriyle hırlaştıklarını, birbirlerine soğuk davrandıklarını duyar, sevgi eksikliğini hisseder. Bazıanne-babalar dürüstçe sırlarını çocuklarına belli etmemeye çalışırlarsa da çocuk bu havayı sezer. Anne babadan duyduklarından çok gördüklerini,hissettiklerini yargılar.</p>
<h3>Mutsuz Bir Ev Ortamı</h3>
<p>Birbirini sevmeyen bir karı kocanın hayatı mutsuz bir ev demektir , mutsuz bir havada da çocuğun ruhsal ölümü anlamına gelir.Çocuk gittikçe hırçınlaşır ve agresifleşir. Sinirli çocuk sevgi isteyen çocuktur ve evinde sevgi yoktur.</p>
<p>Mutsuz bir evliliği olan bir annenin küçük oğlunun , ona nefret belirten sözlerle tepki verdiğini görürüz. Çocuk annesine sadistçe bir davranışla işkence etmekdir. Çocuk annesini ısırır,vurur,tırmalar.Bu kadar aşırı olmayan örneklerde de ,çocuk sürekli annesinin dikkatini üzerinde toplamak isteyerek ona işkence eder. Mutsuz anne hep aşırı sevgi gösterecektir. Sevgi konusunda evliliğin kapıları kapandığından , anne bütün sevgisini çocuğuna yöneltecektir. Bir çocuğun hayatındaki temel öge sevgidir ama mutsuz anne ve baba sevgiyi yetkin bir biçimde veremez. Böyleleri ya çok az ya da gereğinden çok sevgi gösterirler. Hangisinin daha büyük bir kötülük yaptığını söylemek güçtür.</p>
<h3>Sevgi Açlığı</h3>
<p>Sevgi açlığı içindeki çocuk,eleştiren,her şeye karşıt davranan, nefret eden bir kişi olur . Boğazına kadar sevgiye gömülmüş çocuk ise şımarıktır , annesinin sevgilisi olduğundan durmadan her yerde anne güvenliğini arar.</p>
<p>Sinirli çocuğa bir şans tanımak isteniyorsa evin havası değişmelidir. Gerekirse anne ve babalar etkilerinin çocuklar için kötü olduğunu fark edecek yürekliliği göstermelidirler.</p>
<p>Çocuklar yetişkinler gibi boşanma sonrası toparlanma sürecinde kimi aşamalardan geçerler. Duydukları acı bedensel enerjiyi oldukça azaltır bu yüzden çocuklar uyuşuk davranır , okula gitmeye , ev ödevlerini yapmaya veya arkadaşlarıyla oynamaya heves etmezler.</p>
<p>Bu tür davranışlar devam eder veya çocuğunuz aşamalardan birine takılıp kalırsa , bir danışman veya boşanmış ailelerin çocukları üzerinde uzmanlaşmış bir terapistle konuşabilirsiniz.</p>
<h3>İletişimi açık tutmak</h3>
<p>İletişimi açık tutmak, anne babaların çocukların hangi aşamada olduğunu anlamalarını ve neye ihtiyaçları olduğunu kavramalarını sağlar. Acılarını ne şekilde yaşayıp ne şekilde yaşamamaları gerektiğini söylemek yarardan çok zarar verebilir. Acının nasıl yaşandığı oldukça kişisel bir konudur ve her yetişkin gibi her çocuğun da acı çekmek konusunda kendine has bir tarzı vardır.</p>
<p>Bazıları ağlar bazıları ise hiç gözyaşı dökmez. Bazıları konuşmak ister bazıları ise yalnız bırakılmayı tercih eder. Yalnız kalmak istediklerini söylediklerinde , yanlarında olduğunuzu göstermek için sorular sormaktan kaçınıp sadece çocuğunuzu dinlediğinizi gösterin. Örneğin ; ‘ Gördüğüm kadarıyla odanda çok vakit geçiriyorsun. Ailemizde yaşanan değişimler senin için de zor olmalı ‘denilebilir .</p>
