<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>pedegog &#8211; Piskolog İzmir</title>
	<atom:link href="https://www.psikologizmir.net/tag/pedegog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.psikologizmir.net</link>
	<description>Psikolojik Danışmanlık ve Psikoterapi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Jan 2026 12:00:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.psikologizmir.net/wp-content/uploads/2020/10/cropped-psikolog-izmir-net-1-32x32.jpg</url>
	<title>pedegog &#8211; Piskolog İzmir</title>
	<link>https://www.psikologizmir.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuklarda Karşı Gelme</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-karsi-gelme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 08:35:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bireysel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda Karşı Gelme Bozukluğu Çocuklarda görülen Karşı gelme Bozukluğu (KGB ) yetişkinliğe dek süre giden psikolojik bir bozukluktur. KGB olan ... <a title="Çocuklarda Karşı Gelme" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-karsi-gelme/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-karsi-gelme/">Çocuklarda Karşı Gelme</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuklarda Karşı Gelme Bozukluğu</h2>
<p>Çocuklarda görülen Karşı gelme Bozukluğu (KGB ) yetişkinliğe dek süre giden psikolojik bir bozukluktur. KGB olan öğrencilerde az gelişmiş ahlaksal davranışlar ve sosyal becerilerde gerilik görülür. Bu çocuklar yüksek düzeyde agresyon ve diğerlerini amaçlı olarak rahatsız eden davranışlar sergilerler.</p>
<p>Bu çocuklar okulda ve evde ciddi anlamda zarar verici davranışlarda bulunurlar. İki – üç yaş civarındaki çocuklarda ve ergenlerde karşıt olma ve tartışmacı olma görülen tipik özelliklerdir ancak KGB olan çocuklar 3 yaşından okul yıllarına kadar süren bir zaman dilimi boyunca bu davranış şekillerini sergilerler.</p>
<h3>KGB olan çocuklarda görülen davranışlar :</h3>
<ul>
<li>Kolayca agresifleşir ve kızar.</li>
<li>Kasıtlı olarak diğerlerini irrite eder.</li>
<li>Tahrik edilmeden , aniden öfkelenir.</li>
<li>·Diğerlerinin hataları ve hatalı davranışları için onları suçlar.</li>
<li>Yetişkinlerin isteklerine karşı uyum göstermeyi reddeder.</li>
<li>Değerli , anlamlı olduğuna dair sürekli övünür ve asla gerçekten üzgün olmaz.</li>
<li>Yalan söyler.</li>
<li>Tahrik edilmeden , tahrik unsuru olmadan kinci ve hınçlı davranır.</li>
<li>Akranlarını , aile üyelerini ve diğer yetişkinleri onlarla ters düşecek şekilde kışkırtır , tahrik edici şekilde davranır.</li>
</ul>
<h3>Karşı Gelme Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?</h3>
<p>KGB belirtilerini gösteren bir çocuğun , çocuk psikoloğu tarafından çok yönlü bir biçimde değerlendirilmesi gerekir. KGB olan çocuklarda genellikle ilaçla tedavi yöntemi kullanılmaz. Ancak KGB ’ ye depresyon , anksiyete ya da Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu gibi bir ya da daha fazla bozukluk eşlik ettiğinde ilaçla tedavi önerilebilir. KGB ’ye eşlik edebilecek diğer bozukluklar ise :</p>
<ol>
<li>Duygusal Karmaşa.</li>
<li>Öğrenme Güçlüğü.</li>
<li>Tourette Sendromu.</li>
<li>Bipolar Bozukluk</li>
<li>Davranış Bozukluğu (DB)</li>
</ol>
<h3>Davranış Bozukluğu</h3>
<p>Davranış bozukluğunun KGB ’ den daha şiddetli, olduğu düşünülmüştür ancak ılımlı KGB olan çocuk genellikle davranış bozukluğu geliştirmemektedir.Eğer bir öğrenci davranış bozukluğu tanısı almışsa , sıklıkla daha kaygı verici durumlarla karşılaşılır. Yetişkinlik çağında kriminal davranışlara eğilimi de yüksek olur.</p>
<h3>KGB ’nin Nedeni?</h3>
<p>KGB ’nin nedeni bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar , KGB ’ nin çocukluk döneminde gelişimin tamamlanmaması sonucu oluştuğu spekülasyonlarını ortaya atarlar. Bu çocukların , bir çok çocuğun erken dönemlerde kolaylıkla öğrendiği becerileri öğrenemedikleri görülmektedir.Bu bozukluk , çocuğun mizacı ve ailesinin reaksiyonları ile ilişkili olabilir. Zayıf ebeveyn becerileri , aile bireylerinden birinin ölüm nedeniyle kaybedilmesi , boşanma ya da hapse mahkum olma ya da diğer ailevi zorluklar ve sıkıntılar çocukların KGB geliştirmesinde rol oynayabilir.</p>
<p>Bu çocukların tedavisine ve müdahalesine mümkün olduğu kadar erken başlanmalıdır. Tedavi bireysel , aile ya da grup terapisi şeklinde olabilir. Bireysel terapinin amaçları çocuğun problemlerini çözme , iletişim kurma ve öfke kotrolü sağlama becerilerinin geliştirilmesine yöneliktir. Çift terapisi ise KGB olan çocukların sosyal ve kişilerarası becerilerini geliştirmelerinde yardımcı olmaktadır.</p>
<h3>KGB olan Öğrenciler için Öğretmenlere Öneriler</h3>
<p>1. KGB olan bir çocukla iletişim kurarken , diğer çocuklarda olumlu sonuçlar veren davranışlar kontrol -değiştirme tekniklerinin , bu çocuklar üzerinde etkili olamayabileceği hatırlanmalıdır. KGB olan çocuk sıklıkla davranış bozukluğu göstererek ve yetişkinleri reaksiyon almak için rahatsız edecektir.</p>
<p>2. Beklentiler , katı kurallar ve sınırlar kesin ve net olmalıdır.</p>
<p>3. Çocuğun beklentileri bilmesi için sınıf kuralları ve günlük program olmalıdır.</p>
<p>4. Sınıfın rutinindeki herhangi bir değişikliğin KGB olan çocuğu üzeceğinin ve rahatsız edeceğinin farkında olunmalıdır.</p>
<p>5. Tutarlı ve adil olacağınıza dair çocukla aranızda bir güven duygusu oluşturmak için çok çalışmalısınız.</p>
<p>6. Çocuğun uygun bir şekilde davranışlarını kontrol etme yeteneğinin olduğuna inanın.</p>
<p>7. Karşı gelmenin / Karşıt olmanın nedeninin siz olmadığınızı , yalnızca çıkış noktası olduğunuzu anlamalısınız.</p>
<p>8. Çocuğun gerçekten nelerden keyif aldığını keşfedin. Bu bir spor aktivitesi ya da hobi olabilir.</p>
<p>9. Pekiştirebileceğiniz beceriler ya da nitelikler belirleyin , tanımlayın.</p>
<p>10. Bir seferde yalnızca birkaç davranış problemine odaklanın. Hangi davranışı görmezden geleceğinize ve hangi davranışı onaylayacağınıza karar verin. Tolere edemeyeceğiniz durumları / davranışları önemle ifade edin.</p>
<p>11. Problemler arttığında çocuğa şu soruları sorabilirsiniz :</p>
<p>‘Bu yaptığın şey işine yarıyor mu ?’</p>
<p>‘Ne daha çok işe yarar?’</p>
<p>‘Bu sorundan kurtulmak için daha farklı ne yapabilirdim ?’</p>
<p>‘Sana nasıl yardımcı olabilirim?’</p>