<p>Çocuklarınız duydukları acının üstesinden gelmeye çalışırken onları dinleyin ve hep yakın olmaya özen gösterin. Böylelikle acı ile nasıl baş ettiklerini daha iyi anlayabilir ve onlarla ilişkinizi geliştirebilirsiniz. Acı ile nasıl baş etmeye çalıştıklarını gözlemek , çocuklarının geri kalan döneminde ve buluğ çağında yaşayacakları süreçlerdeki duygusal durumlarına daha iyi uyum sağlayabilmenize yardımcı olur.</p>
<h3>Şok</h3>
<p>Anne ve babam boşanacaklarından ilk söz ettiğinde hissettiklerim tuhaftı. Üzüntülü değildim , sanki hiçbir şey hissetmiyordum.( Mert , 13 yaşında ) ilk aşama yoktur. Boşanıyor olduğunuzu ilk söylediğinizde çocuklarınız sersemleyebilir. Gözleri donuklaşabilir. Hiçbir şey olmamışçasına sakin görünebilirler.</p>
<p>Bu boşanmanın onları etkilemediği anlamına gelmez. Şok , çok güçlü , sersemletici olaylarla baş etmek için kullandığımız bir savunma sistemidir , duygularımız , onlarla yüzleşebilecek hale gelinceye dek uyuşturulur.</p>
<p>Bu aşamada sabırlı davranmalısınız. Boşanmadan söz ederek çocuklarınıza yardımcı olmaya çalışın . ‘ Annenle boşanıyor olduğumuz için kızgın mısın ? ’ türünden evet veya hayırla cevaplandırılabilecek sorular yerine ‘ Merak ediyorum , neler hissediyorsun ? veya ‘… konusunda kızgın mısın merak ediyorum’ türünden açık sorular sorun.</p>
<p>Boşanma ve sonrasında olacaklarla ilgili soruları olup olmadığını öğrenin. Ancak çok fazla soru ile boğmayın. Özellikle ergenlik çağında olanlar çok soru sorulduğunda kendilerini sorgulanıyormuş gibi hissederler. Soru sorduğunuzda , bir başka soru sormadan veya yorumda bulunmadan , cevaplamaları için sabırla bekleyin. Bazen ebeveynler sessizlikten huzursuzluk duyarlar ancak duygularını tanımlamak ve nasıl dile getireceklerini bulmak için çocukların sessizliğe ihtiyaçları vardır.</p>
<h3>Yadsıma</h3>
<p>Annem evden ayrıldığında , bunun sadece kavgalarından biri olduğunu ve kısa sürede geri döneceğini düşündüm. ( Melis , 11 yaşında ) Birçok uzman şok ve yadsıma dönemlerini birleştirir. Bu aşamada , çocuklar duygularını maskeleyebilir ve / veya boşanma söz konusu değilmiş gibi davranabilirler. Bu konuda konuşmayı reddedebilir ve hiçbir soruları olmadığını söyleyebilirler. Bazı çocuklar ebeveynlerinin boşanacaklarını arkadaşlarına söylemezler ve evde olmayan ebeveynin yokluğuyla ilgili bahaneler uydururlar.</p>
<p>Kimisi ise , ebeveynleri boşanma konusu açınca odayı terk eder. Küçük çocuklar kulaklarını tıkayıp , mırıldanmaya ve ‘ Sizi duyamıyorum!’ demeye başlayabilir. Sizden sadece birbirine bağlı , mutlu ailelere dair masallar okumanızı isteyebilirler. Bütün aile üyelerinin mutlu bir biçimde bir arada yaşadığına dair resimler çizebilir , Barbie ve Ken ’i aynı yatağa yatırabilirler.</p>