<p>12. Öğrenci ile spesifik konularla ilgili olarak özel görüşmeler yapın. Ancak öncelikle her bir konu ile ilgili olarak saygılı / güvenilir olacağınıza dair çocuk size inanmalı ve güvenmelidir. Çocuğun davranışlarını ve problemlerini tartışırken sakin olun. ‘’Okulda başarılı olmanı engelleyen problemin ne olduğunu düşünüyorsun?’’ gibi sorular sorabilirsiniz. Çocuğun konuşmasını bölmeden onu dinleyin. Çocukla birlikte bşr davranış planına karar verin ve bunu çocukla paylaşın.</p>
<p>13. Gerekli olduğunda çocuğun ailesi ile ve çocukla ilişkide bulunan diğer yetişkinler ile görüşün. Böylece herkes ortak bir nokta sunabilir. Bu çocuklar davranışlarının nedeni olarak diğerlerini becerikli bir şekilde ikna ettiğinden beri , bu toplantılara sıklıkla dahil olmazlar. Problem belirtildikten sonra , çocuğun davranışlarını düzeltmesi için ona yol gösterecek çeşitli fikirler ortaya çıkar. Bir davranış planı üzerinde anlaşmaya varılır ya da okulda başarılı olması için gerekli olan davranışlarla ilgili anlaşma yapılır. Grup ayrıntılar üzerinde ve öğrencinin uyumu ile ilgili anlaşma yapılır. Grup ayrıntılar üzerinde ve öğrencinin uyumu ile ilgili olumlu yönler üzerinde karar verir. Aynı zamanda bu kararlar çocuğun okul dışındaki yaşantısını da kapsar. Olumlu ve olumsuz durumları da takip etmeleri gerekir.</p>
<p>14. Yönergelerinizi basitçe ve açık bir dille belirtin. Açık , hazır ve mümkün olduğunca tutarlı ve uyumlu olun.</p>
<p>15. Yardımcı olabildiğinizi farz edelim , çocuğun gelişimini gerçekleştirdiğini görmesini saplayacak bir tasarı sunun. Örneğin ; çocuğu destekleyecek semboller , etiketler (sticker ) ya da markalar kullanın. Ayrıca , bilgisayarda ekstradan zaman geçirmesine , sevdiği bir öğretmenine yardım etmesine ya da bir ev ödevini yapmasına izin verilebilir.</p>
<p>16. Çocuğun uygun olan davranışlarının farkında olmasını sağlayın. Ancak farkında olmanız gereken durum şudur ki ; KGB olan çocuklar sizin isteklerinize karşı gelmek zorunda hissedecek , direktiflerinizden kaçınacak ve bol bol övgüler yağdıracaktır. Örneğin ; bir övgünün ardından öğrenci ağlayarak ya da birisine vurarak misilleme yapabilir.</p>
<p>17. Çocuğa olumlu bir yorumun fısıldanması gibi küçük adımlarla davranışların düzletilebileceğinin doğruluğunu kabul edin. ‘ Seninle gurur duyuyorum .’ gibi duygusal ifadelerden kaçının. Bunun yerine ‘ İyi bir iş başardın.’gibi ifadeler kullanabilirsiniz.Ya da ona verilmesi için bir not yazabilir veya ona e-posta gönderebilirsiniz.</p>
<p>18. KGB olan bir çocuğu azarlamaktan , ona göz dağı vermekten ya da onunla tartışmaya girmekten kaçının. Çünkü çocuk sizin bu sözlerinizi karşılık vermekten çok cezalandırma olarak görecektir.</p>
<p>19. Sesinizi yükseltmekten ya da duygularınızı belli etmekten kaçının. Nesnel ve sakin bir biçimde şöyle bir şey söyleyebilirsiniz : ‘ Since you broke the rulet this is what you will do.’ Bir hakem gibi kimin durumdan sorumlu olduğunu belirleyin. Çocuğun tartışmaya girmesine izin vermeyin. Yalnızca bir kurala uyulmadığında neler olduğunu tekrar belirtin.</p>
<p>20. Kontrolü saat ya da zil gibi bir objeye bırakmak da olanaklıdır. ‘</p>
<p>21. Zaman sınırlaması olmayan ve çocuğun olumsuz duygularını herhangi bir şekilde özgürce ifade edebileceği bir yer sağlayın. ‘ Dinlence alanında geçirdiğin zamanın yardımı oldu mu ? ’ ya da ‘ Dinlence alanına gittiğinde sana ait olan süre başlayacak.’ Eğer bu okulunuzda uygun olarak kabul edilirse , sıkmak için kil ya da hamur , yumruklamak için bir yastık ve / veya yırtmak için eski dergiler – gazeteler bulundurun. Böylece çocuk bazı düşmanca duygularını bu yolla ifade edebilir ve rahatlayabilir.</p>
<p>22. Süpervize edilen bazı kooperatif öğrenim aktiviteleri düzenleyin. Böylece öğrenciyi akranları ile yapıcı bir şekilde öğrenme biçimleri konusunda iletişim kurması için asiste etmiş olursunuz.</p>
<p>23. Okulunuzdaki danışman öğretmene öğrenci ile bireysel çalışmak istediğinizi belirtin ya da küçük bir grup ile birlikte çalışarak öğrencinin öfke kontrolünü öğrenmesi ve sosyal becerilerini geliştirmesi için yardım isteyin.</p>
<p>24. KGB olan çocuğa bir takım şeyleri öğretmeye çalışmanın oldukça zor , stresli ve yorucu olduğunu anlamalısınız. Bu nedenle kendinize dikkat etmelisiniz.</p>
<p>25. Bunaldığınızda , boğulduğunuzu hissettiğinizde ya da sınıfınızdaki diğer çocukların ve kendinizin güvenliğinden kuşku duyduğunuzda , size asistanlık edebilecek bir okul danışmanı , psikolog , özel eğitim öğretmeni ya da diğer profesyonellerden yardım isteyin.</p>
<p>Bu çocukların gelecekleri zorlu olabilir. Birçok çocuk Karşı Gelme Bozukluğu ile büyümektedir. Bazıları ise KGB ’ ye eşlik eden ve daha fazla tedavi gerektiren bozukluklar geliştirmektedir. KGB yaşayan pek çok çocuk Davranış Bozukluğu tanısı almaktadır ve bu çocukların davranış problemleri daha şiddetli olmaktadır.</p>
<p>KGB olan bir çocuğu okul içinde yönlendirmeye çalışmak ve zapt etmek oldukça mücadele isteyen bir durumdur. Bu mücadele okuldaki profesyonellerin ve ailenin katılımını gerektirdiği gibi,çocuk psikoloğunun da desteğininalınması önemlidir. Bununla beraber , çocuğun yaşamına ne kadar erken psikolojik yardım sağlanırsa , olumlu sonuç alma olasılığı o kadar yüksektir</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-karsi-gelme/">Çocuklarda Karşı Gelme</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile ve Çocuk Gelişimi</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/aile-ve-cocuk-gelisimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 07:56:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ailenin Çocuk Gelişimine Etkisi Ailelerin çocukları üzerindeki ilk etkileri son derece önemlidir. Anne-babanın ve ailenin diğer bireylerinin çocukla olan etkileşimi, ... <a title="Aile ve Çocuk Gelişimi" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/aile-ve-cocuk-gelisimi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/aile-ve-cocuk-gelisimi/">Aile ve Çocuk Gelişimi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Ailenin Çocuk Gelişimine Etkisi</h2>
<p>Ailelerin çocukları üzerindeki ilk etkileri son derece önemlidir. Anne-babanın ve ailenin diğer bireylerinin çocukla olan etkileşimi, çocuğun aile içindeki yerini belirler. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Okul öncesi dönemde çocuk, sosyal birey olmayı öğrenirken aynı zamanda özdeşim yapacağı bir modele gereksinim duyar.</p>