<p>Bu oyunu oynamak normaldir ve çocuklarınızın duygularıyla baş etmesinde yardımcı olabilir. Onlara Barbie ve Ken ’i artık birlikte uyumadığını söylemeniz gerekmez. Birçok çocuk zamanla , boşanma gerçeğini kabullenmeye başlar. Yadsımanın doğal bir aşama olduğunu ve gerginlikten kısa süreli olarak kurtulmayı sağladığını unutmayın. Yadsıma , boşanma gerçeğini , kayıplarıyla baş edebilecek duruma gelinceye dek reddetmedir.</p>
<h3>Yeni Davranışlar</h3>
<p>Çocuklar , ebeveynlerinin yeniden bir arada olmasını sağlamak için hikayeler uydurabilirler .Diğer ebeveyn eve gelsin diye hasta olduklarını söyleyebilirler. Babalarından annelerini dışarıda yemeğe götürmelerini isteyebilirler , annesinin onu ne çok özlediğini söyleyebilir,annelerinin cep telefonundan babalarına sevgi mesajları çekebilirler.. ‘ Babam bunalımda , sürekli ağlıyor. Yaptıkları için üzgün olduğunu biliyorum.</p>
<p>Ona bir şans daha verirsen , eve gelecektir.’ ( Eren , 14 yaşında .) Kendileri kötü olduğu için ebeveynlerinden birinin evden ayrıldığını düşünen çocuklarsa , ev içinde işlere yardımcı olmaya çalışır ve iyi davranırlar ki anne veya babaları geri dönsün. Çocukların anne babalarının yeniden bir araya geldiğine dair yeniden birleşme fantezileri kurmaları doğaldır. Ailece iyi vakit geçirdiğiniz günleri düşünerek zaman geçirebilirler. Öğretmeni çocuğunuzun kötü zamanlarına dair gündüz düşlerine dalıyor olabilir. Bu durum çocuğunuzun başına gelirse , durumun onun için ne denli zor olduğunu bildiğinizi söyleyin ve rahatsız olduğu şeyleri dile getirmesi için teşvik edin</p>
<h3>Gerçekle Yüzleşme</h3>
<p>Yadsıma boşanmanın ilk aşamasında yararlı olsa da boşanma gerçeği ile yüzleşmeyi sağlayacak bir yol değildir. Bazı çocuklar , boşanmadan sonraki beş on yıl içinde bile bu gerçeği kabullenmekten kaçınırlar. Uzun vadede yadsıma , çocuğunuzun yaşamın diğer zorluklarıyla baş etmede de zorlanmasına yol açabilir. Çocuklarınız sizi ısrarla iyi olduklarına inandırmaya çalışıyorlarsa , boşanmayla ilgili duygularını ifade etmelerinin sizi üzeceği kaygısını taşıyor olabilirler.</p>
<h3>Öfke</h3>
<p>Eski eşim evden ayrıldıktan sonra10 yaşındaki kızım Sude bana çok kaba davranmaya başlamıştı. Babasını evden kovduğumu söyleyerek beni suçluyordu. Benden nefret ettiğini , küçük kardeşine ise , yaramaz bir çocuk olmasaydı babalarının gitmeyeceğini söylüyordu.’’ ( Sevgi D. 42 , iki çocuk annesi.)</p>
<p>İlk şok ve yadsıma süreci kaybolmaya başlayıp gerçek kendini hissettirince , çocuklarınız öfke duymaya başlayabilir. Hayatın adil olmadığını düşünebilirler. Yaşamları ciddi biçimde değişmiştir ve bundan hiç de hoşnut değillerdir.</p>
<p>Ölüm , kaza veya doğal afetlerin tersine boşanma , ebeveynlerden birinin veya her ikisinin seçimiyle olur. Çocuklar ebeveynlerden birinin veya her ikisinin birden bu kararı aldığını bilir. Koruyucu olmalarını beklediği ebeveynleri , yaşamlarını alt üst ettiği için öfke duyarlar. Anne veya babalarını ahlaksız , bencil , ihmalkar veya aileyi bir arada tutmada beceriksiz görebilirler. Anne babalarını sevdikleri ve ihtiyaç duydukları için , öfkelerinden dolayı suçluluk hissederler ve ifade etmekte zorlanırlar.</p>