<p>Kişilik oluşumu için gerekli olan özdeşim(model alma), büyük olasılıkla aile içindeki yakın bir üye ile gerçekleşmektedir. Genellikle özdeşim modeli anne-baba olmaktadır. Özdeşim kurulan aile bireyinin bozuk bir kişilik yapısına sahip olması halinde, olumsuz davranış örneğinin çocuğa yansıma olasılığı artmaktadır.</p>
<h3>Anne Babanın Çocuğa Karşı Tutumu</h3>
<p>Çocuk yetiştirmede ve ailenin çocuğa karşı tutumlarını belirlemede, anne-baba tarafından çocuğun gelişim dönemlerinin özelliklerinin neler olduğunun bilinmesi çok önemlidir. Çocuğu yetişkinlerden ayıran bir çok özellik vardır. Çocuğun kanıtlanabilir en güçlü tarafı ve üstünlüğü öğrenme güdüsüdür. Çocuk, emici zihin yetisine sahip olarak doğar. Kültür, töre, ülkü, duygu, davranış ve inançların emilip benimsenmesi, çocuğun doğumuyla altı yaşı arasındaki emici zihin döneminde gerçekleşir.</p>
<h3>Olumsuz Aile Tutumları</h3>
<h4>Aşırı sevgi ve gevşek eğitim</h4>
<p>Bu tutumu gösteren ailelerde sevgi, çocuğa şımartılacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Çocuktan çok az şey beklenir. Bu tarz yetiştirilen çocuklar genellikle yetişkinlik yaşamlarında sorumluluk taşımayan, hep alıcı bireyler olarak karşımıza çıkar. Burada verilen sevgi, aşırı vericilik ve aşırı koruyuculuk biçimindedir.</p>
<p>Disiplin tarzları ise yalancı bir hoşgörü biçiminde görünürse de aslında ailenin güçsüzlüğünün ve yetersizliğinin bir sonucudur. Çocuk ne kadar büyümüş olursa olsun, aile ona ilk yıllarda olduğu gibi daima vermeye ve korumaya eğilimlidir. Böyle çocukların ileride, doyumsuz ve bencil olma olasılığı fazladır. Eğer aile varlıklı ise çocuğu bir süre daha doyurulabilir; çocuk dayanaksız ve doyumsuz kaldığında ise alkol, kumar ve madde kullanımına başlama olasılığı artar.</p>
<h4>Aşırı sevgi ve sıkı eğitim</h4>
<p>Burada sevgi, aynı birinci tutumda olduğu gibi aşırı verici ve koruyucu bir davranışla sunulmaktadır. Ancak çocuğa bir bebek gibi bakıldığı halde, kendisinden beklenenler çoktur. Hiçbirşey esirgenmez; özel dersler aldırılır, çeşitli olanaklar sağlanır. Buna karşılık çocuktan ileri düzeyde başarı beklenir. Bu tutumla yetiştirilen çocukların nevrotik olma olasılıkları çok yüksektir. Bu beklenti, sevgi ile beraber sunulduğundan çoğunlukla çocuklar tarafından kolay benimsenir ve benliğe sindirilir. Bazen çocuk bu özellikleri çok sindirmiştir ve kendisini aşırı derecede kontrol eder; böylece acımasız bir üstbenliğe sahip erişkin olarak yetişir.</p>
<h4>Yetersiz sevgi ve aşırı disiplin</h4>
<p>Sıkı eğitim vardır ve disiplin genellikle aşırı cezalarla uygulanır; en küçük şeyde cezalandırma (dayak, şiddet) yoluna gidilir. Çocuk çoğunlukla aşağılanır ve horlanır. Böyle yetiştirilen çocuklarda saldırgan ve antisosyal davranışlara eğilim artar. Bu tür ailelerde büyüyen çocuklar, karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek isterler ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorlanırlar.</p>
<h4>Gevşek eğitim ve yetersiz sevgi</h4>
<p>Bu durum yoksul ve kalabalık ailelerde gözlenir. Çocuğa düşen sevgi ve ilgi payı azdır. Çocuğun eğitimi de yetersizdir. Çocuk, kendi yolunu bulmaya çalışır. Böyle çocuklar pasif ve donukturlar. Bu tutumda da disiplinsizlik söz konusudur, ancak disiplinsizliğin buradaki nedeni sorumsuzluk ve ilgisizliktir. Sevginin yetersiz oluşu aşırı iticiliğe neden olur. Çocuk yeterli sevgi ve bakım görmez. Hazır olmadığı çağlarda bağımsızlığa zorlanır; bir an önce kendi kendisine yetmesi ve kendisine bakması beklenir.</p>
<h3>Farklı Aile Tutumları</h3>
<h4>Aşırı Otoriter ve Reddedici Aile Tutumu</h4>
<p>Çocuğun bedensel ve ruhsal gereksinmelerini karşılamayacak kadar olumsuz duygular beslenilir. Çocuğa şefkat, sevgi, sıcaklık verilmez, her yaptığı eleştirilir.</p>
<p>Çocuğun iyi yönleri değil olumsuz yönleri ortaya çıkarılır. Otoriter ve reddedici aile tutumunda evde söz hakkı, özgürlük ve otorite anne babanındır.</p>
<h5>Aşırı Otoriter ve Reddedici Aile Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri:</h5>
<p>Bu çocuklar kötü muameleye maruz kalmaktan korktukları için anne ve babaya karşı edilgen, uysal ve erdemli olmaktadır. Fakat içten içe anne babaya karşı düşmanlık duyguları geliştirirler.</p>
<ul>
<li>Kendisi dışındaki insanlarla yeterli iletişimi kuramadıkları için saldırganlığı kendisine yönlendirebilirler.</li>
<li>Yeniliklere açık değildirler, yeni şeyler üretmeleri zordur.</li>
<li>Sürekli kusurları aranan çocuk streslidir ve stresliyken hata yapma olasılığı artar.</li>
<li>Yardım duygusundan uzak, sinirli, inatçı, hırçın, uyumsuz olabilirler. Kurallara uymayan veya otoriteye boyun eğen, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edemeyen bir kişilik geliştirebilirler.</li>
</ul>
<h4>Aşırı Hoşgörülü Aile Tutumu:</h4>
<p>Çocuk merkezli bu tür ailelerde çocuğun yaptığı her şey hoş görülür ve çocuk aşırı özgür bırakılır.</p>
<p>Çocuğa neyi yapıp neyi yapmaması gerektiği anlatılmaz. Hiçbir zaman kesin kurallar belirtilmez. Çocuk kendisine zarar verebilecek davranışlarda bile etkili denetimden uzaktır, uyarılmaz.</p>
<h5>Aşırı Hoşgörülü Aile Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri :</h5>
<p>Aşırı hoşgörülü tutum ile yetiştirilen çocuklar bir süre sonra anne babasını denetim altına alır, onları tehdit ederler. Dedikleri olmayınca da tehditlerini uygularlar.</p>
<ul>
<li>Eleştiriye açık olmadıkları için kendilerini geliştiremezler.</li>
<li>Kuralsızlığa alışan çocuklar, okuldaki kurallarla karşılaşınca okula ve arkadaş çevresine uyum sağlamakta zorluk çekebilirler.</li>
<li>Bencil, sorumsuz, kırılgan, her dediğinin anında olmasını isteyen, sabırsız, şımarık, antisosyal olabilirler. Sosyal ortama girdiklerinde ve her dediklerinin olmadığını gördüklerinde hayal kırıklığına uğrar, kendi kabuklarına çekilebilir ya da agresif olabilirler.</li>
<li>Her isteklerini yaptırmayı alışkanlık haline getirir ve zamanla kural tanımazlar.</li>
</ul>
<h4>Aşırı Koruyucu Aile Tutumu</h4>
<p>Çocukların üzerine titrenir. Ağlamasın, üşümesin, terlemesin, hasta olmasın, yorulup incinmesin diye büyük bir çaba gösterilir. Her şey çocuk adına yapılır. Anne babaların çocuklar için geliştirdikleri aşırı kaygı, çocuklarını aşırı korumaya yönlendirir.</p>