<h3>Tepkiler</h3>
<p>Çocuklar öfkelerini açık veya dolaylı bir biçimde ifade ederler. Çığlık atabilir , bir şeyler fırlatabilir , arkadaşlarına veya aile üyelerine vurabilirler. Hırsızlık , yalan söylemek , onlardan istediğiniz bir şeyi yapmamak veya kaçıp gitmek gibi tehlikeli olabilecek davranışlara da yönelebilirler.Notları düşebilir veya okulu ekebilirler.</p>
<p>Gündelik işlerini yapmayabilirler veya anne babalarının sevdiği arkadaşlarıyla görüşmemeye başlayabilirler. Uygunsuz gruplarla gezmek veya saçlarını kazıtmak , çocuğunuzun öfkesini , basitçe bireyselliklerini ifade etme yolu olabilir. Dövme yaptırmayı veya burunlarını deldirmeyi , boşanmanın etkisiyle istediklerini düşünmeyin. Çocuklarınızın kişiliğindeki ani değişimleri izleyin ve boşanma konusunu konuşmaya devam edin.</p>
<h3>Üzüntü veya Depresyon</h3>
<p>İlk şok ve yadsıma süreci geçtikten sonra ağlamalar başlar. Öfke devam edebilir veya yerini derin bir keder duygusu alabilir. Sadece ebeveynlerinden birini değil , bir yaşam tarzını da kaybetmiştir. Çaresizlik ve ümitsizlik duyabilir ve ‘ Hayatın ne anlamı var? ’ diye sorabilir. Evde olmayan ebeveyni düşünüp durabilir. Ona ait giysileri veya takıları kullanmak isteyebilir. Bazıları onun gibi davranmaya yönelir ve onun kullandığı kimi ifadeleri sık sık tekrarlar. Kimi zaman , artık evde olmayan ebeveyn gibi davranmak , kayıplarıyla başa çıkmasında yardımcı olur.</p>
<p>Aynı sorunları tekrar tekrar sorabilir. Sorularını cevapladığınızı duymak ona iyi gelir. Bu yüzden sorularına sabır ve anlayışla yaklaşın ve duygularını tanımlayıp ifade etmeine yardımcı olmak için dikkatle dinleyin.</p>
<h3>İyileşme</h3>
<p>‘ Anne ve babam artık birbirlerini sevmiyorlar ama beni seviyorlar.’( Doğa , 6 yaşında.) iyileşme , çocukların normal faaliyete dönmesi ve boşanma konusunu daha rahat konuşabilmesiyle başlar.iyileşme en az iki üç yıl alır. Çocukların değişikliğe uğrayan aileleri ile tatile çıkmaya , doğum günleri yapmaya ve diğer yenilenen aile geleneklerine deneyimlemeye ihtiyaç vardır. İyileşme süreci , boşanan ebeveynleri arasındaki ilişkiden etkilenir. Ebeveynler , aralarındaki çatışmayı azaltarak , iş birliği yaparak ve çocuklarıyla olumlu , destekleyici ilişkiler kurarak iyileşme sürecini kolaylaştırabilirler.</p>
<p>Büyük çocuklar ve yetişkinliğe adımını atmış olanlar için iyileşme , sevildiklerini ve sevme kapasitesine sahip olduklarını kabul etmekle başlar. Kendi evliliklerinin de boşanma ile sonuçlanabileceğini bilseler de , sadakat ve güvene dayalı ilişkiler geliştirmeye açık olabilirler. İyileşme , evliliğe ve sadakate inanmaktır. Ebeveynlerin yaptıkları hataları yapmayacaklarından emin olmaktır. Sevdikleri insanlarla iletişim kurup , sağlıklı ilişkiler geliştirebileceklerini bilmektir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-bosanma-etkisi/">Çocuklarda Boşanma Etkisi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selektif Mutizm</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/selektif-mutizm/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 11:30:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[izmir psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[mutizm]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selektif Mutizm Nedir? SELEKTİF MUTİZMDE (SEÇİCİ KONUŞMAMAZLIK) AİLE -OKUL &#8211; TERAPİ ÜÇLEMESİ Selen 6 yaşında, 1.sınıf öğrencisi. 3 yaşında kelimeleri ... <a title="Selektif Mutizm" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/selektif-mutizm/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/selektif-mutizm/">Selektif Mutizm</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Selektif Mutizm Nedir?</h2>
<p>SELEKTİF MUTİZMDE (SEÇİCİ KONUŞMAMAZLIK) AİLE -OKUL &#8211; TERAPİ ÜÇLEMESİ</p>
<p>Selen 6 yaşında, 1.sınıf öğrencisi. 3 yaşında kelimeleri söylemekte problem yaşadığı için ailesi tarafından dil terapistine götürülmüş.Kısa süreli bir tedaviden sonra konuşması düzelmiş. Annesinin anlattığına göre evde adeta bülbül gibi konuşan Selen ,okulda anaokulundan tanıdığı sadece tek bir arkadaşı ile iletişim kuruyor.</p>
<p>Sınıf arkadaşları tarafından sevilen ve her doğumgünü partisine davet edilen Selen, okulda öğretmenleri ve diğer sınıf arkadaşları ile kesinlikle konuşmuyor.Tenefüslerde oyun parkındaki etkinliklere katılıyor ama başka kimsenin onu duyamayacağı ,onu izleyemeyeceği şekilde ve ortamlarda oyun oynuyor.</p>
<p>Efe, 11 yaşında 6.sınıf öğrencisi. Annesi ve babasının anlatımına göre evde son derece espirili, konuşkan ve rahat. Ancak sosyal ortamlarda oldukça çekingen ve içine kapanık.Yeni arkadaşlıklar kurmuyor,okulda yaşıtlarının düzenlediği etkinliklere ve okul organizasyonlarına katılmıyor.</p>
<p>Tek arkadaşı ,5 yaşından beri yakın olduğu arkadaşı Cem. Okuldaki tenefüslerde genellikle sınıfta ödevini yapmakla meşgul oluyor.Okuldan hiçbir arkadaşı ile konuşmuyor.Buna rağmen okul notları gayet iyi.Son 2 yıldır, sadece çok gerekli olan durumlarda öğretmenleri ile birebir konuşuyor.</p>
<p>Selen ve Efe , selektif mutizm tanısı ile psikoterapi görüyorlar.</p>
<h3>Seçici Konuşmamazlık</h3>
<p>Seçici Konuşmamazlık, diğer adıyla selektif mutizm, bir tür çocukluk kaygı bozukluğudur. Bu çocuklar “konuşmamayı seçtikleri” ortamlarda genellikle göz kontağı kurmaz, kendisine bir iletişim yöneltildiğinde hiç duymamışcasına tamamen hareketsiz kalabilirler. Bu durum elbetteki anne babalar için ,aynı zmaanda öğretmenleri ve hatta bu çocuklarla çalışan terapistleri için dahi zor bir durumdur.</p>
<p>Selektif Mutizme sahip olan çocukların genellikle kaygıya karşı genetik olarak bir yatkınlığı olduğu düşünülmektedir. Bu çocuklar bebekliklerinden itibaren bazı kaygı işaretleri gösterebilirler. Anneden ayrılmada güçlük, sese karşı aşırı duyarlılık, uyku sorunları, aşırı ağlama, yeni durumlara karşı zor adapte olma gibi problemler yaşayabilirler.</p>