<ul>
<li>Çocuğa evde seçim hakkı verilmez.</li>
<li>Aşırı Koruyucu Aile Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri :</li>
<li>Kararlar, çocuk adına aile tarafından alındığı için, karar alma ve seçenekleri değerlendirme becerileri gelişemez. Karşılaştığı sorunlarla başa çıkamayacağına inanır ve sürekli hata yapma eğilimi içindedir.</li>
</ul>
<p>Bu çocuklar belli dönemlerde yerine getirmesi ve kazanması gereken davranışlar ve görevleri yapamadıkları için, aşırı bağımlı, ürkek ve çekingen olabilir, beceriksiz ve sakar görünebilirler. Kendilerini topluma kabul ettirmek için zaman zaman isyankar davranışlar sergileyebilirler.</p>
<h4>Tutarsız Aile Tutumu</h4>
<p>Bu ailelerde çocuğun yaptığı bir davranış bazen çok sert bir tepki alabilirken, bazen de çok olumlu karşılanabilmektedir. Tutarsız anne babanın iki çocuğuna karşı farklı tutumu ya da anne babanın kendi eğitim tarzlarındaki farklı tutumları çocukları olumsuz yönde etkileyebilir.</p>
<h5>Tutarsız Aile Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri</h5>
<p>Bir davranışın kimi zaman ödüllendirilmesi kimi zaman da cezalandırılması çocukta cezanın anlamı ve suçun niteliği hakkında kuşkular uyanmasına neden olur. Ne zaman, nerede, ne yapacağını bilemezler.</p>
<ul>
<li>Kendi görüş ve düşüncelerini aktaramazlar.</li>
<li>Çocuk kendini kanıtlamak ve dikkatleri üzerine çekmek için, ürkek, yumuşak huylu, söz dinleyen ya da kendi benliğini ve bağımsızlığını göstermek için kavgacı, sinirli bir çocuk olabilir. Zamanla çevrelerindeki insanlara güvenmeyen, her şeyden şüphelenen, kararsız bir kişilik yapısı geliştirebilirler.</li>
</ul>
<h4>Mükemmeliyetçi Aile Tutumu</h4>
<p>Mükemmeliyetçi tutumda anne baba her şeyin en iyisini çocuğundan bekler. Kendi gerçekleştiremediği yaşantıları çocuğunun gerçekleştirmesini ister ve çocuk olduğu gibi kabul edilmez.</p>
<ul>
<li>Çocuktan aşırı titizlik ve temizlik beklenir.</li>
<li>Mükemmeliyetçi ailelerde kurallar ve kalıplar belirlenir ve çocuğun bunlara mutlaka uyması beklenir.</li>
<li>Mükemmeliyetçi Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri :</li>
<li>Mükemmeliyetçi anne baba tutumuyla yetişen çocukların fikirleri genelde çok katıdır. Bir şey veya kimse ya çok olumlu ya da çok olumsuzdur.</li>
<li>Her işte en iyi ve en üstün olmak ister. Fakat istediği seviyeyi yakalamayınca hayal kırıklığına uğrar ve çalışmayı tamamıyla bırakabilir. Aşağılık duygusu gelişir.</li>
</ul>
<h4>Kabul Edici, Güven Verici ve Demokratik Aile Tutumu</h4>
<p>Sevgi, saygı, huzur, güven ve şeffaflık olan ailede çocuk tüm yönleriyle kabul edilir. Anne baba davranışları ile çocuğa uygun birer model, çok iyi rehberdir. Çocuğa yol gösterir ama alacağı kararlar konusunda serbest bırakır.</p>
<ul>
<li>Kabul Edici, Güven Verici ve Demokratik Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri:</li>
<li>Demokratik ve güven verici bir ortamda yetişen çocuk, kendine ve çevresine saygılı, sınırları bilen, yaratıcı, aktif, fikirlere saygı duyan, fikirlerini rahatlıkla söyleyebilen, kişilik ve davranışları açısından dengeli, sorumluluk duyguları gelişmiş, hoşgörülü, işbirliğine hazır, arkadaş canlısı, duygusal ve sosyal açıdan dengeli ve mutlu bir birey olarak yetişir.</li>
<li>Anne babanın tutarlı ve kararlı tutumu çocuğun kendisine ve çevresindekilere güven duygusunu geliştirir.</li>
<li>Kendi haklarını savunurken başkalarının haklarına da saygı duyar.</li>
</ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/aile-ve-cocuk-gelisimi/">Aile ve Çocuk Gelişimi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Korku Problemi</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-korku-problemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 07:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[korkular]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Korku Nedir? Korku bizi , kendimizi korumaya hazırlayarak ve tehlikeye karşı uyararak hayatımızın devamını sağlar. Adrenalin salgılanması , vücudumuzun kaçmaya ... <a title="Çocuklarda Korku Problemi" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-korku-problemi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-korku-problemi/">Çocuklarda Korku Problemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Korku Nedir?</h2>
<p>Korku bizi , kendimizi korumaya hazırlayarak ve tehlikeye karşı uyararak hayatımızın devamını sağlar. Adrenalin salgılanması , vücudumuzun kaçmaya ve dönüşmeye hazır olmasını sağlar. Fiziksel ve psikolojik değişiklik tehlikeden kaçmada karşılaşmada yararlıdır.</p>
<p>Rüyalarımız sıkça korkularımızı yansıtır. Çocuklar rüyalarını anlatırsa , anne babalar çocukların neden korktuklarını anlarlar. Çocuklar olgunlaşırken korkuları daha belirgin ve şiddetli hakle gelir. Eğer çevreleri güvenli ise ve mantıksız korkular desteklenmemişse korkularını geliştirmezler. Şiddetli korkular doğal olarak yok olmazlar. Cezalandırma ve aldırış etmeme de bu korkularda etkili değildir. Belirli korkular endişeyi serbestçe ortaya çıkarmaya , seziyi , güvensizliği , korkuyu hissetmeye yol açar.</p>
<h3>Yaş guruplarına göre korku türleri Nelerdir?</h3>
<p>0-1,5 yaş arası dönemde ses , korku yaratan uyarıcılar arasında birinci sırada gelir. 6.ayda ya da daha ileriki aylarda bebeklerin yaşındaki ilerlemeye bağlı olarak bebeklerde uçurum görüntüsüne karşı korku tepkileri artmıştır. Diğer bir korku türü ise bebeklerin yabancılara karşı gösterdikleri korku tepkileridir. 7. ve 8. aylarda yabancılara karşı hissettikleri korku duyguları 1. Yaşın sonuna doğru yoğunluk ve sıklık gösterir. Yine bu yaş döneminde en sık rastlanan bir diğer korku türü ise gürültülü uyarana bağlı irkilmedir.</p>
<ul>
<li>1,5 -3 yaş arası dönemdeki korkulara bakacak olursak çocukların korkularında korkulan objeye bağlı bir artma görülür. Bu dönemdeki korkular arasında hayvan (örneğin köpek ) gök gürültüsü , ani ses , yalnız yatma , tuvalette sifonun çekilmesi , elektrik süpürgesi vs. sayılabilir.</li>
<li>3-4 yaşlarında bu korkulara karanlık , dilenci , hırsız , öcü korkuları eklenir. Tuvalet alışkanlığı kazandığı dönemde bedeninden bir şeylerin koptuğunu görerek korkması da yine bu dönemdedir. Karanlık korkusu bebeklikten itibaren en sık rastlanan korkuların başında gelir. Anne – babanın en sık pekiştirdiği korku türüdür.</li>
<li>Bu korku türünde de model alınması olağandır. Çocuk anne – baba ya da yakınlarından birinin karanlık korkusu yaşadığını bilirse , bu korkuya maruz kaldığında ister istemez karanlığın ürkütücü olduğu düşüncesine kapılabilmektedir. Şayet bu korku anne – baba tarafından pekiştirilmezse ve uygun bir şekilde yaklaşılırsa kendiliğinden kaybolmaktadır. Bu bağlamda çocuklara güven vermek , onlara yalnız olmadıklarını mesajını vermek önem taşımaktadır.</li>
<li>4 yaşında doruğa ulaşan korkularda bu yaştan itibaren yavaş yavaş azalma görülmesi beklenir. 5 yaş fazla korkulu bir yaş değil daha çok somut korkular görülmektedir. Çocuklar bu dönemde daha ziyade düşüp yaralanmaktan , köpekten , bir yerinin kanamasından korkarlar.</li>
<li>0-6 yaş arasında anne – babadan ayrılma korkularına çok sık rastlanmaktadır. Annenin çocuğunun yaramazlık yapmasına engel olmak için ‘seni bırakırım , dilenciye veririm’ tarzındaki yaklaşımı farkında olmayarak çocukta korku tepkisi oluşturabilir.</li>
<li>6 yaşlarında korkularda yeni bir artma gözlenir. Özellikle sesle ilgili korkular , hayalet , hortlak , cadı , şimşek , yalnız uyuyamama ve benzeri korkular üst düzeydedir. Hatta bazen ‘ yatağın altında biri var’ diyerek tek başlarına kendi odalarında yatmak istemezler. Ayrıca izledikleri filmlerin etkisinde kalarak da korku geliştirebilirler. Bu nedenle çocuklara korku içeren sahneler seyrettirilmemeli veya filmi izleme esnasında ortamdaki sessizliği bozup onunla film üzerinde konuşulmalıdır.</li>
<li>2-6 yaş arasındaki okul öncesi çocuklar , en çok korku yaşayan çocuklardır. Bunun nedeni korkuların gelişiminin toplumsal gelişim ve kişilik gelişimi kadar bilişsel gelişimle de ilgili olmasıdır.</li>
<li>7 yaş : Bu yaşta pek çok korkular vardır. Karanlık , bodrum , tavan arası korkusu , gölgeleri hayalet cadı gibi algılama söz konusudur. Okuduklarından , televizyonda gördüklerinden fazlasıyla etkilenme , endişelenme yaşıdır.</li>
<li>8-9 yaş : Bu yaşlarda endişelenme ve korkular daha azdır. Sudan ve karanlıktan daha az korkarlar. ( Bu nedenle evde mutsuz olunca valinizi toplayıp gitmeyi düşünebilirler) Daha gerçekçi korkular , bir şet yapamamak , okulda başarısızlık gibi , kişisel endişeler söz konusudur.</li>
<li>10 yaş Pek çok korkular vardır , genelde 1-2 yıl sonrasına göre daha az korkulu bir yaştır. Hayvanlardan özellikle yılanlardan korkarlar. Bu yaşta yükseklik , yangın , kötü adam korkusu da söz konusudur.</li>
</ul>
<h3>Çocuklarda Doğa Üstü Korkular</h3>
<p>Doğa üstü korkular ( hayalet , drakula , cin , peri ) 5-10 yaş arasındaki çocukların % 20 ‘sini ilgilendirir. Fiziksel tehlikelere ait korkular 10 yaşından daha yukarıdaki çocuklar içindir. Okullarda çocukların %20 ‘ si sınav korkusu nedeniyle yeterli başarıyı elde edememektedir.</p>
<h4>Şiddetli ve sürekli korkular ciddiye alınmalıdır.</h4>
<p>Şu konularda profesyonel yordum alınmalıdır : her hangi bir kategoride , objelerin tümünden korkmak , yetersizlik duygusu , ve şiddetli korku. Dikkat çekici bir şekilde televizyon ve sinemada şiddet içeren filmleri seyreden çocuklar ve ergenler diğer çocuklara göre daha çok korkarlar.</p>
<h3>Korkunun Nedenleri</h3>
<ul>
<li>Bedensel bozukluklar ve bazı hastalıklar sonucu gelişebilir. Kaza sonucu oluşan beden kurları ve uzun süre devam eden hastalıklar. Hastalık tedavisinde uygulanan yöntemler.</li>
<li>Çocukları korkutmalar. Korkunun baş nedenidir. Hayvanlar , eşyalar ve durumlar hakkında korkutucu şekilde bilgi vermek.</li>
<li>Çocuklara korku verici yaşantılar verme. Çocuklar bir çok şeyden korunmasını bilmezler. Nasıl koruncaklarını hesap edemezler. Deniz, ırmak , hayvan , ateş , yüksek balkon vs.</li>
<li>Çocukların kötü örnek görmeleri. Özellikle çevresinden taklit yoluyla.</li>
<li>Korkuyu eğitimde bir araç olarak kullanmak. Çocukları eğiten kimseler birçok hallerde çocukları korkutarak istedikleri gibi hareket etmeye zorlama ( bir bakıma çocuğu tehdit etme). Çocuk uslu durmadığı zaman doktora götürürüm iğne yaptırırım gibi.</li>
<li>Çocuğun ve gencin geçirmiş olduğu şoklar. Çocuk bazen eşya , durum ve hayvanlarla ilişki kurduğu sırada ömür boyu unutamayacağı şiddette bir olayla yüz yüze gelerek şok olabilmektedir. Deniz kazası geçirmiş ve hayatını zor kurtarmış olan bir çocuğun denize karşı korku geliştirmesi gibi.</li>
<li>Kişileri kontrol etmek. Bazı zamanlarda korkulu olma dikkatli olmanın ya da güçlü olmanın bir yolu olabilir. Bu olgu çocuğun , korkulara sahip olmasını direkt olarak pekiştirir , korkutulma daha memnun edici hale gelir ve bu duyguları da gittikçe şiddetlenebilir. Problem korkunun hem acı verici hem de ödüllendirici bir hale dönüşmesidir. Korku , çocuğun anne ve babayı etkileme ve kontrol etmenin asıl ve tek yoludur. Okul fobisi gibi.</li>
<li>Eleştirilme ve azarlanma. Aşırı eleştiri çocukta korkuların oluşmasına neden olur. Kirli olduğu için azarlanma çocukta ; kirlilik korkusunun oluşması gibi.</li>
<li>Titizlik ve aşırı istek. Aşırı titiz bir ortam genelde çocukta korku oluşturabilir ya da bu ; özellikle otorite korkusu olabilir. Bu çocuklar otoriteyi temsil eden polis ve öğretmen tarafından aşırı korkutulabilir. Mükemmeliyetçi anne ve babalar sıklıkla korkak çocuklara sahiptir.</li>
<li>Şiddetli ve uzun süreli aile çatışmaları.</li>
</ul>
<h3>Çocuk korktuğunda neler yapmalıyız ?</h3>
<ul>
<li>Korkusuna saygı gösterin , onu dinleyin ve anlayışla karşılayın.</li>
<li>Çoğu korkunun geçici olduğunu hatırlayın.</li>
<li>Tekrar ona yardımcı olmaya çalışmadan önce korktuğu durumdan uygun bir süre geri çekilmesine fırsat verin.</li>
<li>Korktuğu duruma tekrar alışabilmesi için ufak adımlarla yaklaşmasını sağlayın. (yüksekten korkuyorsa az yüksek yerlere çıkarmakla ).</li>
<li>Bazen çocuklar daha önce korktukları şeylerin üzerine giderler. ( Daha önce yangından korkuyorsa , birden ateşle oynama isteği duyabilir. Bu gibi durumlarda sizin denetiminizde soba yakmasına , kibrit ve mumlar yakmasına izin verilebilir )</li>
<li>Çocuğunuzun korktuğu şeyleri bulmaya çalışınız. ( Karanlıktan mı? Garip seslerden mi ? ). Bu gibi durum ve nesnelerden uzak tutun.</li>