<p>Biraz büyüyüp aile dışında sosyal ortamlara katılmaya başladıklarında, konuşmaya karşı bir korku ve beraberinde donup kalma, içe kapanık vücut duruşu, donuk yüz ifadesi ve tikler gibi davranışlar geliştirirler.Bazı çocuklarda , karın ağrısı,kusma,ishal gibi psikosomatik rahatsızlıklar da bu duruma eşlik eder.</p>
<h3>Selektif mutizmi yaşayan çocuklar</h3>
<p>Selektif mutizmi yaşayan çocuklar, evde tamamen farklı bir çocuk oluverirler. Evde Neşeli, konuşkan, hareketli,hatta gürültücü olan çocuk , sosyal ortamlarda bambaşka özellikler sergiler. Bu çocukların niye bazı ortamlarda, bazı kişilerle konuşup bazı ortamlarda konuşmadığı tamamen kendilerini rahat ve güvende hissetmeleri ile ilgilidir.Bulundukları yer ve etraflarındaki insanlar bu noktada büyük önem taşır.</p>
<p>Bulundukları yer: Ev ortamında gayet konuşkan ve hareketli olan çocuk, okul sözkonusu olduğunda, okulun kaygı seviyesini yükseltmesi sebebiyle komünikasyon kurmamayı tercih eder. Sabahları okula çok zor gider.Sınıf ortamında kesinlikle konuşmazken, tenefüslerde ve spor etkinliklerinden zevk alıp oldukça eğlenebilir.Hatta bazen az da olsa komünikasyon kurabilir.</p>
<p>Örneğin Selen ,sınıfın en arka sırasında anaokuldan beri birlikte olduğu en yakın arkadaşıyla oturuyor ve onunla sohbet ediyor. Öğretmeni sınıftaki yerini değiştirip, her ikisini de en ön sıraya oturttuğunda ,ön sırada yani herkesin görebileceği ve duyabileceği yerdeyken aynı arkadaşı ile konuşmaktan kaçınabiliyor.</p>
<p>İnsanlar: Genellikle bu çocuklar ,kendi akranları ve kendilerinden küçükler ile konuşmaya ,yetişkinlerle konuşmaya nazaran çok daha yakınlar.</p>
<h3>Selektif Mutizmin Sebepleri Nedir ?</h3>
<ul>
<li>utangaç mizaç</li>
<li>aile geçmişinde anne-baba utangaç ve kaygılı kişilik yapısı</li>
<li>konuşma bozuklukları</li>
<li>yeni ortamlara ve kültürlere adaptasyon süreci</li>
<li>yaşıtları ile etkileşim içinde bulunabileceği ortamların olmaması</li>
<li>aile içi stres</li>
<li>Gibi etkenleri saymak mümkündür.</li>
<li>Selektif mutizmle birlikte bulunabilecek diğer özellikler ise,</li>
<li>Sosyal fobi</li>
<li>Ayrılık kaygısı</li>
<li>Obsesif özellikler</li>
<li>İnatçılık</li>
</ul>
<p>Olarak sıralanabilir.</p>
<h3>Selektif Mutizmin Başlangıç Yaşı Kaçtır?</h3>
<p>Selektif mutizmin başlangıç yaşı genellikle 2-5 yaş arası olarak kabul ediliyor.Ancak yapılan araştırmalara/istatistiklere göre bu çocukların tedaviye başlama yaşı 6-8 arası olarak saptanmış.</p>
<p>Selektif mutizmde erken tedaviye başlanmasının önemi çok büyük olmasına rağmen, ailelerin geç tedaviye başlamalarının sebebi ailelerin çocuklarının rahatsızlıklarını utangaçlıkla karıştırıyor olmaları veya aile içinde konuşan çocuğun, okul başlayıncaya kadar sosyal ortamlardaki durumunun fark edilmemesi olarak görülebilir.</p>