<li>Çocuğunuzun korkusunun belirli yaş dönemlerinde çocuklarda görülen korkulardan olup olmadığını öğrenin. Yaş düzeyinde bir korku ise üstünde durmayabilirsiniz. Aşırı ise zamanla geçmiyorsa bir uzmanla görüşmenizde yarar vardır.</li>
<li>Korkularından başkalarının yanında söz edip onu küçük düşürmeyin ve utandırmayınız.</li>
<li>Korkuları karşısında sabırsızlanıp ona bebekmiş gibi davranmayın.</li>
<li>Çocuğunuzun hazır olduğunu hissetmiyorsanız korktuğu nesne veya durumla yüzleştirmek için asla acele etmeyin.</li>
</ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-korku-problemi/">Çocuklarda Korku Problemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuktan Uzakta Yaşam</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuktan-uzakta-yasam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 12:51:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar ve boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[izmir çocuk psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne Babadan Uzak Olmak Çocuklar için ebeveynlerinden uzak olmak, yeteri kadar görememek ve eksikliğini yaşamak oldukça güç bir durumdur.Boşanmalarda çocuklar ... <a title="Çocuktan Uzakta Yaşam" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuktan-uzakta-yasam/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuktan-uzakta-yasam/">Çocuktan Uzakta Yaşam</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Anne Babadan Uzak Olmak</h2>
<p>Çocuklar için ebeveynlerinden uzak olmak, yeteri kadar görememek ve eksikliğini yaşamak oldukça güç bir durumdur.Boşanmalarda çocuklar genellikle anneleri ile kaldıkları için , daha az görüştükleri ebeveyn çoğunlukla babadır.Babalar farklı bir şehirde yaşıyorlarsa,durum çocuklar için daha güç hale gelir.”Baba” bir çocuk için güven ve destek demektir.</p>
<p>Çocuklar boşanma sonrası, babalarından uzak kaldıkları ve babaları tarafından yeterli ilgi göremedikleri zaman, genelde kendilerini suçlarlar ve babalarını kendilerinden uzaklaştıracak bir şeyler yaptıklarını düşünürler. Öz saygıları zedelenir ve sevilmedikleri , terk edildikleri hissine kapılırlar. Bu sebeple, babaların çocuklarına sevgilerini göstermeleri ve onları ihmal etmemeleri çok önemlidir.</p>
<h3>Boşanmış Bir Babaysanız</h3>
<p>Boşanmış bir babaysanız ve çocuklarınızdan uzak bir şehirde oturuyorsanız, çocuklarınızın yokluğunuzdan olumsuz etkilenmesini en aza indirgemek için yapabilecekleriniz;</p>
<ul>
<li>Birinizin hep diğerinin yaşadığı kente girmesi yerine karşılıklı ziyarette bulunun.</li>
<li>Çocuklarınızla tatile çıkın.</li>
<li>Çocuklarınıza en az haftada iki telefon edin.</li>
<li>Çocuklarınıza posta-kargo ile içinde el yazınız olan sevgi sözcükleri içeren notlarla birlikte küçük hediyeler gönderin.</li>
<li>Çocuklarınıza videoya alınmış görüntülerinizi , fotoğraflarınızı veya banda alınmış ses kaydınızı gönderin ve onların da göndermesini sağlayın.</li>
<li>Çocuklarınıza e – mailler gönderin.</li>
<li>Çocuklarınız için ulaşılabilir olun. Kapalı telefonlar, geri dönülmeyen aramalar çocukları oldukça olumsuz etkiler.</li>
<li>Yeni bir evliliğiniz ve başka çocuklarınız varsa, evinizde mutlaka boşandığınız evliliğinizden olan çocuğunuz için de özel bir alan ayırın.</li>
<li>Çocuklarınızla akraba ziyaretleri düzenleyin.</li>
</ul>
<h3>Kaliteli Zaman Ayırın</h3>
<p>Çocuğunuzla birlikte olduğunuz vakitlerin kaliteli ve paylaşım dolu geçmesi için özen gösterin.Çocuğunuzu ayda 1-2 defa görüyorsanız ,birlikte olduğunuz gün sinemaya gitmek(bire bir paylaşım çok az ) ,günün yarısında telefonla iş görüşmeleri yapmak,dikkati çocuğa vermemek ,görev sorumluluğu ile günü geçirmek çocuğa daha fazla zarar verebilir.</p>
<h3>Özel Günlerini Kaçırmayın</h3>
<p>Çocukların yaşgünü, mezuniyet, resital, gösteri gibi çok özel günlerini kaçırmayın. Çocuğunuzun annesi ile aranızda ne sorun yaşanırsa yaşansın , bu durumu çocuğa yansıtmayın ve çocuğa anne hakkında olumsuz konuşmayın.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuktan-uzakta-yasam/">Çocuktan Uzakta Yaşam</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selektif Mutizm</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/selektif-mutizm/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 11:30:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[izmir psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[mutizm]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selektif Mutizm Nedir? SELEKTİF MUTİZMDE (SEÇİCİ KONUŞMAMAZLIK) AİLE -OKUL &#8211; TERAPİ ÜÇLEMESİ Selen 6 yaşında, 1.sınıf öğrencisi. 3 yaşında kelimeleri ... <a title="Selektif Mutizm" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/selektif-mutizm/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/selektif-mutizm/">Selektif Mutizm</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Selektif Mutizm Nedir?</h2>
<p>SELEKTİF MUTİZMDE (SEÇİCİ KONUŞMAMAZLIK) AİLE -OKUL &#8211; TERAPİ ÜÇLEMESİ</p>
<p>Selen 6 yaşında, 1.sınıf öğrencisi. 3 yaşında kelimeleri söylemekte problem yaşadığı için ailesi tarafından dil terapistine götürülmüş.Kısa süreli bir tedaviden sonra konuşması düzelmiş. Annesinin anlattığına göre evde adeta bülbül gibi konuşan Selen ,okulda anaokulundan tanıdığı sadece tek bir arkadaşı ile iletişim kuruyor.</p>
<p>Sınıf arkadaşları tarafından sevilen ve her doğumgünü partisine davet edilen Selen, okulda öğretmenleri ve diğer sınıf arkadaşları ile kesinlikle konuşmuyor.Tenefüslerde oyun parkındaki etkinliklere katılıyor ama başka kimsenin onu duyamayacağı ,onu izleyemeyeceği şekilde ve ortamlarda oyun oynuyor.</p>
<p>Efe, 11 yaşında 6.sınıf öğrencisi. Annesi ve babasının anlatımına göre evde son derece espirili, konuşkan ve rahat. Ancak sosyal ortamlarda oldukça çekingen ve içine kapanık.Yeni arkadaşlıklar kurmuyor,okulda yaşıtlarının düzenlediği etkinliklere ve okul organizasyonlarına katılmıyor.</p>
<p>Tek arkadaşı ,5 yaşından beri yakın olduğu arkadaşı Cem. Okuldaki tenefüslerde genellikle sınıfta ödevini yapmakla meşgul oluyor.Okuldan hiçbir arkadaşı ile konuşmuyor.Buna rağmen okul notları gayet iyi.Son 2 yıldır, sadece çok gerekli olan durumlarda öğretmenleri ile birebir konuşuyor.</p>
<p>Selen ve Efe , selektif mutizm tanısı ile psikoterapi görüyorlar.</p>
<h3>Seçici Konuşmamazlık</h3>