<p>Birçok aile çocuklarına selektif mutizm teşhisi konulduktan sonra bu kavramı ilk defa duyuyor olmaları sebebi ile bunun çok nadir bir rahatsızlık olduğunu düşünüyor ve kendilerini yalnız hissediyorlar. Ancak yapılan araştırmalara göre selektif mutizm, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite de olduğu gibi çocukların %2 sini etkileyen bir durum. Ayrıca kız çocuklarında erkek çocuklarına nazaran 2 kat daha fazla görülüyor.</p>
<h3>Selektif Mutizmin Tedavisi</h3>
<h4>TERAPİNİN TEDAVİYE KATKISI</h4>
<p>Uzun ve aşamalı sayılabilecek tedavi sürecinde,selektif mutizm yaşayan çocuklara sistematik duyarsızlaştırmaya dayalı davranışsal yaklaşım,olumlu düşünceler ile bilişsel yapılandırmaya dayalı bilişsel yaklaşım , çocuğun davranışlarının değerlendirildiği oyun terapileri ve bazı durumlarda bu terapilerle birlikte ilaç tedavisi etki sağlamaktadır.Bu süreçte aile terapisinin de gerektiği zamanlar ortaya çıkabilir. Çocuğun psikoloğu ile kurduğu sevgi ve güven ilişkisinin tedaviye olumlu katkısı büyüktür .Çocuk ile psikolog ancak güvene dayalı ilişki ortamında ,çocuğun kaygısının azaltılması, kendilik algısının yükselmesi ve kendine güven sağlaması gibi gerekli konular üzerinde çalışabilirler.</p>
<h4>AİLENİN TEDAVİYE KATKISI</h4>
<ul>
<li>Çocuğun olduğu gibi kabul edilmesi ilk şart olmalıdır.</li>
<li>Anne –babanın çocukla,onun utangaçlığını ve korkularını anladıklarını ve zamanında kendilerinin de buna benzer durumlar yaşadıklarını anlatan güven verici konuşmalar yapmaları ve destek olduklarını göstermeleri ikinci önemli adımdır.</li>
<li>Çocuk için evde mutlak bir sevgi ve güven ortamının yaratılması oldukça gereklidir.</li>
<li>Çocuğa konuşmadığı zamanlarda ceza,konuştuğu zamanlarda ödül verilmemeli,çocuk kesinlikle tehdit edilmemelidir.</li>
<li>Çocuğa benlik saygısını güçlendiren övgülerde bulunulmalı,özsaygısını zedeleyecek davranışlardan kaçınılmalıdır.</li>
<li>Dans, tiyatro , resim, jimnastik, yüzme gibi aktivitelere katılımı sağlanmalı,zevk aldığı etkinliklere devam edilmelidir.</li>
<li>Anne-babanın evde çocukla geçirdiği kaliteli oyun zamanı oldukça önemlidir.</li>
<li>Çocuğun iletişimde olduğu yaşıtları ile sık sık bir araya getirilmesi ve birlikte zaman geçirmelerinin teşvik edilmesi ancak baskı yapılmaması gerekir.</li>
<li>Kendisinden yaşça küçük, çocuğun ablalık veya ağabeylik yapabileceği yaşta çocuklarla vakit geçirmesi için ortam yaratılmalıdır.Bu ortam çocuğun çekinmeden konuşabilmesi için ona bir fırsat sunabilir.</li>
<li>Haftasonları ailesi ile birlikte doğa aktivitelerine (park,yürüyüş,bisiklete binme v.s)katılması, çocuğun gerginliğini alır ve kaygısını azaltabilir.</li>
<li>Çocuğa öğretilebilecek basit gevşeme ve nefes teknikleri işe yarayabilir.</li>
<li>Aile ,mutlaka çocuğun psikoterapi görmesini sağlamalı ve sürekliliğini aksatmamalıdır.</li>
</ul>
<p>Aile, okul ile birebir ilişki içinde olmalı, okul ve çocuğun öğretmenleri ile çocuğun durumunu paylaşmalı ve tedavi sürecine dayalı tam bir organizasyon içinde olmalıdır.</p>