<p>Seçici Konuşmamazlık, diğer adıyla selektif mutizm, bir tür çocukluk kaygı bozukluğudur. Bu çocuklar “konuşmamayı seçtikleri” ortamlarda genellikle göz kontağı kurmaz, kendisine bir iletişim yöneltildiğinde hiç duymamışcasına tamamen hareketsiz kalabilirler. Bu durum elbetteki anne babalar için ,aynı zmaanda öğretmenleri ve hatta bu çocuklarla çalışan terapistleri için dahi zor bir durumdur.</p>
<p>Selektif Mutizme sahip olan çocukların genellikle kaygıya karşı genetik olarak bir yatkınlığı olduğu düşünülmektedir. Bu çocuklar bebekliklerinden itibaren bazı kaygı işaretleri gösterebilirler. Anneden ayrılmada güçlük, sese karşı aşırı duyarlılık, uyku sorunları, aşırı ağlama, yeni durumlara karşı zor adapte olma gibi problemler yaşayabilirler.</p>
<p>Biraz büyüyüp aile dışında sosyal ortamlara katılmaya başladıklarında, konuşmaya karşı bir korku ve beraberinde donup kalma, içe kapanık vücut duruşu, donuk yüz ifadesi ve tikler gibi davranışlar geliştirirler.Bazı çocuklarda , karın ağrısı,kusma,ishal gibi psikosomatik rahatsızlıklar da bu duruma eşlik eder.</p>
<h3>Selektif mutizmi yaşayan çocuklar</h3>
<p>Selektif mutizmi yaşayan çocuklar, evde tamamen farklı bir çocuk oluverirler. Evde Neşeli, konuşkan, hareketli,hatta gürültücü olan çocuk , sosyal ortamlarda bambaşka özellikler sergiler. Bu çocukların niye bazı ortamlarda, bazı kişilerle konuşup bazı ortamlarda konuşmadığı tamamen kendilerini rahat ve güvende hissetmeleri ile ilgilidir.Bulundukları yer ve etraflarındaki insanlar bu noktada büyük önem taşır.</p>
<p>Bulundukları yer: Ev ortamında gayet konuşkan ve hareketli olan çocuk, okul sözkonusu olduğunda, okulun kaygı seviyesini yükseltmesi sebebiyle komünikasyon kurmamayı tercih eder. Sabahları okula çok zor gider.Sınıf ortamında kesinlikle konuşmazken, tenefüslerde ve spor etkinliklerinden zevk alıp oldukça eğlenebilir.Hatta bazen az da olsa komünikasyon kurabilir.</p>
<p>Örneğin Selen ,sınıfın en arka sırasında anaokuldan beri birlikte olduğu en yakın arkadaşıyla oturuyor ve onunla sohbet ediyor. Öğretmeni sınıftaki yerini değiştirip, her ikisini de en ön sıraya oturttuğunda ,ön sırada yani herkesin görebileceği ve duyabileceği yerdeyken aynı arkadaşı ile konuşmaktan kaçınabiliyor.</p>
<p>İnsanlar: Genellikle bu çocuklar ,kendi akranları ve kendilerinden küçükler ile konuşmaya ,yetişkinlerle konuşmaya nazaran çok daha yakınlar.</p>
<h3>Selektif Mutizmin Sebepleri Nedir ?</h3>
<ul>
<li>utangaç mizaç</li>
<li>aile geçmişinde anne-baba utangaç ve kaygılı kişilik yapısı</li>
<li>konuşma bozuklukları</li>
<li>yeni ortamlara ve kültürlere adaptasyon süreci</li>
<li>yaşıtları ile etkileşim içinde bulunabileceği ortamların olmaması</li>
<li>aile içi stres</li>
<li>Gibi etkenleri saymak mümkündür.</li>
<li>Selektif mutizmle birlikte bulunabilecek diğer özellikler ise,</li>
<li>Sosyal fobi</li>
<li>Ayrılık kaygısı</li>
<li>Obsesif özellikler</li>
<li>İnatçılık</li>
</ul>
<p>Olarak sıralanabilir.</p>
<h3>Selektif Mutizmin Başlangıç Yaşı Kaçtır?</h3>
<p>Selektif mutizmin başlangıç yaşı genellikle 2-5 yaş arası olarak kabul ediliyor.Ancak yapılan araştırmalara/istatistiklere göre bu çocukların tedaviye başlama yaşı 6-8 arası olarak saptanmış.</p>
<p>Selektif mutizmde erken tedaviye başlanmasının önemi çok büyük olmasına rağmen, ailelerin geç tedaviye başlamalarının sebebi ailelerin çocuklarının rahatsızlıklarını utangaçlıkla karıştırıyor olmaları veya aile içinde konuşan çocuğun, okul başlayıncaya kadar sosyal ortamlardaki durumunun fark edilmemesi olarak görülebilir.</p>
<p>Birçok aile çocuklarına selektif mutizm teşhisi konulduktan sonra bu kavramı ilk defa duyuyor olmaları sebebi ile bunun çok nadir bir rahatsızlık olduğunu düşünüyor ve kendilerini yalnız hissediyorlar. Ancak yapılan araştırmalara göre selektif mutizm, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite de olduğu gibi çocukların %2 sini etkileyen bir durum. Ayrıca kız çocuklarında erkek çocuklarına nazaran 2 kat daha fazla görülüyor.</p>
<h3>Selektif Mutizmin Tedavisi</h3>
<h4>TERAPİNİN TEDAVİYE KATKISI</h4>
<p>Uzun ve aşamalı sayılabilecek tedavi sürecinde,selektif mutizm yaşayan çocuklara sistematik duyarsızlaştırmaya dayalı davranışsal yaklaşım,olumlu düşünceler ile bilişsel yapılandırmaya dayalı bilişsel yaklaşım , çocuğun davranışlarının değerlendirildiği oyun terapileri ve bazı durumlarda bu terapilerle birlikte ilaç tedavisi etki sağlamaktadır.Bu süreçte aile terapisinin de gerektiği zamanlar ortaya çıkabilir. Çocuğun psikoloğu ile kurduğu sevgi ve güven ilişkisinin tedaviye olumlu katkısı büyüktür .Çocuk ile psikolog ancak güvene dayalı ilişki ortamında ,çocuğun kaygısının azaltılması, kendilik algısının yükselmesi ve kendine güven sağlaması gibi gerekli konular üzerinde çalışabilirler.</p>
<h4>AİLENİN TEDAVİYE KATKISI</h4>
<ul>
<li>Çocuğun olduğu gibi kabul edilmesi ilk şart olmalıdır.</li>
<li>Anne –babanın çocukla,onun utangaçlığını ve korkularını anladıklarını ve zamanında kendilerinin de buna benzer durumlar yaşadıklarını anlatan güven verici konuşmalar yapmaları ve destek olduklarını göstermeleri ikinci önemli adımdır.</li>
<li>Çocuk için evde mutlak bir sevgi ve güven ortamının yaratılması oldukça gereklidir.</li>
<li>Çocuğa konuşmadığı zamanlarda ceza,konuştuğu zamanlarda ödül verilmemeli,çocuk kesinlikle tehdit edilmemelidir.</li>
<li>Çocuğa benlik saygısını güçlendiren övgülerde bulunulmalı,özsaygısını zedeleyecek davranışlardan kaçınılmalıdır.</li>
<li>Dans, tiyatro , resim, jimnastik, yüzme gibi aktivitelere katılımı sağlanmalı,zevk aldığı etkinliklere devam edilmelidir.</li>
<li>Anne-babanın evde çocukla geçirdiği kaliteli oyun zamanı oldukça önemlidir.</li>
<li>Çocuğun iletişimde olduğu yaşıtları ile sık sık bir araya getirilmesi ve birlikte zaman geçirmelerinin teşvik edilmesi ancak baskı yapılmaması gerekir.</li>
<li>Kendisinden yaşça küçük, çocuğun ablalık veya ağabeylik yapabileceği yaşta çocuklarla vakit geçirmesi için ortam yaratılmalıdır.Bu ortam çocuğun çekinmeden konuşabilmesi için ona bir fırsat sunabilir.</li>
<li>Haftasonları ailesi ile birlikte doğa aktivitelerine (park,yürüyüş,bisiklete binme v.s)katılması, çocuğun gerginliğini alır ve kaygısını azaltabilir.</li>
<li>Çocuğa öğretilebilecek basit gevşeme ve nefes teknikleri işe yarayabilir.</li>
<li>Aile ,mutlaka çocuğun psikoterapi görmesini sağlamalı ve sürekliliğini aksatmamalıdır.</li>