<h3>Okulun Tedaviye Katkısı</h3>
<p>Öncelikle çocuk için seçilen okul oldukça önemlidir.Çocuğun daha özel ilgi görebileceği, kalabalık sınıflara sahip olmayan,aktivite programları renkli okullar daha iyi bir seçimdir.</p>
<ul>
<li>Okul ve öğretmenler ile çocuğun durumu detaylı paylaşılmalı,çocuğun ihtiyaçları açıklanmalıdır.</li>
<li>Öğretmenlerin çocuğu konuşması için zorlamamaları,sınıf ortamında çocuğa dikkat çekmemeleri,çocukla özel olarak ilgilenmeleri gerekir.</li>
<li>Çocuğun sosyal faaliyetler için zorlanmaması,ancak katılımı için teşvik edilmesi ve cesaretlendirilmesi önem taşır.</li>
<li>Çocuğun okulda edindiği arkadaşlarından sınıf düzeninde ve sosyal aktivitelerde ayrılmaması ,çocuğun kaygısının artmaması açısından önemlidir.</li>
<li>Çocuğun sınıfının, konuştuğu arkadaşlarından ayrılmaması ve mümkünse sınıflar karıştırılmadan aynı sınıf arkadaşları ile devam etmesi çocuk için daha iyidir.</li>
<li>Çocuk ,daha rahat hareket edebilmesi için,sınıf düzeninde arka sıralarda,başka çocukların dikkatini çekmeyecek şekilde,konuştuğu bir arkadaşı ile yan yana oturursa dersleri daha rahat dinleyebilir.</li>
<li>Çocuğun öğretmenleri ve arkadaşları ile yazarak, sembol ve işaretlerle iletişim kurması engellenmemelidir.Bazı çocuklar iletişim için bu yolu tercih edebilirler ve kendilerini ancak bu şekilde ifade edebilirler.</li>
<li>Okulda bir müzik korosu varsa,çocuk katılım için cesaretlendirilmelidir.Herkesin birlikte şarkı söylediği koro ortamında bu çocukların genellikle katılım sağladıkları gözlemlenmektedir.</li>
</ul>
<h3>Selektif mutizmli Çocuklar Başarılı Olur mu?</h3>
<p>Selektif mutizm tanısı almış çocukların anne babalarının en önemli kaygılarından biri de, çocuğun akademik hayatında zorlanıp , başarısız olacağına ilişkin kaygıdır.Bu çocuklar,zeka açısından çoğu zaman ortalamanın üstünde performans gösterirler ancak okul ortamında kendilerini ifade etmekte zorlanırlar</p>
<p>.Bu sebeple okul seçimi büyük önem taşımaktadır.Okul , aile ile işbirliği içinde ,çocukla ilgili bir şekilde eğitim programını yürütürse,çocuğun başarısız olması için hiçbir sebep kalmaz.Ancak çocuk okul tarafından sahiplenilmez ve ilgi görmezse,kalabalık ortamlarda kaybolup giderse,artan kaygıları sebebiyle hem derslerine odaklanamaz,hem de okula gitmek onun için tam bir kabusa dönüşebilir.</p>
<h3>Selektif Mutizmi Yaşayan Çocukların İhtiyaçları</h3>
<p>Selektif Mutizmi yaşayan çocukların en önemli ihtiyaçları destek ve güven ortamıdır. İletişim kurmamak her ne kadar onların seçimi gibi görünse de, aslında bu çocuklar kendilerini çaresiz ve kapana kısılmış hissederler. Bu kısır döngüden kurtulabilmeleri için, aile-okul-çocuk psikoloğu işbirliği mutlaka gereklidir ve ancak işbirliği sağlanırsa çocuklar bu sorunun üstesinden gelebilirler.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/selektif-mutizm/">Selektif Mutizm</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