</ul>
<p>Aile, okul ile birebir ilişki içinde olmalı, okul ve çocuğun öğretmenleri ile çocuğun durumunu paylaşmalı ve tedavi sürecine dayalı tam bir organizasyon içinde olmalıdır.</p>
<h3>Okulun Tedaviye Katkısı</h3>
<p>Öncelikle çocuk için seçilen okul oldukça önemlidir.Çocuğun daha özel ilgi görebileceği, kalabalık sınıflara sahip olmayan,aktivite programları renkli okullar daha iyi bir seçimdir.</p>
<ul>
<li>Okul ve öğretmenler ile çocuğun durumu detaylı paylaşılmalı,çocuğun ihtiyaçları açıklanmalıdır.</li>
<li>Öğretmenlerin çocuğu konuşması için zorlamamaları,sınıf ortamında çocuğa dikkat çekmemeleri,çocukla özel olarak ilgilenmeleri gerekir.</li>
<li>Çocuğun sosyal faaliyetler için zorlanmaması,ancak katılımı için teşvik edilmesi ve cesaretlendirilmesi önem taşır.</li>
<li>Çocuğun okulda edindiği arkadaşlarından sınıf düzeninde ve sosyal aktivitelerde ayrılmaması ,çocuğun kaygısının artmaması açısından önemlidir.</li>
<li>Çocuğun sınıfının, konuştuğu arkadaşlarından ayrılmaması ve mümkünse sınıflar karıştırılmadan aynı sınıf arkadaşları ile devam etmesi çocuk için daha iyidir.</li>
<li>Çocuk ,daha rahat hareket edebilmesi için,sınıf düzeninde arka sıralarda,başka çocukların dikkatini çekmeyecek şekilde,konuştuğu bir arkadaşı ile yan yana oturursa dersleri daha rahat dinleyebilir.</li>
<li>Çocuğun öğretmenleri ve arkadaşları ile yazarak, sembol ve işaretlerle iletişim kurması engellenmemelidir.Bazı çocuklar iletişim için bu yolu tercih edebilirler ve kendilerini ancak bu şekilde ifade edebilirler.</li>
<li>Okulda bir müzik korosu varsa,çocuk katılım için cesaretlendirilmelidir.Herkesin birlikte şarkı söylediği koro ortamında bu çocukların genellikle katılım sağladıkları gözlemlenmektedir.</li>
</ul>
<h3>Selektif mutizmli Çocuklar Başarılı Olur mu?</h3>
<p>Selektif mutizm tanısı almış çocukların anne babalarının en önemli kaygılarından biri de, çocuğun akademik hayatında zorlanıp , başarısız olacağına ilişkin kaygıdır.Bu çocuklar,zeka açısından çoğu zaman ortalamanın üstünde performans gösterirler ancak okul ortamında kendilerini ifade etmekte zorlanırlar</p>
<p>.Bu sebeple okul seçimi büyük önem taşımaktadır.Okul , aile ile işbirliği içinde ,çocukla ilgili bir şekilde eğitim programını yürütürse,çocuğun başarısız olması için hiçbir sebep kalmaz.Ancak çocuk okul tarafından sahiplenilmez ve ilgi görmezse,kalabalık ortamlarda kaybolup giderse,artan kaygıları sebebiyle hem derslerine odaklanamaz,hem de okula gitmek onun için tam bir kabusa dönüşebilir.</p>
<h3>Selektif Mutizmi Yaşayan Çocukların İhtiyaçları</h3>
<p>Selektif Mutizmi yaşayan çocukların en önemli ihtiyaçları destek ve güven ortamıdır. İletişim kurmamak her ne kadar onların seçimi gibi görünse de, aslında bu çocuklar kendilerini çaresiz ve kapana kısılmış hissederler. Bu kısır döngüden kurtulabilmeleri için, aile-okul-çocuk psikoloğu işbirliği mutlaka gereklidir ve ancak işbirliği sağlanırsa çocuklar bu sorunun üstesinden gelebilirler.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/selektif-mutizm/">Selektif Mutizm</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Dikkat Eksikliği</title>
		<link>https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-dikkat-eksikligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Empati İzmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 10:54:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[izmir psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.psikologizmir.net/wp/?p=199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda Dikkat Eksikliği Dikkat eksikliği yaşayan çocuklar konsantre olmakta zorlanırlar.Özellikle okulda dersi dinleme, okuma ve algılama becerisi bir problem olarak ... <a title="Çocuklarda Dikkat Eksikliği" class="read-more" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-dikkat-eksikligi/">Devamı</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-dikkat-eksikligi/">Çocuklarda Dikkat Eksikliği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuklarda Dikkat Eksikliği</h2>
<p><strong>Dikkat eksikliği yaşayan çocuklar</strong> konsantre olmakta zorlanırlar.Özellikle okulda dersi dinleme, okuma ve algılama becerisi bir problem olarak öğretmenlerin ve ailelerin karşısına çıkar.</p>
<p>Dikkati ve algıyı güçlendirme programımız çocuğunuzun dikkat süresini uzatmasını,konsantre olabilmesini,okuduğunu algılayabilmesini ve aklında tutabilmesini sağlayacak bir program olarak hazırlanmıştır.</p>
<p>Özellikle okuma ve algılama becersini yükseltmesi, çocuğunuzun okul başarısını arttırmaktadır.</p>
<h3>Psikologlarımız ile uygulanan Program İçeriği</h3>
<ul>
<li>Dikkat süresi ölçümü</li>
<li>Algılama ölçümü</li>
<li>Göz &#8211; Beyin ilişkisi ölçümü</li>
<li>Öğrenme stili ölçümü</li>
<li>Göz kaslarının güçlendirilmesi</li>
<li>Algının güçlendirilmesi</li>
<li>ikkat süresinin arttırılması</li>
<li>Okuma ve anlama becerisinin geliştirilmesi</li>
<li>Ailelerle evde uygulanacak ev egzersizleri</li>
</ul>
<h3>Dikkat Eğitim Programı</h3>
<p>her çocuğun kendisine özel olarak hazırlanmakta ve sunulmaktadır. Programımız, her çocuğun öğrenme kapasitesine göre değişmekle birlikte ortalama 8-12 seans aralığında sürmektedir.Dikkat becerisinin ve okul başarısının artması somut olarak gözlemlenebilmektedir.</p>
<h3>Çocuklarda Dikkat Eksikliği Tedavisi</h3>
<p>Çocuklarda dikkat eksikliği tedavisi Merkezimizde görevli Empati <a href="https://www.psikologizmir.net/izmir-cocuk-psikologu/">İzmir çocuk psikoloğu</a> tarafından yüzyüze terapi metodlaarı yada dilerseniz<a href="https://empatizmir.com/urun/cocuk-ergen-terapisi/"> online çocuk psikoloğu</a> taraından gerçekleşmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ilginizi çekebilir</p>
<ul>
<li><a href="https://felicitapsikolojimerkezi.com/sakarya-cift-terapisi/">Sakarya Çift terapisi</a></li>
<li><a href="https://felicitapsikolojimerkezi.com/">Sakarya psikolog</a></li>
<li><a href="https://sakaryacocukpsikologu.com/">Sakarya çocuk psikoloğu</a></li>
</ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net/cocuklarda-dikkat-eksikligi/">Çocuklarda Dikkat Eksikliği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.psikologizmir.net">Piskolog İzmir</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
